DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Ankara'da uzatılan elin Suriye'de yumruğa dönüşmesi süreci zehirler

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, T24’ün sorularını yanıtladı. Suriye7de son bir haftada yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bakırhan, “Çok büyük alt üst oluşların yaşandığı bir süreçteyiz. Hepimizi ilgilendiren kritik gelişmeler var. Birkaç önemli durumun altını çizmek gerekirse, ilk olarak, Ortadoğu'daki 'merkeziyetçi iflas' ve 'Üçüncü Yol'un haklılığı ortaya çıktı. Bölgede uzun süredir tüm olaylar katı bir merkezi sistem ile buna direnenler arasında geçiyor. Suriye'deki durum da özü itibariyle buraya sıkışmış durumda. Katı merkezi anlayışta diretenlerin pratikleri Dürzilere, Alevilere katliam ve itaate zorlama ile kendini gösterdi. Şimdi aynı refleks Halep'ten başlamak üzere Kürtler üzerinden prova edilmek isteniyor” dedi. “Devam eden sürece de açık bir sabotaj” “Bunu önlemenin en etkili ve kalıcı yolu şüphesiz diyalog ile sorunları çözmektir. Fakat bu girişim, 4 Ocak'ta Şam'da masada iken, anlaşmalar çoğunlukla sağlanmışken masanın devrilmesi ile ortadan kalktı. Yani geçici Şam Hükümeti hem bu başlayan savaştan hem de 10 Mart'ın uygulanmamasından sorumlu taraftır. Bunları net bilmek gerekiyor, yoksa eksik ve yanılgılı yorumlara boğuluruz” diyen Bakınhan özetle şunları söyledi: Anlaşıldığı kadarıyla çeşitli ülkeler hem Paris hem de Paris öncesi geçici hükümete yeşil ışık yaktı. Türkiye bu olan bitenlerin içinde aktif yer aldı. İkincisi, Mazlum Abdi'nin de ifade ettiği üzere açık bir savaşa çekme durumu var. Daha açık ifade edeyim; bir iç savaş tasarlanmak isteniyor. Bu aleni bir tuzak ve ucunda yüz binlerce Kürt’ün hayatı var. Türkiye'de silahların bırakılmasını konuştuğumuz ve çatışmalara çözüm aradığımız bir dönemde, Suriye'de savaş tırmandırılmak istendi. Bundan ötürü "Ankara'da yapıcı, Suriye'de yıkıcı olamazsınız" dedik. Bu kabul edilir bir durum değil çünkü devam eden sürece de açık bir sabotaj. PKK kendi fesih kararını almışken, hâlâ PKK gerekçesiyle Rojava'ya saldırı yapılması, hedef gösterilmesi kabul edilemez. Bu konuda daha önce de defalarca şunu söyledik: Suriye'yi Türkiye'de devam eden sürecin önüne koşamazsınız. Bu yanlıştır. Ortada bir "Ankara paradoksu" vardır. Oysa "Ankara çözümü" arıyoruz. Buradaki her gelişme oradaki çözümü zaten hızlandırır. Yürütme erki de bunun yanlış olduğunu yer yer kabul etti fakat tercihini bu seçenekten kullanmadı. Güvenlikçi kanat tüm gündemi buraya kaydırdı. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) “Kürt realitesi tanınmalıdır” Savaşın kısır döngüsünden çıkmaya çalıştığımız bir dönemde, yeniden savaşa mı girmek gerekiyor yoksa stratejik düzeyde ele alınan yaşam ve çözüm modeline göre mi gitmek gerekir? Savaşın kısır döngüsüne karşı, siyasetin ve diplomasinin gücünü kullanmak zafiyet değil, stratejik bir gerekliliktir. Rojava yönetiminin bu anlamda aldığı veya alacağı karar önemlidir. Görüşmeler sürüyor. Sayın Abdi bugün Şam'a gideceğini söyledi. Duygusal ve siyasal dengeyi iyi kurmak gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak Kürt realitesi tanınmalıdır. Bunu yok sayan her girişim sadece Suriye'yi değil, tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükler “Kazanımları sadece muharebelerin sonuçları içinde okumak yanıltıcıdır” Suriye'de Kürtler yarım asırdan fazladır mücadele ediyor. Son 15 yılda binlerce evladını toprağa verdi. Bugün Şam rejimi Kürtlerle görüşmek zorundaysa, bazı haklarını tanımaya mecbur kaldıysa, bu uzun ve bedelli mücadelenin