Yaprak Balkan göreve başlıyor! AB DT’de ilk kadın büyükelçi

Bugün Türkiye’nin AB nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği’ne (DT) ilk kez bir kadın büyükelçinin fotoğrafı asılacak. Büyükelçi Yaprak Balkan, Büyükelçi Faruk Kaymakçı’nın Lüksemburg’a atanmasının ardından Dışişleri’nin en büyük ve önemli misyonlardan biri için seçilen isim oldu. 1982’de Filiz Dinçmen, Lahey Büyükelçisi olarak atanmıştı. Kadın büyükelçiler bugüne kadar Afrika, Latin Amerika ve Körfez’de de önemli görevler üstlendiler. Lakin Avrupa başkentlerinde tekrar ilk olmaları zaman aldı. Bugün yurt içi ve yurt dışındaki toplam 292 büyükelçinin 83’ü kadın. Tesadüfün izi yok Büyükelçi Balkan’ın AB Daimi Temsilciliği için neden tercih edildiğini özgeçmişi anlatıyor. Her ne kadar son görevi Latin Amerika’dan sorumlu genel müdürlük olsa da, Bakanlığa girdiği 1995’ten bu yana AB Dairesi onun tüm görevlerinden sonra döndüğü yer. Daha önce iki kez Brüksel’de farklı pozisyonlarda görev yapan Balkan, kurumun Collage of Europe’a (Avrupa Koleji) yüksek lisans için gönderdiği bir isim aynı zamanda. AB kendi içinde birden fazla kritik kararın arefesindeyken ve Türkiye ile ilişkiler de yeniden formatlanırken, Balkan’ın Brüksel’e gönderilmesinde tesadüfün izi yok. Atamasını bir nevi “eve dönüş” olarak tanımlayan Yaprak Balkan ile yola çıkmasına kısa süre kala görüştüm. AB’nin geleceğine dair süregiden tartışmalara rağmen, o çok inandığı bir konu için çalışacağını belirtti. “İlla üyelik değil, bütün süreç de çok önemli” diyen Balkan, “Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman tekrarladığı üzere tam üyelik stratejik hedefimiz olmaya devam ediyor ve biz bu şekilde çalışıyoruz. Ama unutmamak gerekiyor ki gerçekten süreç de çok önemli. Uzun yıllardır süreç boyunca Türkiye’nin çok önemli kazanımları oldu. Çevre, gıda güvenliği, tüketicinin korunması gibi alanlardan önemli siyasi reformlara kadar bir çok alanı etkiledi. Hükümetimiz bunları AB istiyor diye değil, halkımız için yaptı ama çizilen çerçevede de çok güzel ilerlemeler kaydettik” vurgusunu yaptı. AB yol ayrımında Ancak kaydedilen ilerleme Türkiye’ye kafi gelmiyor. Malûm, AB içinde özellikle bazı ülkelerin direnci ilişkilerin derinleşmesini engelliyor. AB’nin geleceği de tartışılıyor. Yakında ortada bir birlik kalmayacağını düşünenler de az değil. Büyükelçi Balkan da, AB sanayisinin eskiye oranla geride kalması, Çin rekabeti, ABD’nin tarifeler ve savunma alanındaki yeni politikaları gibi nedenlerle birliğin izolasyonizme gidip gitmediği tartışmasının yürüdüğüne dikkat çekti. “AB dünyadaki sınamalar karşısında kendini güçlendirmek istiyor aslında. Fakat bunu yaparken bir yol ağzı var” diyen Balkan, “Ya o izole bir AB’ye gidecek -ki biz bunun menfi sonuçları olduğunu 20. yy başlarında gördük- ya da oraya gittiğim zaman ben şunu diyeceğim; ‘Yanı başınızda NATO üyesi, AB adayı, Gümrük Birliğine sahip olduğunuz, son derece güçlü, ciddi bir ekonomiye sahip, savunma alanında son derece güçlü, sizin dostunuz bir Türkiye var. Bizi dışında tutmamanız gerekiyor.’” dedi. ‘Çaba göstereceğim’ Muhataplarına dünya zor bir yer haline gelmişken birlikte çok da güçlü olunabileceğini anlatacağına belirten Balkan’a göre, vize, gümrük ya da savunma gibi alanlarda iki tarafın kenetlenmesi, en zor konu olarak görülen “katılıma” dönüşü de kolaylaştıracak. Balkan; “Çünkü doğal bir şey olacak” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye ile AB esasen gümrük birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması alanlarında müzakerelerin ilk aşamalarında önemli ilerlemeler kaydetti. Bunların görüşmelerinde zamanında yer aldım ve yapılan ciddi çalışmaları çok iyi hatırlıyorum. Bu iki hususta sonuca varılmasının her iki taraf için de yararlı olacağına inanıyorum ve bu konularda ilerleme kaydedilmesi için çaba göstereceğim.” Yaprak Balkan ile yola çıkmasına kısa süre kala görüştüm. GKRY dönem başkanlığı Balkan’ın görev başlangıcı GKRY’nin dönem başkanlığına denk geldi. Ona altı ayda ilişkilerin dinamiğine ilişkin beklentisini de sordum. Kısa bir cevap vermeyi tercih etti ve “GKRY dönem başkanlığını her dönem başkanlığı gibi yürütmeye çalışacak. Eminim bizimle ilgili konuları ön plan almaya çalışacaktır. Biz ise AB ile ilişkilerimizi her zaman olduğu gibi kendi uygun gördüğümüz şekilde yürütmeye devam edeceğiz” demekle yetindi. Sohbet biterken Büyükelçi, Türkiye AB ilişkilerinin neofonksiyonalist teoriye uygun bir ilerleyişi olduğunu belirtti ve “Yani zor bir dönem oluyor, dibe vuruyoruz gibi oluyor. Ama sonra öyle çözümler buluyoruz ki bir önceki safhadan çok daha iyi bir safhaya varmış oluyoruz” dedi. Büyükelçi Balkan’ın master tezinin de konusu olan bu teorinin, motivasyonunu daha da artırdığı izlenimi edindim.