Hatimoğulları'ndan 'Halep' açıklaması: 'SDG risk aldı, çözümün adresi Ankara'dır'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep'in doğusuna çekilme kararını ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu süreçteki açıklamalarını değerlendirdi. SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilme kararını bir risk alma olarak tanımlayan Hatimoğulları, "SDG temas hatlarından çekilerek, bir kez daha barış için risk alıyor, müzakereye kapı aralıyor. Tabii uluslararası koalisyonun son günlerde yürüttüğü yoğun diplomasi de bu kararı kolaylaştırmış olabilir. Ama asıl mesele şu: Halep’te yanan elin hâlâ barışa uzanması, büyük bir irade ve sorumluluk gerektirir" dedi. Hatimoğulları, Ahmed Şara’nın Kürtlere yönelik yayımladığı 8 maddelik kararnameyi ise "yetersiz" bulduğunu söyledi. Bu tür adımların anayasal güvenceye kavuşması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları sözlerini şöyle tamamladı: “Şara’nın Kürtlere yönelik 8 maddelik kararnamesi önemli adımlar içeriyor. Ancak bu tür kararnameler, köklü sorunlara kalıcı çözüm getiremez. Çatlamış bir temel üzerine duvar örmekle ev sağlamlaştırılamaz. Gerçek çözüm, demokratik bir anayasada halkların haklarını güvence altına almaktan geçer. Anayasal çözümden kaçmak, büyük sorunları küçük genelgelerle örtmeye çalışmak demektir.” 'Bahçeli’nin İsrail-Kürt ilişkisi tanımlaması bir algı yaratma gayreti' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında SDG lideri Mazlum Abdi için kullandığı "Siyonist" ve "Öcalan’a sadakat etmiyor" ifadelerine yanıt veren Hatimoğulları, bu söylemlerin bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Hatimoğulları, “Bahçeli’nin özellikle son grup toplantısında Mazlum Abdi üzerinden kurmuş olduğu İsrail-Kürt ilişkisi tanımlaması tamamen hayal ürünü ve bir algı yaratma gayreti. Halep’te gerçekleşen katliam, Kobani ve Afrin katliamlarını hatırlatıyor. Bu da Kürt halkında ortak duygudaşlığı yaşatıyor, Kürtleri bu şekilde katletmek derin bir duygu yarılmasına sebep oluyor” dedi. İktidarın çatışmalarda taraf değil, "garantör" olması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin Kürt meselesine yaklaşımı stratejik olmalıdır, taktiksel olmamalıdır. Dört parça Kürdistan coğrafyasında Kürt halkıyla bir olmak, beraber olmak, onların haklarına ve hukukuna saygı duymak, onların kazanımlarının önünü açmak Türkiye halklarına kazandıracak bir şeydir. Türkiye bu süreçte garantör bir ülke olmalıdır” ifadelerini kullandı. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmamasındaki asıl engelin Şam yönetimi olduğunu belirten Hatimoğulları, “Amaç katledebildiğini katletmek, kalanları da göç ettirmek ve Kürtsüzleştirmek” diye konuştu. 'Çözümün adresi Şam değil Ankara' Türkiye’de yürütülen yeni sürece dair tartışmalara değinen Hatimoğulları, Suriye’deki gelişmelerin bir "kaldıraç" olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Sürecin askıya alınma ihtimaline karşı uyarıda bulunan Hatimoğulları, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye kendi iç barışını konuşurken, Türkiye’deki Kürtlerle ortak yaşamın inşası konuşulurken Şam gözlüğüyle bakılmamalı. Türkiye’deki çözüm süreci gelişecekse bunun Şam prizmasından geçmemesi gerekiyor. Kürt sorununun çözümünün konuşulacağı, somut adımların atılacağı yer Ankara’dır, Şam değildir. Fakat Türkiye’deki bütün hükümet sözcüleri bütün açıklamalarını Şam prizmasından geçiriyorlar.” Hatimoğulları ayrıca, Abdullah Öcalan ile Mazlum Abdi arasında bir görüşme sağlanmasının sürece olumlu katkı sunacağını belirterek, “Öcalan’ın Mazlum Abdi’yle görüşme gerçekleştirmesi halinde sağlıklı sonuçlar çıkabileceği kanaatindeyim. Çünkü Öcalan bir yanıyla Türkiye’nin iç barışına kafa yorarken bölgenin barışına da kafa yoran bir insan” dedi. 'Özel yasa için tam mutabakata varıldı' "Çözüm süreci" kapsamında yapılması planlanan yasal düzenlemeler hakkında da bilgi veren Hatimoğulları, silah bırakan PKK’liler için özel bir yasaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu konuda bir mutabakat olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “PKK ile ilgili özel bir yasanın çıkması beklenen bir şey. Devletle Sayın Öcalan arasındaki görüşmelerde mutabakata varıldığını ifade edebiliriz. Hatta biz hemen çıkacağını bekliyorduk. Çünkü burada silah bırakanların demokratik siyasete katılımının önünü açacak bir yasa çıkmalı ki o insanlar geri gelebilsin” açıklamasında bulundu.