sayesindedir. Kazanımları sadece muharebelerin sonuçları içinde okumak yanıltıcıdır. Kürtler burada önemli bir yönetim tecrübesi kazandı, halkların bir arada yaşayabileceğini pratikte gösterdi. Kürtlerin kazanımı bir toprak parçasından önce kurulan toplumsal-siyasal irade, ortak yaşam düzeni, kadın özgürlüğü çizgisi, yerel yönetim tecrübesi ve DAİŞ'e karşı kurulmuş meşru savunma gerçeğidir. Şara'nın imzaladığı kanunnamede Kürtlerin dil, kültür ve vatandaşlık haklarının tanınması tesadüf değil, bu mücadelenin sonucudur. Yalnızlık iddialarına gelince; Kürtler bu süreçte kimsenin 'ileri karakolu' veya 'piyonu' olmayı kabul etmeyerek, bedeli ağır da olsa kendi öz güçlerine dayanan onurlu bir 'Üçüncü Yol' siyasetini tercih etti ve kazandı. Bölgede büyük güçlerin oyunları var, bunu görmek gerek. Ama asıl mesele şu: Kürtler kendi toprağında, kendi kimlikleriyle kalıcı hale geldi. Bu kazanımı küçümsemek, yürütülen mücadeleye haksızlık olur. Savaşın gürültüsü, masanın dilini boğmamalıdır. "Mevcut mutabakat bir 'bitiş' değil; fırtınanın ortasında gemiyi batırmadan süreci yönetme hamlesi" Siyaset kurumu ve mücadele yürütenler ajite olursa reeli göremez. Reeli görmemesi durumunda da yanlış pozisyon alır. Mevcut mutabakat bir 'bitiş' değil, fırtınanın ortasında gemiyi batırmadan, demografiyi ve siyasi iradeyi koruyarak süreci yönetme hamlesi olarak görmek daha doğru olur. "Kürtler doğal sınırlarına döndü; bu sınırlar içinde idari ve siyasi statüsünü koruyacak" Reel olan şu, Kürtler doğal sınırlarına döndü. Artık bu sınırlar içinde idari ve siyasi statüsünü koruyacak. Kürtler burada kalıcı bir siyasi özne oldu, yönetim tecrübesi kazandı, halkların bir arada yaşayabileceğini dünyaya gösterdi. Bu, hiçbir güç oyunuyla silinemeyecek bir kazanımdır. “ABD'nin dahil olmadığı ve onay vermediği bir saldırının gerçekleşmesi imkânsız" ABD'nin dahil olmadığı ve onay vermediği bir saldırının gerçekleşmesi imkansızdır. SDG, ABD ile birlikte uzun yıllar IŞİD'e karşı savaşmış, güvenilir bir ortaklık yapmıştır. Fakat SDG başta olmak üzere dünyadaki herhangi bir güç, başka bir güce sırtını yaslayarak veya yüzde yüz güven duyarak bir yere varamayacağını bilir. “Saldırılar Paris anlaşmasından ve Türkiye'nin teşvikinden bağımsız değil" ABD ve diğer tüm küresel güçler önce kendi çıkarlarını düşünürler. Suriye'de Kürt halkına karşı on gündür süren saldırıların Paris anlaşmasından ve Türkiye'nin teşvikinden bağımsız olmadığı açıktır. Saldırılar belli bir aşamaya geldiğinde ise ABD devreye girip geçici Şam yönetimiyle SDG arasında ateşkes ve 14 maddelik anlaşma imzalanmasına aracı oldu. Eğer bölgede birbirimize saygılı, eşit, demokratik, özgür bir düzen kurmazsak hep bir gözümüz uluslararası güçlerde olacak, onlar hep son sözü söylemeye devam edecek. Bu, bölge için her aktörü kapsayan büyük bir yanlıştır. Türk-Kürt, Kürt-Arap ilişkilerini ABD'nin rızası veya onayına bırakılmış saldırılarla zehirlememek gerekir. “Yeni ve demokratik bir mutabakata ihtiyaç var" Halep saldırısıyla Suriye rejimi 10 Mart Mutabakatı'nı zaten ihlal etti. Bu mutabakat taraflar için kötü bir deneyim ve hafıza bıraktı. Şam'daki görüşmelerin sonucunu bilmiyoruz ama açık ki, Kürtlerin siyasi, idari, kültürel ve hukuki haklarını güvence altına alacak yeni ve demokratik bir mutabakata ihtiyaç var. Mevcut durumda yeni bir mutabakatın daha hayırlı olacağını düşünüyoruz. “Türkiye bu saldırıları desteklemiş ve teşvik etmiştir” Türkiye'nin hem askeri yardımlar hem diplomatik hem de moral olarak bu saldırıların destekçisi olduğu biliniyor. Sosyal medyada veya resmi açıklamalarda bu