Galatasaray’a Konya Darbesi

Yaptığı transferlerle geniş ve opsiyonu bol bir kadroya sahip olan Galatasaray, Konyaspor maçında bunun avantajını kullandı ve görkemli bir galibiyet aldığı Juventus karşılaşmasının ilk on birinden altı değişik oyuncu ile sahaya çıktı. Bu rotasyonlu kadro, isim olarak bakıldığında yine ligin üzerindeydi. Ancak bu oyuncular, isimlerinin ağırlığını sahaya yansıtamadılar. Temposuz, üretemeyen, senkronize olamayan Galatasaray son derece kötü bir ilk yarı oynadı. Formaların arkalarında yazan isimlere baktığımızda bu devreyi 0.31 gol beklentisi ve kaleyi bulan şut olmadan tamamlamak, sarı- kırmızılılar için gerçekten içler acısı bir durumdu. Tabii hemen Osimhen’in yokluğu geldi akıllara. Nijeryalı’nın olmadığı her maçta zorlanıyor Galatasaray. Icardi dün de Osimhen’in yaptığı ön alan baskısını yapamadı. Onun dinamizmini, agresifliğini, oyuna ve skora isyanını sergileyemedi. Bu tabloya göre Osimhen’in maç kaçırma gibi bir lüksü yok Galatasaray’da! Benzer şekilde Yunus Akgün de yine çok kötüydü. Sane topla çok fazla oynadı ve bu nedenle çok top kaybetti. Sara, bir süredir övgü alan performansının çok uzağında kaldı. Singo, dinamik gözüküp kimi zaman iyi işler yapsa da Davinson Sanchez ‘in yerini tutamayacağı görüldü. Tempo kazanması gereken Galatasaray’ın ikinci yarıya oyuncu değişiklikleri ile başlaması gerekiyordu. Nitekim Okan Buruk; Torreira, Lang ve Barış Alper Yılmaz gibi çok doğru üç isim ile başladı ikinci yarıya. Fakat oyundan çıkartdığı isimler yanlıştı! Icardi, etkisiz performansına rağmen eğer ciddi bir sakatlığı yoksa sahada kalmalıydı. Çünkü her şeye rağmen Arjantinli golcü tartışmasız bir kaliteye sahip ve kötü oynasa bile fırsatını bulduğunda rahatlıkla gol yapabiliyor. Nitekim geçmişte bunu birçok kez gördük. İşte bu nedenle oyundan alınması ve santrforsuz mücadele edilmesi hataydı. Barış Alper Yılmaz kesinlikle bir santrfor olarak değerlendirilemez. O, kendisini yıldızlaştıran katkısını her zaman kanat oyuncusu olarak yapmıştır. Bu maçta da Lang’la birlikte kanatlarda değerlendirilebilirdi. Ya da Juventus karşılaşmasında az bir müddet oynadığı santrfor arkasında etkili bir görüntü sergileyen Lang veya Sane de Icardi’nin arkasında düşünülebilirdi. Bu bağlamda Boey de ilk yarının sonunda kenara alınmalı ve yerine de Sallai geçmeliydi. Keza Abdülkerim’in çıkması da bana göre soru işaretiydi. Çok gerekiyorsa belki de Davinson Sanchez bir 45 dakika risk edilebilirdi. Sonuç olarak değişiklikler beklenilen etkiyi sağlayamadı sarı- kırmızılılarda. Evet, ikinci yarıya daha hızlı başladı Galatasaray ve bir gol buldu. Ancak bu gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi ve bundan sonra yine çok etkisiz bir görüntü sergiledi sarı- kırmızılılar. Okan Buruk’un aksine İlhan Palut’un yaptığı değişiklikler ise Konyaspor’a skoru getirdi. Yeşil- beyazlılar maç boyunca oyun disiplinine bağlı kaldılar. Kaptanlığa getirilen Adil Demirbağ, güzel futbolunu bir golle süsledi. İkinci gol de İlhan Palut’un ikinci yarı oyuna aldığı Bardhi’nin asistinde yine ikinci devre oyuna giren Kramer tarafından geldi. Kısacası Okan Buruk’un hataları mağlubiyette etkili olurken İlhan Palut takımının üç puana ulaşmasında başrolde yer aldı. Bu anlamda Okan Buruk bu maçtan gereken dersleri çıkartmalı. İlk on bir, rotasyon yapılacak oyuncu sayısı ve oyuncu değişikliğinde seçilecek isimler gibi konularda bundan sonra daha dikkatli olmalı. Çünkü sonuçları ağır oluyor. Nitekim bu mağlubiyet de Galatasaray için ağır bir darbe oldu. Fenerbahçe, Pazartesi akşamı Kasımpaşa’yı yenerse puanlar eşitlenmiş olacak. Juventus ile oynanacak rövanş öncesi yaşanan moral bozukluğu da cabası! Son olarak, Türk futbolunun en büyük sorunlarından birinin hakem sorunu olduğunu her zaman dile getirdim. Galiba geldiğimiz noktada artık hakemlere “futbol nedir, nasıl oynanır ve oyun kuralları nelerdir” konularında eğitimler verilmesi gerekiyor!