Prof. Dr. Emre Kongar ’ın yeni kitabının ismi; “Hayat Yaşadığına Değsin” (Remzi Kitabevi, Ekim 2025). Emre Hoca bu kitabında, kendi yaşam deneyimi dahil hayattan öğrendiklerini, okuduklarını, kendi alanında fark yaratan insanların çabalarını aforizmalar (özdeyiş) halinde “Kongarizma” adıyla isimlendirip ortaya koyuyor. Emre Kongar, yaşamın tekliğini, biricikliğini ve kısalığını fark edip daha anlamlı bir hayat sürdürebilmenin ipuçlarını özlü bir biçimde anlatmaya çalışıyor. Kitapta, hayat, aşk, başarı ve mutluluk üzerine çeşitli deneyimlerden süzülen kısa ve çarpıcı özdeyişler var. Emre Hoca, bunları bir ders anlatır gibi sunmaya özen gösteriyor. Profesör Kongar, 1941 doğumlu (halen 85 yaşında) bir toplumbilimci (sosyolog), Mülkiye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunu. Ağırlıklı olarak Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevinde bulunmuş, 12 Eylül 1980’deki askeri darbe döneminde sakalını kesmeyerek hem askeri rejimi, hem de YÖK’ü (Yüksek Öğretim Kurulu) protesto ederek üniversiteden istifa etmiş bir bilim insanı. Hürriyet macerası Emre Kongar, 12 Eylül döneminde üniversiteden ayrıldıktan sonra Hürriyet Gazetesi’nde danışmanlık görevine başladı (1983-1987). Emre Hocayla ilk tanışmamız bu süreçte oldu. Ben de o dönem Hürriyet’te ekonomi muhabiri olarak çalışıyordum. Emre Hoca, sabah erkenden gazeteye gelerek tüm basında çıkan haberleri inceler, Hürriyet’te eksik, fazla olanlarla karşılaştırma yapar, analitik tarzda bir rapor hazırlayıp sabahki yazı işleri toplantısına yetiştirirdi. Çok titiz ve çalışkan birisiydi, zaman zaman öğle yemeklerinde bir araya gelip sohbet ederdik. Hoca, o dönemde sosyal demokrat görüşleri savunan bir kişiydi. Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra kamuoyu araştırma şirketi yöneticiliği ve 1992 yılında da Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı görevinde bulundu. Tutumu giderek radikalleşti Emre Hoca, daha sonra tekrar üniversite öğretim üyeliği görevine döndü, Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı, NTV’de “Yorum Farkı” ve nihayetinde 2017–2025 yılları arasında da TELE 1’de Merdan Yanardağ ile birlikte “18 dakika” programını sundu. Emre Kongar, özellikle AKP iktidarının son döneminde, Gezi'den (2013) sonra gerek Cumhuriyet’teki yazılarında, gerekse TELE 1 televizyonundaki programlarında daha radikal bir tutum sergiledi. TELE 1’de program bitiminde kimi zaman sol kolunu kaldırarak “Kahrolsun Emperyalizm, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Demokratik, Laik, Sosyal, Hukuk Devleti” sloganlarını atıyordu… Kitabın ismi Kitabın “Hayat Yaşadığına Değsin” başlığı, şöyle ortaya çıkmış: Emre Hoca, TELE 1’deki bir programda “Bütün baskılara karşı, her zaman, her yerde, her koşulda kendi ilkelerini, kendi ahlakını, kendi vicdanını savun” diyerek masaya yumruğunu vurmuş ve arkasından “Hayat yaşadığına değsin” diye haykırmış. Bir arkadaşı da program sonrasında “Hayat yaşadığına değsin” başlıklı bir kitap yazabileceğini, bunları da aforizmalar olarak “Kongarizma” adıyla okurlara aktarabileceği önerisinde bulunmuş. Hoca da kitabına bu başlığı vermiş…. Kongar, hayatın bir gün biteceğinin, sonlu olduğunun bilincinde olarak diyalektik bir süreç içerisinde yaşam boyu değişimin kaçınılmazlığının ve zıtların birliğinin farkına vararak ahlaklı, vicdanlı, ilkeli yaşamanın önemine değiniyor. Emre Hoca, özgürlük mücadelesinin egoizmle (bencillikle) değil alturizmle (özgecilikle) dayanışmayla, tek başına değil hep birlikte kazanılabileceğini ya da yitirilebileceğini belirtiyor. Üç boyutlu yaşam Emre Kongar, yaşamın temelinin geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman olarak üç boyutlu yaşanabileceğini belirtikten sonra aşkla ilgili şu örneği veriyor: “Aşkı yaşarken sadece şimdiki zamanı değil, geçmiş ve gelecekte yaşayacaklarımı da düşünür, aşkın büyülü gücünü üçe katlar hatta sonsuzuma dek uzatırım” diyor. Bir sorunla da karşılaştığı zaman yine üç boyutlu düşünüp o sorunun geçmişini, şimdiki halini tüm ayrıntıları ile inceleyip geleceğe ilişkin olası etki ve biçimini de hesaba katarak bir yaşam çizgisi