HENGÂME VE BİZ...

Kuzey’de Rusya Ukrayna kapışması devam ediyor. Attıkları SİHA’lar ara sıra sınırlarımızı aşıp topraklarımıza düşüyor. ABD destekli PKK - PYD Fırat’ın doğusunda özerk bölge kurmuş, Şam’la birleşmemekte direniyor. PKK’nın Kuzey Irak’taki üsleri duruyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı İsrail- GKRY - Yunanistan ittifakı oluşmuş. Güney Kıbrıs silahlanıyor. İran’da karışıklık ve iç savaş olasılığı artıyor. Türkiye’ye yönelik bir göç dalgası ihtimal dışı değil. ABD’de Donald Trump’a yönelik öfke büyüyor. Kongre kaynıyor. Kafayı Grönland’a takan Donald Trump NATO’yu yıkmayı göze almış. Gerekirse nükleer silah bile kullanırım, diyor. ABD Grönland’ı alırsa Çin’in Tayvan’a gireceği söyleniyor. ABD’den istediğimiz uçakları alamıyoruz. Görüşmeler uzuyor. Ve biz bütün bu hengamede Bebek Otel’de kokainci ünlü avındayız Bakalım yarın hangi ünlüler gözaltına alınacak? Merakımız o... Ne demiş büyüklerimiz: Biz bize benzeriz... İLHAN KOMAN Dünya çapında üne sahip heykel sanatçımız İlhan Koman bundan 39 yıl önce, 30 Aralık 1986’da İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşama veda etmişti. İlhan Koman 1965 yılından ölümüne kadar nehir kenarında mütevazi bir teknede sürdürmüştü yaşamını. Arkadaşı Doğan Özgüden onu anlatırken diyor ki: “İsveç’te 20 şehrin sokak ve meydanlarında Koman’ın heykelleri bulunuyor. Stockholm’deki “Leonardo’ya Selam” heykeli ile İstanbul’daki Akdeniz Heykeli en beğenilen eserlerindendir.” İstanbul’daki harika Akdeniz heykeli kentin çeşitli yerlerini süsledikten sonra Galatasaray’da Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin üçüncü katında korumaya alındı. Çünkü kentimizde malum nerede heykel görürlerse orasını burasını kırmaya yeltenen insan görünümlü vandallar da yaşıyor. Aslında bu heykel bir deniz kenarına yerleştirilmeli, köpüklerle, dalgalarla, rüzgârın tuzlu esintisiyle bütünleşmeli... BABA Büyük İskender’e dostları “Çok kadınla evlenin çok çocuğunuz olsun adınızı onlar yaşatsın” dediler... İskender şöyle dedi: “Babaların hatırasını çocuklar yaşatmaz, babaların hatırasını hayattayken yaptığı iyi şeyler yaşatır” RANDEVU Mahmut Bey dostumuz kardiyoloji muayenesi için Ankara Etlik Şehir Hastanesinden randevu istedi. Uygun randevu saati yoktu. Randevularda açılma olması halinde internetten bildirilecekti. 14.01.2026 tarihinde MHRS üzerinden saat 15.57 itibarıyla talebe uygun randevu bulunduğu bildirilmiş. Ve 16:12’ye kadar randevu alması gerektiği kaydedilmiş. Dikkat buyurun; tanınan süre sadece 15 dakika! Mahmut Bey o süre içinde iletiyi görmediği için. Talep iptal edilmiş ve randevu verilmemiş. Kime anlatacak derdini? Marko Paşa yaşamıyor ki, kapısını çalıp şikayetini aktarsın! ÇALIK Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, hastanede boynundan ameliyat olduktan sonra tekrar hapishaneye götürülerek hücresine kapatıldı. Henüz suçu belli olmayan bir şüpheli Murat Çalık. Hakkındaki iddianame hazır. Mahkemenin başlayacağı günü bekliyor. Kanıtları ve tanıkları etkilemesi söz konusu değil, kaçma şüphesi yok... Bu durumda bir insan neden hala hapiste tutulur? Doktorlar nasıl bu yönde rapor verir? Türk Tabipler Birliği gibi kuruluşlar neden konuyla ilgilenmez? Hukuk fakülteleri neden vardır? Üniversite neden konuşmaz? Anlaşılır gibi değil...... PARFÜM Gazeteci arkadaşımız anlatıyor... - Geçenlerde ünlü bir mağazada parfümlere bakıyordum. Tezgâhtar hanım çok övdüğü bir parfümü test kartına hafifçe püskürtüp uzattı. Pahalıydı ama güzeldi. Kartı alıp cebime koymuşum. Bir hafta sonra tesadüfen buldum. İlk günkü kadar güzel kokuyordu. Demek ki çok kalıcıydı. Eşime doğum gününde o parfümden hediye ettim. Ertesi akşam dedi ki: - Parfümü öğlen elbiseme sıkmıştım. Akşama kalmamış, uçup gitmiş... Durumu mağazadaki tezgâhtar hanıma anlattım. Açık sözlü biri çıktı. Bana dedi ki: - Firmalar müşteriyi cezbetmek için tester denilen deneme parfümlerini daha yoğun aromalı yaparlar. Satışa çıkan ürünler ise daha az yoğundur. Satın aldığınız parfümün test parfümü kadar kalıcı olmaması normaldir! İyi mi?