Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri'nde (MESEM) kayıtlı 559 bin öğrenci, karne almalarına rağmen yarıyıl tatili yapamadan işbaşı yaptı. Öğrenciler, haftada 4 gün işyerinde çalışıp sadece 1 gün okula gittiklerini belirterek, eğitim adı altında çocuk işçi olarak çalıştırıldıklarını anlattı. ’Sınav soruları önceden dağıtılıyor’ Öğrenciler, okulda ders işlenmediğini ve sınavlardan önce kendilerine soruların ve cevapların verildiğini söyledi. Sözcü ’ye konuşan bir öğrenci, "Sınavlardan önce bize soru ve cevapları veriyorlar. Ezberleyip, sınavda yazıyoruz. Hepimiz takdir ve teşekkür aldık" ifadelerini kullandı. Başka bir öğrenci ise, "Defterlerimiz bomboş. Okula gidip sadece arkadaşlarla takılıyoruz. Ben karneyi hak etmediğimi düşünüyorum" dedi. Günlük net ücret 196 lira MESEM öğrencilerinin ayda 16 gün çalışarak 8 bin 422 TL maaş aldığı belirtildi. Ortalama 330 TL'lik günlük yemek ücreti düşüldüğünde, öğrenci başına aylık net 3 bin 142 TL, günlük ise yaklaşık 196 TL kaldığı hesaplandı. En az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti 2025 yılında en az 94 çocuk işçinin hayatını kaybettiği, bunlardan 17'sinin MESEM öğrencisi olduğu biliniyor. Son iki yılda ise 29 MESEM öğrencisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. TÜİK verilerine göre, 15-17 yaş arası çalışan çocuk sayısının 840 bin olduğu kaydedildi. MESEM gerçeği Bakanlık eğitim sistemindeki asıl büyük sorununu, yani Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden yasallaştırılan çocuk işçiliğini gölgeleyemiyor. Bakan Yusuf Tekin her fırsatta MESEM modelini övse de, bu sistemin bedelini çocuklar hayatlarıyla ödüyor. Eğitim adı altında işyerlerine gönderilen çocukların can güvenliği yok. 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların 26’sı henüz 14 yaşında veya daha küçüktü; 68’i ise 15-17 yaş grubundaydı. Eğitimciler ve hukukçular, bakanlığın bu ölümlerin sorumluluğunu üstlenmesi ve okullardaki kutlamalarla ilgili genelge yayımlamak yerine, MESEM’lerdeki sömürüye son vermesi gerektiğini vurguluyor. Zorunlu eğitimin kısaltılması patronların talebi Bakan Tekin’in geçtiğimiz süreçte yaptığı açıklamalar, çocuk sömürüsünün sadece MESEM ile sınırlı kalmayacağını, eğitimin genel yapısının da buna göre esnetileceğini gösteriyor. 15 Kasım 2025’te Hande Fırat ’a konuşan Yusuf Tekin meslek lisesi programlarının çok “ilgi gördüğünü” söylüyor. Zorunlu eğitimin 12 yıl olmasının dünyada tartışıldığını öne süren Tekin, eğitim süresinin kısaltılmasının Türkiye’de bir “ihtiyaç” haline geleceğini iddia ediyor: "Zorunlu eğitimin tamamlanma yaşının aşağıya doğru çekilmesi de olabilir, sistemin esnekleştirilmesi de. Bizde yükseköğretime geçiş en erken 18 yaşında oluyor, dünyada bu ortalamalar 16 yaşa kadar çekilmiş durumda." Bakanlığın politikaları, bir yandan okulları dini referanslarla yeniden şekillendirirken, diğer yandan çocukları erkenden okuldan koparıp sermayenin hizmetine sunmayı hedefliyor. Eğitim sendikaları, Bakan Tekin'in vitrinde "manevi değerlerden" bahsederken, mutfakta çocukları güvencesiz ve tehlikeli iş kollarına yönlendiren politikaları hayata geçirdiğine dikkat çekiyor.