Noktürn: Bir gece resmi

Noktürn, Türkçeye gece müziği olarak çevriliyor. Sadece müzikte kullanılan bir kelime olmayıp şiirde, resimde ve diğer sanatsal üretimlerde seyirci ile oluşan hüzünlü iletişimi anlatmak için kullanılsa da en çok klasik müzikte bir tür olarak biliniyor. Chopin’in 21 parçalık noktürnleri, bu türün ünlü olanlarından. 1 Bugün ele alacağımız resim de adını, Chopin hayranı bir amatör müzisyen ve koleksiyonerin, ressam James McNeill Whistler’ın bir resmine noktürn demesiyle alıyor. James McNeill Whistler, 1866, Mavi ve Altın Noktürn (Gece): Valparaíso Körfezi “Mavi ve Altın Noktürn: Valparaíso Körfezi” resminin hikayesi, 1866 yılının 31 Mart sabahı saat 7’de İspanyol donanmasının Şili’nin Valparaíso kıyılarını vurmak üzere açığa demirlemesiyle başlar. Körfezin gece sakinliğini mavi ve altın renklerin hâkim olduğu bir paletle huzurlu bir şekilde anlatan resim, bombardımandan bir gece önce yapılmıştır. Empresyonistlerin ışığından etkilenen Whistler’ın fırçası onlardan ayrılarak daha tonal renklerin kullanıldığı renk düzenlemelerine odaklanır. Gemilerin direkleri sisler içinde belli belirsiz uzanır ve resmin soyut niteliği rüya gibi bir atmosfer yaratır. Ortaya çıkan zamansız, içe dönük bir gece resmidir. Ama sabah olduğunda, resimde görülen gemilerin İspanyol bombalarıyla yok olacağı gerçeği, resmi bir tarihsel kanıta dönüştürür. ABD Massachusetts doğumlu ve o sırada Londra’da yaşayan bir ressam olan Whistler’ın tam da İspanyol saldırısı öncesinde Şili’de ne işi vardır? Bu soru uzun yıllar sırrını korumuş ve halen cevabı net değildir. Bir görüşe göre Whistler’ın Şili’ye gidişinin sebebi politiktir. Diğer bir görüş ise silah kaçakçısı olabileceğini ve sadece para için gittiğini söyler. Bu görüşlere yer vermeden önce sanatçının maceralı hayatına kısaca değinmekte yarar var. Çocuk yaşta resme olan ilgisi fark edilen Whistler’ın babası mühendistir ve 1842 yılında, Whistler 8 yaşındayken, Rus İmparatoru I. Nikolay tarafından Saint Petersburg (o sırada adı Sankt-Petersburg)-Moskova hattında çalışmak üzere işe alınır. Ailece Sankt-Petersburg’a taşınırlar. Whistler henüz 11 yaşındayken Kraliyet Resim Akademisine kaydolarak canlı model üzerinde anatomi öğrenme ve geleneksel resim eğitimi alma fırsatı bulur. Rusya’da yaşadıkları yıllarda akrabalarının yaşadığı Londra’ya sık sık ziyarete giderler. Whistler, Londra’da fotoğraf sanatçısı olan kuzenini örnek alarak çocukluğundan itibaren sanatçı olmayı kafasına koymuştur ancak babasının 49 yaşında koleradan ölmesi hayatın akışını değiştirecektir. Ailece ABD’ye geri dönerek annesinin memleketi olan Connecticut’a taşınırlar. Whistler’ın geleceği belirsiz hale gelmiştir. Annesi kendi hayalleri doğrultusunda oğlunu siyasetçi olması umuduyla Katolik bir liseye gönderir. Ancak kısa bir süre sonra dini eğitimin kendisine uygun olmadığına karar veren Whistler, babasının izinden gitmek isteyerek ABD Askeri Akademisine katılır. Otoriteye karşı gelen, alaycı yorumlar yapan ve disiplin cezalarıyla dolu askeri okul hayatını okuldan atılarak tamamlar. Neyse ki burada çizim ve harita yapmayı öğrenmiştir, bu sayede ABD kıyılarını haritalandıran bir çizer olarak çalışmaya başlar. Yeterli parayı biriktirir biriktirmez sanat eğitimi almak için Paris’in yolunu tutar ve bir daha ABD’ye dönmez. James McNeill Whistler, 1859, Piyano Başında 1855’te taşındığı Paris’e ve buradaki bohem hayata kısa sürede uyum sağlar. Atölyesinde çalıştığı ressam Charles Gleyre, daha önce Fransız Devrimi’nin ressamı olarak tanıttığımız David’in bir öğrencisi olan Ingres’in hayranıdır. Bu yüzden Whistler’ın sanat anlayışında da Fransız klasik resmi etkili olacak ve ona özgü tonal, çizgisel resim anlayışının temelini oluşturacaktır. Paris’teki yaşamının üçüncü yılında Gustave Courbet’nin çevresine girmeyi başarır. Bu sayede Manet ile tanışır, Charles Baudelaire’in fikirlerinden