Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa onları çok sert vuracağız. Eğer bunu yaparlarsa, cehennemi yaşarlar. İranlı vatanseverler, protesto etmeye devam edin, kurumlarınızı ele geçirin! Katillerin ve tacizcilerin isimlerini kaydedin. Büyük bir bedel ödeyecekler. Protestocu ölümleri durana kadar İranlı yetkililerle tüm görüşmeleri iptal ettim. Yardım yolda. İran yeniden büyük olacak! İran’da 28 Aralık’ta ekonomik kriz ve yükselen enflasyona karşı başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayılan hükümet karşıtı eylemlere dönüştü. İran'daki hareketlilik devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump da Tahran'ı bu ifadelerle tehdit etti. Sadece bunlar da değil, Beyaz Saray da "Trump'ın çok iyi olduğu bir şey, her zaman tüm seçeneklerini masada tutmaktır. Hava saldırıları, başkomutan için masada bulunan seçeneklerden biridir" açıklaması yaparken, ABD merkezli basını da her gün "ABD müdahalesi yaklaşıyor", "İlk saldırı 24 saat içinde olabilir" vurgulu haberler servis etmeye başladı. İran tehditleri gördü ve el yükseltti: Bölgedeki ülkeleri uyardı ABD'nin bu tehditlerine İran'dan ilk yanıt Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi. Mecliste milletvekillerine hitabında ülkedeki son gelişmeler ve eylemleri değerlendiren Kalibaf, ABD'yi şöyle uyardı: "ABD'nin askeri bir saldırı düzenlemesi halinde, hem İsrail hem de ABD'nin askeri ve denizcilik merkezleri bizim için meşru hedef olacaktır" dedi. Kalibaf'ın bu uyarısından kısa bir süre sonra İran İslam Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Serdar Musevi bir açıklama yaptı. Ordunun “en yüksek savunma hazırlık seviyesinde” olduğunu açıklayan Musevi, füze stoklarının İsrail ile haziran ayında yaşanan 12 günlük çatışma öncesine kıyasla artırıldığını, savaş sırasında oluşan tüm hasarların giderildiğini söyledi. Tahran biraz daha el yükseltti ve Savunma Bakanı Aziz Nasirzadeh daha sert mesajlar verdi. ABD tehditlerinin eyleme dönüşmesi halinde İran'ı tüm güçleriyle ve son damla kanlarına kadar savunacaklarını ilan eden Nasirzadeh, "Savunmamız saldırganlar için son derece acı verici olacaktır” dedi. Öte yandan Nasirzadeh, önceki açıklamalarda olmayan bir vurgu yaptı, İran’a yönelik herhangi bir saldırıya lojistik ya da siyasi destek sağlayan ülkelerin de “meşru hedef” sayılacağını söyledi. Bu açıklama sonrasında Reuters'a konuşan ve ismi açıklanmayan İranlı üst düzey bir yetkiliden, bölge ülkelerine yönelik açık bir uyarı yapıldı. Yetkili, ABD tarafından hedef alınmaları hâlinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerine misilleme yapılacağını belirtti ve bu üslerin bulunduğu ülkelerin “meşru hedef” hâline geleceğini ilan etti. İranlı yetkiliye göre Tahran, aralarında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’nin de bulunduğu ülkelere, ABD’nin İran’a saldırması durumunda ülkelerindeki Amerikan askeri tesislerinin hedef alınacağını bildirdi. Yetkili, aynı zamanda bu ülkelerden Washington üzerindeki etkilerini kullanarak olası bir saldırıyı engellemelerini talep ettiklerini aktardı. Daha önce ağzı yanan Katar'dan hızlı hamle Söz konusu gerilimin somut yansıması en erken Katar’da görüldü. Reuters’a konuşan üç diplomat, Ortadoğu’nun en büyük ABD askeri tesislerinden biri olan El Udeyd Hava Üssü'nde görevli bazı personelin üssü terk etmeleri yönünde bilgilendirildiğini aktardı. Yaklaşık 10 bin ABD askerinin bulunduğu üste yaşanan bu gelişmenin “zorunlu bir tahliye değil, bir duruş değişikliği” olduğu ifade edildi. Çünkü Katar'ın geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan savaşta ağzı yanmıştı. İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmaya dahil olan ABD, 22 Haziran'da İran'ın Natanz, Fordo ve İsfahan'daki üç nükleer tesisine saldırı düzenledi. İran'ın ertesi gün verdiği yanıt ise ABD'nin Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'nü hedef alması oldu. Amerikancılık Türkiye'yi meşru hedef haline getiriyor Öte yandan Türkiye. ABD'nin "kadim dostu", NATO'nun parçası ve İran'ın uyardığı bölge ülkelerinden biri... Türkiye bahse konu gerilimde her ne kadar "İran’a askeri müdahaleye karşıyız” dese de Amerikancılığı elden bırakmayan bir politika izliyor. İyice sıkışan iktidar ayağa kalmak adına Amerikancılığın gazına eskisinden çok daha kuvvetli basıyor. Ancak bununla da sınırlı değil. İran’ın geçtiğimiz yıl Katar’daki ABD üssünü hedef alması, Türkiye'nin dahil olmadığı bir savaşta dahi hedef haline gelinebileceği gerçeğini gözler önüne serdi. Çünkü Türkiye'de başta İncirlik Üssü ve Kürecik Radar Üssü olmak üzere birçok ABD üssü bulunuyor. Öte yandan İran'ın bölge ülkelerdeki Amerikan üslerine dair bu sefer Türkiye'yi de uyardığı iddia ediliyor. Fakat bununla da bitmiyor... Tahran yaptığı bir başka uyarıda ne diyor? İran’a yönelik herhangi bir saldırıya siyasi destek sağlanmasının yanı sıra lojistik destek sağlanmasının da bölge ülkeleri meşru hedef haline getireceğini. Ankara'nın, Türkiye'deki ABD üslerinin böylesi bir gerilim halinde kullanılmasına izin verilmeyeceğini savunanlar çıkacaktır. Bu Pollyannacı tutuma sahip olanlara, İsrail-İran Savaşı'nı ve ABD'nin Venezuela'ya yönelik haydutça saldırısını hatırlatmak faydalı olacaktır. Çünkü ABD Başkanı Trump, İran'a saldırırken de Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırırken de kararları tek başına aldı. Başka bir ülkeye saldırırken "güvenlik" bahanesiyle tek başına karar alan, kararı ABD Kongresi'ne dahi açmayan Trump'ın, Anadolu topraklarındaki ABD üslerinden uçak kaldırırken Türkiye'den izin almayacağı aşikardır. Kısacası ABD'nin olası bir saldırısı, Türkiye'nin de İran'ın ana hedeflerinden biri olacağı anlamına geliyor. İktidar bir yandan "İran’a askeri müdahaleye karşıyız” diyor, öteki yandan Amerikancılığın dibini sıyırıyor. ABD askerlerinin ülkemize konuşlanmasına izin verenler, yarın bu ABD üsleri nedeniyle Türkiye'ye saldırıldığında ne diyecekler?