Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Liberya’nın kurulması, 19. yüzyılın başlarında Afrika’dan çok uzak bir noktada kararlaştırıldı. Bu küçük ülkenin kurulmasının sebebi, ABD’de bulunan Afrika kökenli siyahi köleleri özgürleştirmek ve onlara yeni bir hayat şansı tanımaktı. 1822 yılında ABD donanmasında görev yapan Yüzbaşı Robert Stockton’ın günümüzde Liberya sınırları içerisinde yaşayan kabilelerden ele geçirdiği topraklar için hedeflenen gelecek buydu. Bölgenin ele geçirilmesinin ardından göç etmek isteyen özgürleşmiş köleler, ABD’den Liberya’ya yerleşti. 1820'lerden itibaren, Amerika Birleşik Devletleri'nde kölelerin özgürleşmesini sağlayan Amerikalı Köleler Kolonizasyon Derneği (ACS), köleleri Batı Afrika'ya, özellikle Liberya'ya yerleştirmeyi hedefledi. ABD’nin 1861 – 1865 yılları arasında yaşadığı iç savaşın ardından kölelik kaldırıldı. Liberya’ya olan göçler bu noktadan sonra daha da hız kazandı. Takvimler 1847 yılını gösterdiğinde, adını Latince özgürlük anlamına gelen "libertas" kelimesinden alan bu küçük ABD kolonisi, bağımsızlığını ilan etti ve Afrika kıtasında kurulan ilk cumhuriyet oldu. Ancak bu ‘köle cumhuriyeti’ bağımsızlığının üzerinden çok geçmeden çok büyük kavgalara ev sahipliği yapacaktı. Dünyanın en geniş orman alanlarına sahip ülkelerinden birisi olan Liberya'nın yaklaşık yüzde 40'ı ormanlarla kaplı Alıntı Metni DOĞAL KAYNAKLARINA GÖZ KOYDULAR Liberya’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından, ülkenin sahip olduğu doğal zenginlikler kısa sürede büyük güçlerin gözlerinin bu küçük ülkeye dönmesine sebep oldu. Yabancı şirketler, ülkenin sahip olduğu madenler, uçsuz bucaksız ormanları ve kauçuğuna erişmek için can atıyordu. Bu ortamda en dikkat çeken anlaşmalardan birisini, ABD’li Firestone Lastik ve Kauçuk Şirketi yaptı. Liberya hükümeti ve şirket arasında 1926'da imzalanan anlaşma, 99 yıllık bir kira sözleşmesiydi ve 1 milyon dönümlük araziyi kapsıyordu. Bu anlaşmayla birlikte Liberya, dünyanın en büyük kauçuk üretim merkezlerinden birisi haline geldi. Şirketin yaptığı anlaşma, az sayıda kişiye çok yüksek karlarda para kazandırıyordu ve ülkenin çoğunluğu bu gelirden mahrumdu. Bu dengesizlik, ülke içindeki gerilimi daha da arttırdı. Liberya'nın doğal zenginlikleri üzerindeki kontrol mücadelesi, 1980'den beri ülkeyi kasıp kavuran şiddetli darbeleri, diktatörlükleri ve yaklaşık 250 bin kişinin öldüğü iki iç savaşı tetikledi. Takvimler 1980 yılını gösterdiğinde, Liberya’nın yerlisi ailelerden birine mensup olan Samuel Doe, Liberya ordusu içinde bir grup subayla birlikte Liberya Cumhurbaşkanı William R. Tolbert'ı devirdi. Bu darbe, Amerika kökenli Liberyalıların ayrıcalıklarına son vermek ve yerli Liberyalılar için yeni fırsatlar yaratmak için yapılmıştı. En azından gerekçesi buydu, ancak durumun öyle olmadığı kısa süre içinde anlaşıldı. Doe döneminde, Amerika’dan gelen Liberyalılarla yerli Liberyalılar arasındaki etnik çatışma daha da şiddetlendi. Yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları zirve yapmıştı. Sosyal huzursuzluk giderek artıyordu; ülke adeta koşarak iç savaşa gidiyordu. Alıntı Metni KERESTE SATARAK SAVAŞ FİNANSE ETTİ Charles Taylor, Samuel Doe’yu devirmesinin ardından, Liberya’da kurulan geçici hükümetin başına geçti. 1997 yılına kadar devam eden iç savaşta, ülkenin önemli bir kısmını kontrol eden Taylor için savaşın en büyük finansmanlarından birisi de ülkesinin ormanları oldu. "He killed my ma, he killed my pa, but I will vote for him" (Anamı öldürdü, babamı öldürdü ama ona oy vereceğim) sloganıyla 1997'deki seçimlere giren Charles Taylor'ın partisi NPP (Ulusal Vatansever Parti) yüzde 75.33 ile sandıktan galip çıktı. 1997'de yapılan seçimler sonucunda, Taylor, halk tarafından yüzde 75 oy oranıyla başkan seçildi ve uluslararası toplum tarafından da tanındı. Taylor'ın başkanlık dönemi, iç savaşın ardından barış umudu yaratmıştı, ancak bu dönemin ilerleyen yıllarında savaş suçları ve insan hakları ihlalleri ile anılmaya başlandı. Charles Taylor'ın iktidarı döneminde, Birleşmiş Milletler’e göre, Liberya'nın kereste ticaretinin yüzde 86'sı silah tüccarları tarafından kontrol ediliyordu ve ağaç kesiminden elde edilen gelir, Taylor'ın Mayıs 2003’e kadar iktidarda kalmasına yardımcı oldu. Taylor, sadece Liberya’da değil, komşusu Sierra Leone’de yaşanan iç savaşa da dahil olmuştu. Devrimci Birleşik Cephe (RUF) isimli örgütü açıkça destekleyen Taylor, Sierra Leone'deki isyancılara silah sağlamak ve bölgedeki savaşları desteklemek için silah kaçakçılığı yaptı. Silahlar için finansman, yine Liberya’da üretilen keresteler ve Sierra Leone’dan çıkarılan elmaslar oldu. İsyancılar, halkı terörize etmek için sivillerin uzuvlarını kesmeleriyle kötü şöhrete sahipti. "Lord of War" filmindeki kurgusal Liberya diktatörü Andre Baptiste Charles Taylor, uluslararası baskıların artması sebebiyle 2003 yılında başkanlık görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Ancak, başkanlıktan ayrılmış olması kurtulduğu anlamına gelmiyordu. Taylor, iktidarı döneminde işlediği suçlar sebebiyle 2012’de Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından yargılandı. Taylor, 1991-2002 yılları arasında komşu Sierra Leone’de yaşanan ve yaklaşık 50 bin kişinin ölümüne yol açan iç savaş sırasında, isyancı gruplar tarafından terörizm, tecavüz, cinayet ve çocuk asker kullanımı da dahil olmak üzere 11 eylemden suçlu bulundu ve 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Alıntı Metni