etkilenir. Resimleri, Paris’te sergilere kabul edilmeye başlar. İlk ustalık eseri olarak görülen “Piyano Başında” resminin Londra’da sergilenmesi ile çocukluğundan aşina olduğu bu kente yerleşir. Paris’teki dostlarıyla bağlantısını ise hiç koparmaz. Whistler’ın Paris’te tanıştığı ve Londra’da yeniden karşısına çıkacak dostlarından biri, İrlanda’nın bağımsızlığını savunan İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği’nin (Irish Republican Brotherhood) önemli ismi John O'Leary’dir. Hareketin mali yöneticisi olan O’Leary, 1865’te Londra’da, vatana ihanetten tutuklanarak 20 yılla yargılanmaya başlar. Whistler, bir taraftan arkadaşı için öngörülen acımasız ceza karşısında şok olmuş, diğer taraftan O'Leary’nin mektuplaştığı herkesin cezadan pay alması nedeniyle kendisi için de tedirgin olmaya başlamıştır. Tam bu sırada, İrlanda ve İngiltere’de güvenlik güçlerine geniş tutuklama yetkisi veren bir yasa, hızla Kraliyet onayından geçer. Yasa, İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği ile ilişkisinden şüphelenilen herhangi birisi için altı aya kadar yargılamadan göz altında tutma hakkı tanımaktadır. Böylece Whistler, 1866 yılında Londra’dan ayrılmaya karar verir. Whistler’ın Valparaíso’ya giderek aniden ortalıktan kaybolması, hayatındaki en açıklanamaz olaylardan biri olarak anılır. Giderken biyografi yazarı arkadaşı Pennell’e, ABD Konfederasyon askerleriyle birlikte İspanyollara karşı savaşmaya yardım etmek için Şili’ye gittiğini söyler. Whistler bu konuda hiçbir zaman kesin konuşmaz, Pennell de yazdığı biyografide sanatçının Şili’ye gidişine sadece kısaca değinir. Aslında Whistler doğrunun yarısını söylemiş gibi görünmektedir. Hem politik görüşüne uzak olmayan bir direnişe destek olmuş hem de O'Leary davasının olası tehlikelerinden uzaklaşmıştır. 2 Whistler’ın, bombardımandan bir gece önce "Mavi ve Altın Noktürn: Valparaíso Körfezi" resmini yapmasının politik hikayesi böyle açıklanır. Diğer hikâye ise daha kişisel bir karalama davası gibi durmaktadır. Biz Noktürnlere geri dönelim. James McNeill Whistler, 1872, Mavi ve Altın Noktürn: Eski Battersea Köprüsü, Tate Müzesi-Londra Whistler’ın, Valparaíso Körfezi’ni bombalanmasından bir gece önce yaptığı ve ardından birkaç ay boyunca savaş gemilerini resmettiği ve Londra’ya döndükten sonra on yıl boyunca devam ettiği gece resimleri, tıpkı Chopin’in Noktürnleri gibi gecenin seslerini, rengini ve duygusunu taşır. 1872’de Whistler, resimlerine Noktürn ismini veren, amatör müzisyen ve Chopin hayranı Frederic Leyland’a yazdığı mektubunda, ona içtenlikle teşekkür ederek, resmine yönelik eleştiriler karşısında en fazla keyiflendiğini ve sanatında yapmak istediğinin, Noktürn kelimesinden daha iyi anlatılamayacağını söyler. 3 James McNeill Whistler, 1871, Gri Siyah Aranjman No.1, d’Orsay Müzesi-Paris Whistler’ın sanatı, tonun, çizginin resimsel estetiği ile ilgilidir. Bu yüzden annesinin portresine “Gri Siyah Aranjman No.1” adını vermiştir. Resme konu olan kişi resmin sadece soyut bir unsurudur. Önemli olan, tıpkı müziğin notaları gibi, birbirini tamamlamak için bulunan tonlar ve çizgilerdir. Bu yüzden noktürn, senfoni, düzenleme ya da etüt gibi müzikal terimler Whistler’ın resimleri için de tercih ettiği isimlerdir. Yazı biterken, Chopin’in yurtsever duygularla bestelediği ve adına “Devrim” dediği 12 numaralı Etüdünü dinlemenin sırası. Whistler’ın yurtseverliği ise kanıtlanamadı, tıpkı Noktürn resimlerindeki gece sisinde belli belirsiz uzanan gemilerin direkleri gibi sadece hissedilebilen izini bıraktı. 1 Devam etmeden yazının kalanında Chopin’in özellikle 1, 2 ve 15 numaralı noktürnlerini dinlemenizi tavsiye ederim. Şuradan dinleyebilirsiniz 2 Ronald Anderson, Anne Koval, 1994, James McNeill Whistler: Beyond the Myth, New York: Carroll & Graf, sf. 156 3 Ronald Anderson, Anne Koval, 1994, James McNeill Whistler: Beyond the Myth, New York: Carroll & Graf, sf. 186