tutturduğunu ifade ediyor. “Bir şey olmak değil bir şey yapmak için yaşamanın” hayata anlam kattığını belirterek insanın bu çerçevedeki hedefleri doğrultusunda yaşamasının daha değerli olduğunu vurguluyor. Aşk tarifi Emre Kongar, aşkın tarifini de şöyle yapıyor: “Aşk, bir insanın, kendisini başka bir insana veya bir ideale adaması, ona ulaşmak için uğraşması, onunla bütünleşmesi, onunla yücelmesi, onunla mutlu olmasıdır”. Emre Hoca, aşkın özen ve emek istediğini belirtikten sonra güven, uyum, şefkat, dayanışma, dostluk ve cinsellikle birlikte gerçek bir ilişki haline dönebileceğini hatırlatıyor. Aşkta sevgi ve saygının da önemini vurguluyor, bu yöndeki söz ve davranışlara dikkati çekiyor. Kongarizması da şöyle: “Aşk, senin hayatını da yaşamaya değer kılar!”… Marx’ın aşk anlayışı Emre Kongar, bilimsel sosyalizmin kurucusu, ünlü düşünür ve eylem adamı Karl Marx ’ın eşi Jenny’e yazdığı mektuplardan da örnekler vererek Marx’ın aşka ilişkin düşüncelerini gündeme getiriyor. Diyor ki, “Marx, aşkın biçimlenişini bireylerin içinde yaşadığı toplumun sosyal ve ekonomik yapısına bağlar” . Ve de “Aşk, yalnızca duygusal ve cinsel bir bağ değil, aynı zamanda emek ve karşılıklı fedakarlık gerektiren karmaşık bir süreçtir”. Biz de burada Marx’ın aşk anlayışı ile ilgili başka bir alıntıyı ( Erich Fromm: Marx’ın İnsan Anlayışı isimli kitabından ) ifade edelim. Marx şöyle diyor: “Erkekle kadın arasındaki ilişki, bir insanla başka bir insan arasındaki en doğal ilişkidir. Böyle bir ilişki bize, bu insanın ne derece doğal ve insancıl olduğunu, yani sonuçta bir insanın sahip olduğu özelliklerinin ne kadarının kendisinde bulunduğunu gösterecektir”. Emre Hoca , kitabında “başarılı bir aşk hayatı için basit önerileri” sunduktan sonra “Benim ebedi sevgilim demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’dir... Kişiye ya da bir ideale veya ikisine birden fark etmez: Aşık ol ki hayat yaşadığına değsin! ” diyor… Başarının 7 kuralı Profesör Kongar, yaşamda başarılı olmanın 7 kuralının da şöyle özetliyor: • Hayal kurmak (Bir şey olmayı değil, bir şey yapmayı düşlemek), • Bilinçli, ahlaklı, vicdanlı ve cesur olmak, • Kendini bilmek (haddini bilmek), • Hedefe kilitlenmek (Hedefinde kararlı olmak), • İnsanları dinlemek ve iletişim kurmak, • Ödülü ve övgüyü bol, cezayı ve eleştiriyi cimrice kullanmak (Kibirli olmamak), • Yaratıcı olmak, en azından küçük bir fark yaratmak. Emre Hocanın “Bir şey olmak değil, bir şey yapmak” konusundaki düşüncesi, bize yine ünlü Alman psikolog ve filozof Erich Fromm’un bir sözünü hatırlattı. Fromm , diyor ki, “Ben sahip olduklarımın değil, yaptıklarımın toplamıyım” . Erdemli bir yaşam Emre Kongar, mutluluk konusunda da Sokrates ’e başvurarak erdemli yaşamanın önemini vurguluyor. Mutluluğun bir hesaplaşma olduğunu da ifade eden Kongar, yaşama verdiklerinle karşılığında ne aldığının iyi düşünülmesi gerektiğini belirtiyor. Burada yine Cumhuriyet’in değerli bir yazarı, hekim Dr. Erdal Atabek ’in bir sözünü hatırlatalım: “Hayat, verdiklerinin geri alımıdır”. Emre Hoca , insanın mutluluğunda ekonomik zorlukların, toplumsal ve siyasal baskıların, adaletsizliğin de etkili olduğunu belirtikten sonra şöyle diyor: “Bağımsızlık, laiklik, özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet ve barış için mücadeleye, insan haklarına, hayvan haklarına adanmış bir hayat, mutluluk kaynağıdır ve yaşadığına değer!”… Mesele teslim olmamakta Zalime, zulme karşı çıkmanın, mücadele etmenin, teslim olmamanın önemine değinen Emre Hoca, “Bunu yap ki hayatın yaşadığına değsin” demek istiyor. Kişisel anlamda da bu savaşımın yanı sıra insanın olanakları ölçüsünde hoşuna gidecek işlerle uğraşması, mümkün olduğu ölçüde hayattan keyif alarak eğlenmesi ve gülmesine de zaman ayırması gerektiğini hatırlatıyor. Alçakgönüllü olmanın da önemine vurgu yapan Emre Kongar , son söz olarak “Diren ki hayat yaşadığına değsin” diyor. Kitap, gençlerle birlikte her yaştan kendini “genç hissedenlerin” önündeki yaşam sürecine katkı yapabilecek nitelikte öneriler sunuyor. İyi okumalar… Hayat Yaşadığına Değsin, Emre Kongar, Remzi Kitabevi, Ekim 2025, 288 sf.