Müziğin sonuna giden yolda döşenen son taşlara gelmiş bulunuyoruz. Spotify yeni bir özellik için hazırlıkları tamamladığını açıkladı. Bu özelliğe göre kullanıcılar sevdikleri şarkıları uygulama üzerinde yapay zekâ kullanarak remiksleyebilecekler. Kullanıcılar değil, hayranlar ifadesi kullanılmış metinde. Hayranlar sevdikleri şarkıları yapay zekâ kullanarak darmadağın edebilecekler deniyor ki bana hiçbir gerçek hayran bunu yapmak istemez gibi geliyor. Ama tabii yıllar içinde müzik dinleme deneyiminin değişmesi gibi hayran kavramı da değişti ve erozyona uğradı. Bu açıklamada bahsedilen tipte hayranlar kimler bilemiyorum ama benim bildiğim hayran, hayran olduğu ismin şarkılarına dokunmak istemez. Bu dokunuşları olsa olsa işinin ehli DJ’ler prodüktörler yapmıştır ve aralarında çok başarılı işler çıkaranlar olmuştur. Remiksleri aslından daha iyişarkılar çok fazla. Özetle remiks ve cover’a karşı biri değilim. Aksine severim. Ancak söz edilen özellik milyonlarca insanın ellerinde baltalarla bir ormana dalması gibi bir durum benim nazarımda. AI slop adı verilen YZ çöplüğünün gerçek müziğe nüfuz edip bozması söz konusu olan. Spotify Co-CEO’sunun önce büyük şirketleri ikna etmesi gerekiyor. Bunun için kendince haklı argümanları var. Ve tabii ki bu argümanların hiçbiri müzikle ilgili değil. Gustav Söderström diyor ki; bir defa hayranlar sevdikleri şarkıları daha da sevecekleri (!) bir şekle sokabilecekler. Sonra bu oluşturdukları yapay zekâ elinden çıkma ruhsuz vasatlık abidelerini dinleyecekler, paylaşacaklar. Onlar dinledikçe sanatçılar ekstra gelir elde edecek. Ve neticede her şey Spotify içinde, meşhur tabirle, Spotify ekosisteminde gerçekleşecek. Yani farklı bir yere şarkı yükleme/dağıtma derdiniz de olmayacak. Durduk yerde şahane bir gelir kaynağı. Universal kendi YZ yatırımlarını yapıyor. Sony de aynı şekilde. Warner, yapay zekâ tabanlı stream platformlarından Suno ile bazı telif anlaşmalarına imza attı. Aynı şekilde diğer büyük şirketlerin de bir bir, giderek büyüyen irili ufaklı YZ temelli platformlarla telif anlaşmaları imzalayacaklarını ya da tıpkı zamanında Spotify’da yaptıkları gibi bir kısmına ortak olacaklarını tahmin ediyoruz, biliyoruz, görüyoruz. Spotify, muhtemelen altında kalacağını gördüğü bu büyük dalgayı geri çevirmek, zarar kontrolü yapmak istiyor. Bunu yaparken de elbette müziğe yaptığı kötülüklere bir yenisini eklemekten hiç geri durmuyor. Kusura bakmayın bugün açık açık konuşmak gereken bir noktadayız artık. Yapay zekâya insan düşmanı diyenler teknolojik gelişmeyi anlamayan geri kafalılar olarak linç ediliyor. Hâlbuki tarihte insanlığa bu kadar karşı, bu kadar insan düşmanı bir teknoloji gelişmedi. YZ’nin patronları bunu kendileri söylüyor bana ait değil bu fikir. Bu gidişi durduracak ya da lehine çevirecek olanlarsa sanatçılar. Büyük, güçlü isimler. Onların tavrı etkili olacak. Korsandan ücretli ve yasal stream dönemine geçilen 2000’lerin başında Metallica, hayranlarıyla papaz olmayı göze alarak bedava müzik hırsızlıktır kampanyasının sesi, yüzü olmuştu. Korsan müzik dinleyenler evlerinden alınıyordu. Çünkü hırsızlardı. Sonuç bütün müzisyenler için olumlu oldu. Ta ki teknoloji platformları yani işi müzik olmayanlar, müziği bilmeyenler müziği ele geçirinceye kadar. Şu an benzer bir kırılma dönemi yaşanıyor. Ancak ortada güçlü bir ses, mücadelenin lideri olacak güçlü bir isim yok. Henüz yok. Umarım bir noktada bıçak kemiğe dayanacak ve biri güçlü bir duruş sergileyecek. Teknolojik gelişme teknoloji şirketlerinin insan düşmanı ‘business’ kararlarının insafına bırakılmamalı. Altın Gün, Neşet Ertaş’ı hatırlıyor Altın Gün’ün Anadolu popa selam durduğu albümlerini biliyoruz. Anadolu’yu bu defa Neşet Ertaş’ın penceresinden bakarak kendi müziklerine uyarlıyorlar. “Garip” adlı albüm “Neredesin Sen” ile açılıyor, “Gönül Dağı”yla devam ediyor ve Ertaş’ın diskografisinden seçilmiş toplam 10 şarkıda tamamlanıyor. Şimdiden yut dışında pek çok müzikseverin takip ettiği irili ufaklı İngilizce bloglarda yazılar çıkmaya başladı. İnsanların daha önce hiç tanımadıkları ama birçok Türk sanatçıyı etkilemiş Neşet Ertaş ismini tanımaları, telaffuz etmeleri, merak edip incelemeleri çok değerli. Bu anlamda Altın Gün, kendi müzikal gelişimini de etkilemiş olan bu değerli ozanı Anadolu bozkırından alıp Batı’nın büyük şehirlerinin bohem mahallelerine sokuyor, onun müziğine yeni bir yaşam alanı açıyor. Albümle ilgili bir analizi daha sonra yazacağım. Piyasaya çıktığı bu hafta bir iki cümle yazmadan geçemedim.