Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde çalışan tarım işçileri, sabah gün doğmadan yola koyuluyor, uzun ve yorucu bir günün ardından gece saatlerinde evlerine dönüyor. Kara lahana tarlasında günlük bin liraya çalışan emekçiler, hem soğuk hava koşullarıyla hem de açlıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Zor şartlar altında çalışan işçiler, aldıkları yevmiyelerle geçinemediklerini belirtirken, maruz kaldıkları hak mağduriyetlerine de dikkati çekiyor. ‘Kanser hastasıyım, buraya gelip çalışıyorum’ Sabahın ilk ışıklarıyla tarlaya giren işçilerden Meyrem Topal, hem hastalıkla hem de yoksullukla savaştığını vurguladı. Topal, içinde bulunduğu çaresizliği şu sözlerle dile getirdi: “Sabahın soğuğunda dondum, üşüdüm. İki yetimim var, onları doyurmaya çalışıyorum. Evim ayda 10 bin lira kira ama aldığım yevmiye sadece bin lira. Kanser hastası olmama rağmen buraya gelip çalışıyorum; sağ olsun çavuşum beni idare ediyor. Buraya gelmezsem açım, gelirsem tokum. Yevmiye yetmiyor, çevreden gelen yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyoruz.” İşçilerden Hanife Kömür, "Gece 22.00'e eve varıyoruz, ne yemek yapabiliyorum, ne yemek yiyebiliyorum. Burada ne yersem onunla yatıyorum evde. Ne yapmamız gerekiyor bilmiyorum" dedi. ‘Yevmiye en az bin 500 lira olacak ki geçinelim’ ANKA ’nın haberine göre çalışma saatlerinin uzunluğuna ve güvencesizliğe dikkat çeken Yakup Çınkır, insanca yaşayacak bir ücret talep etti: "Saat 04.00'ten itibaren soğukta işbaşı yapıyoruz. Yevmiyelerimize zam gelmedi, 1.000 TL'ye çalıştırılıyoruz. Şu an kazancımız ancak bir paket çay ile beş kilo şekere yetiyor. Geçinebilmemiz için yevmiyenin en az 1.500 TL olması şart. Yıllardır aynı durumdayız; ne zam var ne de tarım sigortamız. Biz artık işçilerin sigortasının yapılmasını istiyoruz." ‘Ekmeği bulsak ona şükrediyoruz’ Tarladaki diğer emekçiler Perihan Dalkıran ve Hatice Bucak ise artan hayat pahalılığı karşısında temel gıda maddelerine bile ulaşamadıklarını ifade etti. Dalkıran, "Dört çocuğum var, ev kira. Bin lira yevmiye neye yetsin? Çocuklarıma et, süt, yoğurt; yeri geliyor peynir, zeytin bile alamıyorum. Ekmeği bulsak ona şükrediyoruz" derken; Hatice Bucak, "Sabahın köründe yola çıkıyoruz, akşam geç saatte eve varıyoruz. Birini alsak öbürünü alamıyoruz, hayat şartları bizi çok zorluyor" diyerek isyan etti.