Reis’in görevden alınmasının ne kadar önemli bir futbol olayı olduğunun tartışılmaması aslında futboldan beklentinin ne olduğunu da ortaya koyuyor. Bu yönetim zaafı değil, bir iş bilmemezlik tavrıdır. Ülke futbolundaki yönetim anlayışını açıklamak sanırım üç beş kelimeyle de olacak iş değil. Çünkü günümüzde ortaya çıkan sermaye yapısının tanımlanması ve geldiği kaynağı iyi anlamak gerek. Bizde oluşturulmaya çalışılan burjuvazi hamlesinin felsefi dayanaktan yoksun olarak ortaya çıkması, var olan feodal genetik kodların etkisine maruz kalmasıyla birlikte güdük doğmuştur. Burada açık şekilde ifade etmek gerekir ki, bizdeki siyasi ve sosyoekonomik yapının Batı’nın tam tersi olması nedeniyle toplumsal bir sınıf olarak Batı tipinde bir burjuvazi oluşmamıştır. Son 24 senenin ortaya çıkardığı esnaf kökenli sermaye kurgusunun tamamı feodal kurgu içinde yetişmiş kimliklerden oluşuyor. Para histerisi, neoliberal saldırının farklı cephelerinin bir araya gelmesiyle devlet ihaleleri üzerinden oluşturulan sermaye birikimi bir çeşit saadet zinciri sermaye yapısını da ortaya çıkardı. Hiyerarşik bir kurgusu var. Bu kadar uzun laf etmemdeki neden: Çok önemli olmasına rağmen konuşulmayan Tomas Reis’in Samsunspor Başkanı tarafından görevden alınmasının arka planını detaylı anlatmaya çalışmak istememdir. Siyasi otoriterliğin elindeki güç, oluşturulan bu saadet zinciri sermaye kurgusunu da otoriter bir piyasa kurgusuna dönüştürdü. Yani ‘ben’, ‘tek adam’ kurgusu ortaya çıktı. Tomas Reis Samsunspor’da 72 maç görev yapmış ve 1,63 puan ortalaması ile takımına sonuç aldırmıştır. UEFA Konferans Ligi’nde 6 maç 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile maç başı 1,67 puan topladı. En önemlisi, bir teknik direktör olarak bütüncül bir taktik kurguya sahip olmasının yanında, taktiksel prensiplerini sahada çok net bir şekilde uygulatmayı başardı. Geçen yılı üçüncü bitirmesiyle büyük başarı sağlayabilen takım, 2023-24 sezonunda 13’üncü olmasına rağmen bu seviyeye gelmesi tamamen Tomas Reis’in donanımlarına bağlıdır. Üstelik bu başarıyı Beşiktaş ve Trabzonspor’u geçerek elde etti ki takım değeri 57 milyon avro. Hiyerarşik ticaret içinde kendine yer bulan Başkanın harcadığı paranın karşılığını kendi ticaret anlayışı içinde araması zaten başlı başına bir felakettir. İstikrar ve sürdürülebilir başarı için kadro istikrarı gerekir. Bunun dönüşümü, Göztepe’nin yaptığı gibi, iyi bir scout ağı ile birlikte altyapıda iyi bir üretim mekanizmasının oluşumudur. Başarı beklentisi elindeki iyi oyuncuları tutarak ve takım bütünlüğünü bozmadan süreci yönetmekle sağlanır. İyi bir oyuncuyu iyi bir bonservis bedeliyle satacaksanız, yerine aynı özelliklere sahip oyuncuyu bulmanız gerekir. Başkan, Anthony Musaba’yı Fenerbahçe’ye satarak ve yerine aynı özellikte oyuncu almayarak Tomas Reis’in elini bozup takımın istikrarına zarar verdi. Bu ticaret futbol için uygun değildi. Ve kısıtlı kadro ile Avrupa Kupası, Süper Lig ile Türkiye Kupası maçlarını aynı istikrarla sürdürmesi mümkün değildi zaten. Buradaki strateji, başkan tarafından belirlenip sahanın düzeninin bozulmaması gerekirdi. Bu da futbolu bilip küresel ölçekte kültürel dayanakları ile bir futbol işletme modelini kurmakla mümkün olur. Tomas Reis Alman ekolünden gelen biri. Tüm yaptıklarının mesleki formasyonu dışında kültürel bir dayanağı var. Ticari açıdan da sportif açıdan da hiçbir kültürel dayanağı olmayan bir ülkede bunları anlamlandırmak ki hele hele feodal kökenli ve esnaf kurgusu içinde yetişmiş öznel bir kimlik üzerinden mümkün olamaz. Otoriter histeriye dayalı güç denemesi için yapışan hamlenin kaos kurgusuna hitap etmesini bir futbol takımının geleceğiyle bağdaştırmak mümkün değildir. Bu bir meydan okumadır. Organize olmuş kaos sistemi içinde yaşamak ve bunu bir prensip olarak kabul etmek, hem günlük yaşamdaki şiddet olayları ile hem de tüm alanları kontrol etmek suretiyle bir uygulama şekline dönüşmüştür. Kaos artık bir sistem ve bundan beslenmek liyakatsizliğin egemen olmasına neden oluyor. Bu sistemde herkes payına düşeni alır. Tomas Reis’in aldığı gibi…