Kasa boş değil, öncelik başka: Emekliye 'kaynak yok' diyen iktidar bütçeden 282 milyar lira artırmış

İktidarın emekli aylıkları söz konusu olduğunda sığındığı “kaynak yok” bahanesi, bizzat kendi bütçe rakamlarıyla çöktü. 2026'da milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilirken, geçen yıl bütçeden sosyal güvenlik için ayrılan ödeneğin ödeneğin 282 milyar lirasının harcanmadığı görüldü. Aynı bütçede şirketlere “muafiyet”, “istisna” ve “indirim” adı altında en az 2,1 trilyon liralık vergi kıyağı tanınırken, faize aktarılan kaynak 2,7 trilyon lirayı buldu. Veriler, ortada bir "imkansızlık" değil, bir "vazgeçiş" olduğunu gösteriyor. Emekli için kemer sıkma anlamına gelen bütçe, sermaye için kemer gevşetme aracına dönüşmüş durumda. Sosyal güvenlik harcamaları fazla verdi: 282 milyar lira Aralık ayı verileriyle birlikte geride bıraktığımız yılın bütçe istatistikleri tamamlandı. Bütçe sonuçları incelendiğinde, bizzat iktidarın sosyal güvenlik için ayırdığı ödeneğin bile tamamının kullanılmadığı görülüyor. Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Aziz Çelik'in işaret ettiği verilere göre, 2025 bütçesinde sosyal güvenlik kalemine 1 trilyon 822 milyar lira başlangıç ödeneği konulmasına rağmen, harcanan tutar 1 trilyon 540 milyar lirada kaldı. Yani 282 milyar liralık devasa bir kaynak, bütçede "sosyal güvenlik" adı altında yer almasına rağmen harcanmadı. Bu harcanmayan tutar, bütçenin tamamına kıyasla küçük bir pay gibi görünse de emekliler için büyük bir anlam ifade ediyor. Sadece kullanılmayan bu 282 milyar liralık ödenekle, aylığını "tabandan" alan 4,9 milyon emekliye ayda yaklaşık 5 bin lira tutarında bir seyyanen artış yapılabilirdi. Ama iktidar bütçeye koyduğu parayı bile emekliden sakındı. Turbun büyüğü patronların kasasında: 2,1 trilyon lira Oysa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, emekli aylıklarına yapılan zam öncesinde şöyle konuşmuştu: "En düşük emekli aylığında yapılacak düzenleme bütçe imkanlarımız çerçevesinde, bütçelerimiz, dengelerimiz gözetilerek yapılacak." İktidarın "kaynak bulamıyoruz" dediği noktada, asıl büyük kaynak transferi vergi muafiyetleri üzerinden yürütülüyor. "Muafiyet", "istisna" ve "indirim" adı altında devletin bu yıl şirketlerden almaktan vazgeçtiği vergi geliri en az 2,1 trilyon lira. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 16’sına denk gelen bu tutar, patronların kasasına yasal yollarla bırakılan devasa bir kamu kaynağı demek. 2,1 trilyon liralık vergi kıyağı şirketlere tanınmasaydı, her bir emekliye bugün 10 bin liradan fazla seyyanen zam yapılabilirdi. Emekli açlık sınırından kurtartılabilirdi Sadece iki kalemde yapılacak tercih değişikliği sayesinde en düşük emekli aylığı 2026'da 30-35 bin lira aralığına çekilebilir ve milyonlarca hane açlık sınırının üzerinde kalabilirdi. Ortaya çıkan tablo iddia edildiği gibi bir ekonomik zorunluluğa değil, sınıfsal bir saldırıyı işaret ediyor. Kaynaklar, emeklinin mutfağına girmek yerine sermayenin büyümesine ve bütçe disiplini adı altında kemer sıkma politikalarına kurban ediliyor. Emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden "kaynak yok" masalı, bu rakamlarla birlikte bizzat iktidarın kendi resmi verileriyle çökmüş bulunuyor. Emekliye 'denge', faizciye trilyonlar En düşük emekli aylığı 20 bin lira olunca bu düzenlemeden yararlanacak olan emekli sayısı 4,9 milyona çıktı. Bu sayı bütün emeklilerin yüzde 30'u demek. SGK'nın ödeyeceğinin üzerine ödenecek olan 1062 liralık fark Hazine tarafından karşılanacak ve bütçeye yıllık maliyeti 69,5 milyar lira olacak. Toplamda 19 trilyon liralık harcama öngörülen genel bütçe içerisinde 69 milyar liralık bu yük, hükümetin iddia ettiğinin aksine bir ağırlık değil, "devede kulak" kalıyor. Halkın kaynaklarından oluşturulan bütçeden faize tam 2,7 trilyon lira kaynak ayrılmış durumda. AKP iktidarı, 4,9 milyon emekli için bütçeden sadece 69,5 milyar lira aktarmayı planlıyor. Bu miktar, faiz ödemeleri için ayrılan devasa kaynağın sadece yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Milyonlarca emekli ve yaşlı açlık sınırının yarısına bile ulaşmayan rakamlarla yaşatılmaya çalışılırken, bütçe imkanlarının sermaye için seferber edildiği bir kez daha tescillenmiş oluyor. Pastadan emekliye düşen pay küçülüyor DİSK-AR’ın verileri, emeklilerin 23 yıllık AKP iktidarı döneminde en yoksullaşan kesim olduğunu, gelirlerinin sefalet maaşı düzeyine düştüğünü ortaya koyuyor. 2003 yılında ortalama bir emekli aylığı, net asgari ücretin yüzde 36 üzerinde seyrediyordu. Ancak 2025 yılına gelindiğinde bu oran büyük bir düşüş göstererek, ortalama emekli aylığının asgari ücretin yüzde 22 altına gerilemesine neden oldu. Emeklilerin milli gelirden aldığı payda yaşanan gerileme, yoksullaşmanın bir diğer çarpıcı boyutunu oluşturuyor. 2002 yılında ortalama emekli aylığının kişi başına düşen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı yüzde 46,4 seviyesindeyken, 2025 yılı itibarıyla bu oran yüzde 29’a kadar düşürüldü. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36 iken, 2024 yılı sonunda bu oran yüzde 65,7’ye fırladı. Emeklilerin yarıdan fazlası, geçinebilmek için ileri yaşlarına rağmen ek işlerde çalışmak ya da iş aramak zorunda kalıyor.