Balıkesir Mutfağı Neden Konuşmuyor: 50 Peynir Var, Bir Hikâye Yok!

Dünyada gastronomi şehirleri, sahip oldukları ürünleri sayarak değil; neyi, neden ve nasıl pişirdiklerini bilerek öne çıkar. Lyon kimliğini envanterle kurmadı, San Sebastián bunu festival takvimiyle başarmadı, Bologna “bizde de var” diyerek görünür olmadı. Türkiye’de ise son yıllarda neredeyse her şehir, gastronomi sahnesine aynı cümleyle çıkıyor: “Bizde de var.” Peynir var, et var, tatlı var… Bu tekrar, bir iddiadan çok bir savunma refleksine dönüşmüş durumda. Balıkesir de bu koro içinde yer alıyor; güçlü bir mutfağı olmasına rağmen, hâlâ kendini ispat etmeye çalışan bir şehir gibi davranıyor. Oysa gastronomi, ispatla değil, iddia ile kurulur. Gaziantep’in, Hatay’ın ya da dünya örneklerinin farkı tam da buradadır: onlar önce ne olduklarını söylediler, sonra bunun arkasında durdular. Balıkesir ise yıllardır aynı eşiğin etrafında dolaşıyor; anlatmayı bildiği şeyler artıyor, ama söylemeye cesaret ettiği cümle bir türlü netleşmiyor. Balıkesir’in neden tanıtılamadığını değil; neden hâlâ kendini tarif edemediğini tartışmak için yazmak zorunda kaldım.