Starlink ve silahlı gruplar: İran’daki protestolarda ABD-İsrail müdahalesinin payı ne kadardı?

İran’da aralık ayının son günlerinde patlak veren ve kısa sürede ülke geneline yayılan protestolar, Batı medyasında uzun süre “ekonomik krizle tetiklenen halk isyanı” olarak sunuldu. Ancak sahadan gelen tanıklıklar, dijital altyapının işleyişi ve istihbarat çevrelerinden yapılan açıklamalar, bu anlatının önemli eksiklikler barındırdığını ortaya koyuyor. Financial Times ’ın (FT) sahadan aktardığı bilgiler, protestoların yalnızca kendiliğinden gelişen kitlesel gösterilerden ibaret olmadığını gösteriyor. Gazetenin görüştüğü tanıklar, siyah giyimli, hızlı hareket eden ve “komando gibi” davranan grupların eş zamanlı biçimde farklı noktalarda şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini; çöp konteynerlerini ateşe verip hızla başka bölgelere yöneldiklerini aktarıyor. Bu grupların, barışçıl protestocularla güvenlik güçleri arasına karışarak kaosu derinleştirdiği, hatta bazı mahallelerde insanları zorla sokağa çağırdığı öne sürülüyor. FT, bu yapıların kim tarafından yönlendirildiğinin belirsiz olduğunu vurgulasa da, sahadaki örgütlülüğün sıradan bir protesto refleksiyle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. 'Protestolar Starlink cihazlarıyla örgütlendi' Bu tabloyu tamamlayan bir diğer boyut, protestoların dijital altyapısı. New York Times ’ın (NYT) haberine göre İran’daki iletişim kesintileri, Batı yanlısı "aktivistler" tarafından yıllardır hazırlığı yapılan bir uydu internet ağıyla delindi. 2022’den bu yana, ABD’nin yaptırım muafiyetlerinden yararlanan Batı destekli sivil toplum grupları ve "dijital aktivistler", Elon Musk’ın şirketi SpaceX tarafından işletilen Starlink terminallerini İran’a gizlice soktu. NYT, bugün ülkede yaklaşık 50 bin Starlink cihazının bulunduğunu, bu sistemlerin protestoların örgütlenmesinde ve dış dünyaya görüntü aktarılmasında kilit rol oynadığını yazıyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, bu sürecin yalnızca “aktivist inisiyatifi” ile sınırlı olmadığını da açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın SpaceX ile koordinasyon sağladığı, Biden yönetiminin ise bazı sivil toplum gruplarına bu sistemlerin İran güvenlik birimleri tarafından nasıl gizleneceği konusunda destek verdiği belirtiliyor. Starlink’in İran’da ücretsiz hale getirilmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın protestoculara açık destek mesajları, sahadaki “dış müdahale beklentisini” daha da güçlendirdi. Eski CIA analisti: 'Ayaklanmalar CIA-Mossad ortak ürünüydü' Eski CIA analisti Larry Johnson da Batı basınının dolaylı biçimde işaret ettiği bu tabloya benzer bu duruma değindi. Judging Freedom (Özgürlüğü Değerlendirmek) adlı podcaste konuşan Johnson’a göre İran’daki kaos, ne kendiliğinden gelişmiş bir halk ayaklanması ne de yalnızca ekonomik hoşnutsuzluğun sonucu. Aksine, eski CIA yetkilisi, İran para biriminin bilinçli biçimde çökertilmesiyle protestoları tetiklemeyi amaçlayan ve CIA ile Mossad’ın ortak yürüttüğü bir istihbarat operasyonundan söz ediyor. Johnson, İran riyalindeki ani değer kaybının planlı olduğunu, bunun hükümete karşı öfkeyi sokağa dökmek için bilerek kurgulandığını savunuyor. Ona göre Starlink terminalleri de “gökten düşmedi”; istihbarat ağları üzerinden satın alındı, iktidar karşıtı gruplara dağıtıldı. Protestoların koordinasyonu da bu altyapı sayesinde sağlandı. Johnson, Kürtler, Beluçiler, Azeriler ve İran’daki çeşitli muhalif yapıların bu ağ içinde organize edildiğini, silah ve mali destekle sokak çatışmalarının yönlendirildiğini iddia ediyor. Eski CIA analistine göre, İran’ın Rusya’dan aldığı elektronik harp desteğiyle Starlink sistemlerini devre dışı bırakmasının ardından protestoların hızla sönümlenmesi de bu tezin en güçlü göstergesi. Uydu bağlantısı kesildiğinde, sokaktaki grupların koordinasyon yeteneğinin ortadan kalktığını ve güvenlik güçlerinin kısa sürede kontrolü yeniden sağladığını söylüyor. Johnson, bu sürecin nihai hedefinin İran’a yönelik bir ABD askeri saldırısını meşrulaştırmak olduğunu; ancak planlanan zamanlamadaki aksaklıklar nedeniyle Trump yönetiminin saldırıyı ertelediğini öne sürüyor.