Talisca’nın Dönüşü, Fenerbahçe’nin Dirilişi

Karşılaşma başlarken Fenerbahçeli birçok oyuncunun üşüdüğü hatta ısınmaya çalıştıkları görülüyordu. Sahadaki futbolcuların önemli bölümünün çok daha soğuk iklimlerde oynadıkları düşünülürse bu oldukça ilginç ve düşündürücüydü. Tüm ilk yarı boyunca da ne oyuna ısınabildiler ne de doğru dürüst top oynayabildiler. Alanyaspor ise hem çok istekliydi hem de kazanma arzusu ile topa en önde baskı yapıyordu. Hani kaleyi iğne deliği şeklinde daraltsanız oradan geçecek özellikte ve güzellikte erken bir golle öne de geçince iyice havaya girdiklerini söyleyebiliriz. Oyunun bu bölümü aslında her iki takım açısından da yerleşim sorunlarının olduğu, dengesiz ve bir o kadar dağınık oynandığı dakikalardı. Fenerbahçe’nin eşitlik sayısı da bu şekilde geldi. Alanyaspor hızlı hücuma çıkmaya çalışırken topu kaptırdı ve Musaba’nın gayreti Talisca’nın fırsatçılığı ile golü buldu. Talisca için ayrı bir parantez açmamız şart oldu bu yazının içinde… Malum, oyuncuyu çok eleştirdim. Hatta oyununun tek yönlü ve tahmin edilebilir olduğunu da sıklıkla ifade ettim. Özellikle Fenerbahçe adına Lig’in iki kırılım maçı olan Galatasaray ve Başakşehir karşılaşmalarından sonra… Ne olduysa da bu maçların hemen ardından hem Fenerbahçe belli bir ritim ve tempo kazandı hem takım içi uyum sorunu çözümlendi hem de Talisca başka bir oyuncuya dönüştü. Öncesinde daha çok sağ kanattan kaleye şut çeken, duran toplardan gol arayan bir rolü varmış gibi oynarken sonrasında futbolunu çeşitlendirdiğini ve artık tahmin edilebilir bir oyuncu olmaktan çıktığını izlemeye başladık. Dün Alanyaspor maçının hemen tüm pozisyonlarının içinde Talisca vardı; 2 gol buldu, Musaba’nın attığı gol öncesinde kaleci Ertuğrul’un kurtardığı şutu da o çekti. Bana kalırsa bu da asist olarak yazılmalıydı ama nedense öyle sayılmıyor. En Nesyri’nin yokluğu ve Duran’ın istikrarsız performansı düşünüldüğünde Talisca’nın yıldızının parlaması Fenerbahçe’ye bir bakıma ilaç gibi geldi, dersek tam isabet olur sanırım. Maçı çeviren etkinin bireysel performans tarafında Talisca olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. İlk yarı Fenerbahçe’de uyum yoktu, pas bağlantısı bulunmuyordu, etkisizdi, motivasyonu olmayan, kazanma arzusu göstermeyen bir takım gibiydi. Galatasaray’ın puan kaybettiği bir haftada Fenerbahçe’nin bu hali fazlasıyla garip duruyordu. Neredeyse ezeli rakibinin ikramını geçtiğimiz senelerde olduğu gibi tekrar tekrar geri çevirme niyetindeydi. Ancak ikinci yarı işler tamamen değişti. Tedesco ilginç bir şekilde Semedo’yu çıkararak üçlü dizilişe geçti ki bu oyun Mourinho’nun gidişinden sonra ilk kez bu kadar net bir şekilde denenmiş olabilir. Ancak farkı yaratan diziliş değil; zihniyetti, takım halinde maçı isteyen bir Fenerbahçe vardı sahada. Oyuna giren Yiğit Efe’nin bile sahanın birçok noktasında pozisyon aldığını, topu kovaladığını, istediğini gördük. Bu zaten Fenerbahçe’nin maçı çevireceğinin belirtisiydi. İlk yarı duran top, korner bile kazanamayan Fenerbahçe, peş peşe köşe vuruşları ile Alanyaspor kalesinde etkili olmaya başladı. Ancak yeri gelmişken şunun hakkını teslim etmemiz gerekiyor; karşılaşma boyunca Alanyaspor, Fenerbahçe’den çok daha iyi ve doğru duran toplar, kornerler kullandı. Attıkları ikinci gol öncesindeki peş peşe kornerlerin belli bir hedefi vardı ve sonuç aldı. Fenerbahçeyse ne yaparsa yapsın, Galatasaray maçında Oostervolde’nin sıradışı golünü bir kenara ayırırsak aynı etkiyi yaratacak şekilde duran top kullanamadığının eleştirisini not olarak yine buraya düşebilirim. Akan oyunda çok daha iyi bir Fenerbahçe olduğu da bir gerçek. Asensio’nun orta alanda giderek çok daha güçlü bir merkez beyine dönüşmesi takımın atak zenginliğini yukarı çıkarırken; özellikle Musaba ile kanat hücumlarının etkinliğini artırıyor. Fenerbahçe’ye galibiyet golünü getiren atağın başlangıcında Asensio’nun hem oyun görüşü hem de pas isabeti maçın kaderini belirleyen bir asiste dönüştü. Daha önce yazmıştım; Süper Kupa’yı kazanmak Fenerbahçe’ye ayrı bir hava getirecekti, diye öyle de oluyor sanırım. Musaba ve Guendouzi transferleri ile kadronun derinliği ve oyuncu alternatifi de artmış oldu. Talisca etkisine hatta üç gole karşın hala Fenerbahçe’nin gol yollarındaki sorunu devam ediyor. Yine kolay gol yeme istikrarı da bir başka detay olarak dikkat çekiyor. Zorlu bir fikstür ile yoluna devam edecek Fenerbahçe. Hem Avrupa Ligi hem de Süper Lig’deki rakipleri kolay yutulur lokma değiller. Buradan hasarsız geçmeyi başarırsa Fenerbahçe yokuş aşağı hızlanarak ilerleyebilir.