gerçeği apaçık şekilde görüyoruz. Türkiye bu saldırıları desteklemiş ve teşvik etmiştir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kürt-Türk stratejik ilişkilerini esas aldığını söylemişti. Fakat Suriye'de başka bir gerçekle karşılaştık. İktidar Kürt karşıtı bir yerde durarak HTŞ ile stratejik ilişki geliştirdi. Bu durum açık şekilde ortadadır ve Kürt halkını negatif anlamda muazzam şekilde etkilemiştir. Bu zihniyetin tek derdi Kürt karşıtlığını besleyecek yakıtlar bulmaktır. Bu yakıt, bugün Halep'in Kürt mahallelerine dönük saldırılardır. Bahçeli’nin açıklamaları: Barış parça parça inşa edilemez; bütünlüklü cesaret ister Geçtiğimiz haftalarda da çeşitli vesilelerle ifade ettik. Siyaseten olması gerekenlere değil, olanlara bakarak yol almalıyız. Sayın Bahçeli, Türkiye'de bir çözüm aklının gelişmesine dair yol alınmasından yana olduğunu ifade ediyor. Bunu her fırsatta ifade etti. Biz de olmalı diyoruz. Fakat bunun yolu Suriye'yi öne koşmakla olmayacağı da açık. Şimdi Suriye'de bir uzlaşı zemini olacağa benziyor. Bu saatten sonra süreci ve kalıcı barışı en güçlü şekilde nasıl sağlarız? Tekrar altını çizmek isterim: Barış parça parça inşa edilemez; bütünlüklü cesaret ister. Ankara'da uzatılan elin Suriye'de yumruğa dönüşmesi süreci zehirler. “Artık Türkiye'nin de cesaretle ve kararlılıkla adımlarını atması gerekiyor” İktidarın elindeki tüm bahaneler artık tükendi. Yıllardır Suriye'deki durumu bahane ederek bu süreci erteledi, oyaladı. Şimdi orada entegrasyon görüşmeleri masaya oturmuş durumda. Artık Türkiye'nin de cesaretle ve kararlılıkla adımlarını atması gerekiyor. Bundan sonraki her geciktirme, her muğlak açıklama, her "ama" ve "fakat" barış ve demokrasi sürecine karşı bir tutumdur. Bunu açık ve net söylüyoruz: Zamana oynama lüksü kalmadı. Bu konudaki uyarımızı net yapıyoruz. Çok hızlı bir biçimde siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek demokratik adımlar atılmalıdır. İki süreç elbette tam olarak birbirinden bağımsız değil, birbirini besleyen ve güçlendiren süreçlerdir. Suriye'de Kürtlerin anayasal haklarına kavuştuğu demokratik bir sistem, Türkiye'deki Demokratik Cumhuriyet vizyonuna da zemin hazırlar. Biz Türkiye'de Demokratik Cumhuriyet'in sadece talepkârı değil, inşa edici gücü olmaya hazırız. Tüm kapasitemiz ve irademizle bunu yapma iddiasındayız. İki ülkede de Kürtler eşit bileşen olduğunda, Türkiye'nin "güvenlik" adı altında sürdürdüğü politikalar da anlamsızlaşacak. “Suriye'ye sessiz kalanlar, yarın Türkiye'ye etkilerini görünce itiraz etmek için geç kalacaklar” Bu vesileyle geniş muhalif camiaya seslenmek istiyorum. Suriye'de yaşananlar sadece Suriye sınırlarını etkilemeyecek. Ortadoğu'nun genelinde siyasal trendleri ve ideolojik çerçeveleri etkileyecek. Bugün Suriye'de eşitlik, hukuk, adem-i merkeziyetçilik, laiklik değerleri etrafında bir rejim oluşması için aktif mücadele etmeliler. Bugün Suriye'ye sessiz kalanlar, yarın Türkiye'ye etkilerini görünce itiraz etmek için geç kalacaklar. Söyleşinin taamına buradan ulaşabilirsiniz T24 DEM PARTİ “PKK kendi fesih kararını almışken, hâlâ PKK gerekçesiyle Rojava'ya saldırı yapılması, hedef gösterilmesi kabul edilemez” Pazartesi, Ocak 19, 2026 - 19:15 Main image:

Fotoğraf: ANKA

Siyaset related nodes: Suriye Petrol Şirketi CEO'su Kablavi: Yeniden petrol ve doğal gaz ihraç edeceğiz Mazlum Abdi Şam’da İran protestoları... Tüm yollar Washington'a çıkıyor Type: news SEO Title: DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Ankara'da uzatılan elin Suriye'de yumruğa dönüşmesi süreci zehirler copyright Independentturkish: