Bölgedeki askeri yığınağını artıran ABD'nin İran'a yönelik tehditleri devam ediyor, taraflar arasındaki gerilim artıyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "dış güçlerin ülkeyi teslim olmaya zorladığını ancak baskı ve zorluklara boyun eğmeyeceklerini" söylerken, İran Dışişleri Bakanlığı da Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerin hava ve deniz kuvvetlerinin "terörist" ilan edildiğini duyurdu. Öte yandan olası ABD saldırısında İsrail'in merkezi bir rol oynayacağına dair değerlendirmeler gündeme geldi. Ürdün topraklarının ise İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırı için kullanılmayacağı belirtildi. 'Dünya bizi kendilerine boyun eğmeye zorluyor' İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Paralimpik Oyunları'nda madalya kazanan sporcuları onurlandırma töreninde yaptığı konuşmada ulusal birlik, dayanışma ve zorluklara karşı direnç vurgusu yaptı. Törende sporculara hitap eden Pezeşkiyan, ülkenin çeşitli baskı ve zorluklarla karşı karşıya olduğunu kaydederek, "Dünya korkakça ve zorbalıkla bizi kendilerine boyun eğmeye zorluyor ancak bilin ki siz zorluklara boyun eğmediğiniz gibi, biz de bu sorunlara boyun eğmeyeceğiz. Bize çıkardıkları tüm sıkıntılara ve toplumda açtıkları yaralara rağmen bu yaraları iyileştirmeliyiz" ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan, "toplumsal dayanışmanın önemine" dikkat çekerek, "milletin tek vücut halinde hareket etmesi gerektiğini" vurguladı. Pezeşkiyan, "Biz bir milletiz ve tek vücut olarak bir araya gelmeli, tüm bu zorluklara karşı durmalı, farklılıklarımızı ve sorunlarımızı bir kenara bırakmalıyız. Birlikte olmalı ve oluşan bu yaraları iyileştirmeliyiz” dedi. Konuşmasının sonunda mevcut eksikliklerin giderilmesi için çaba göstereceklerini belirten Pezeşkiyan, “Mevcut eksiklikleri ve yetersizlikleri gidermek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız ve bu sorunların üstesinden gelebileceğimizi umuyoruz. Sevgili dostlarım, bugüne kadar gurur duyduğunuz gibi bu yolda devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı. 'Her türlü eylemin pişman edici bir sonucu olacak' İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ülkeye karşı muhtemel saldırının boyutu ne olursa olsun İran'ın "pişman edici" karşılık vereceğini bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı sınırlı saldırı seçeneğini değerlendirdiğini söylemesi üzerine Azizi, sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajında tehdide yanıt verdi. ABD'nin, İran'ın savaş kışkırtıcısı olmadığını ancak aynı zamanda savaşa hazır olduğunu bildiğini belirten Azizi, "İran'a karşı, ne ölçekte olursa olsun, yapılacak her türlü eylemin pişman edici bir sonucu olacaktır. Teslim olmayacağız" ifadelerini kullandı. AB ülkelerinin hava ve deniz kuvvetleri hakkında karar İran Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hava ve deniz kuvvetlerinin "terörist" ilan edilmesiyle ilgili bildiri yayımladı. Bildiride, AB üyesi ülkelerin, İran'ın "resmi silahlı kuvvetlerinin bir parçası" olan Devrim Muhafızları Ordusu'nu "terör örgütü" olarak tanımasına karşılık, AB üyesi devletlere ait hava ve deniz kuvvetlerinin "mütekabiliyet" ilkesi gereği terör örgütü olarak ilan edildiği bilgisi yer aldı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, şubat ayında sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada "Baskıya yanıtsız kalınamaz" demiş ve Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu "terör örgütü" ilan ettiğini duyurmuştu. 'İsrail merkezi rol oynayacak' iddiası Öte yandan İsrail basını, ABD'nin İran'a yönelik muhtemel saldırısında, İsrail'in hava kuvvetleri, Askeri İstihbaratı (AMAN) ve istihbarat servisi Mossad aracılığıyla "merkezi bir rol" üstleneceğini yazdı. Yedioth Ahronot gazetesindeki askeri analist Ron Ben Yishai, olası bir savaşın muhtemel senaryolarını ele alan analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la çatışmayı ele alma biçiminde geçen hafta sonu "dramatik bir değişim" yaşandığını ifade etti. Ben Yishai yazısında, "ABD Başkanı, İran’ın nükleer silah üretmesini kalıcı biçimde engellemek için müzakere yolunu sonuna kadar kullanma konusunda kararlılığını sürdürse de, görüşmelerin başarısız olması halinde ABD gücünün kullanılması yönündeki politikası esaslı biçimde değişti" ifadelerine yer verdi. İsrailli analist, İran'a yönelik muhtemel saldırıların İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılar ve 12 gün süren savaştan "daha şiddetli olacağını ve muhtemelen daha uzun süreceğini" öne sürdü. Adını açıklamadığı ABD kaynaklarına dayandırarak Trump’ın, Pentagon ve ABD askeri uzmanlarının yanı sıra Washington'ı ziyaret eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey güvenlik yetkililerinin, ne kadar güçlü olursa olsun kısa süreli bir operasyonun istenen hedeflerin hiçbirine ulaşamayacağına konusunda kendisini ikna ettiğini iddia eden Ben Yishai, "Bunun üzerine Trump hızlı, güçlü ve kesin bir darbe yerine haftalar sürecek ezici bir harekat başlatmaya karar verdi" ifadelerini kullandı. Ben Yishai, "hızlı bir darbenin ardından, Tahran’daki rejimin balistik füzeler ve saldırı amaçlı insansız hava araçları fırlatma kapasitesini büyük ölçüde koruyacağı, Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve bölgedeki 11 ABD üssü ile İsrail’i tehdit etme imkanına sahip olmayı sürdüreceği" değerlendirmesinde bulundu. İsrailli analist, “İlk saldırıyı ister ABD gerçekleştirsin ister İran önleyici bir darbe indirmeye çalışsın, bu durum en az on güne kadar sığınaklarda ve güçlendirilmiş odalarda kalmak zorunda kalacağımız anlamına gelir" dedi. İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve gemilerini hedef almasının muhtemel olduğunu, bunun da İran’ı çabalarını yalnızca İsrail’e yoğunlaştırmak yerine farklı alanlara dağıtmaya zorlayacağını ifade eden Ben Yishai, şunları kaydetti: “Hizbullah’ın, Husilerin ve Iraklı milislerin İran’a yardım etme yönündeki vaatlerini yerine getirmeye çalışabilecekleri de göz önünde bulundurulmalı. Ancak kapasiteleri oldukça sınırlı ve Hizbullah fiilen savaşa girme konusunda istekli değil. İş bölümüne göre böyle bir durumda Lübnan ve Yemen cepheleriyle ilgilenme sorumluluğu İsrail’e ait olacaktır." "Pentagon ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Trump’a, ramazan ayının sonuna kadar beklemesini tavsiye etmesinin muhtemel olduğunu" öne süren Ben Yishai, bu dönemde "dini coşkunun zirveye ulaştığını, bunun da (Tahran) rejiminin kendilerine saldıranlara karşı kitleleri kışkırtmasını ve protestocuları sokağa çıkmaktan caydırmasını kolaylaştıracağını" kaydetti. 'Netanyahu Trump'tan İsrail’in İran’ın balistik füzelerine müdahale edebilmesi için söz aldı' Üzerinde hazırlık yapılan en muhtemel senaryonun, İsrail’in de katılacağı bir ABD saldırısı olduğunu iddia eden Ben Yishai, "Bu ortaklık İsrail ve ABD’de ele alındı, ancak iki hafta önce Washington’da Trump ile Netanyahu arasında gerçekleşen son görüşmede somut bir nitelik kazandı" ifadesine yer verdi. Ben Yishai ayrıca şunları kaydetti: "Görüşmede ele alınan konulardan biri de Netanyahu’nun, Trump’ın İranlılarla bir anlaşma yapması halinde İsrail’in balistik füzelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve depolanmasına yönelik tesislere saldırmasını engelleyebileceği yönündeki endişeleriydi. Zira nükleer programın uzun süreli olarak durdurulmasının ardından balistik füzeler başlıca tehdit haline geldi." İsrailli analist Netanyahu'nun balistik füzeleri ciddi biçimde sınırlamayan bir anlaşma yapılması durumunda İsrail’in İran’ın balistik füzelerine saldırabilmesi için Trump’tan onay aldığını ifade etti. Ben Yishai, ABD'nin İran'a yönelik muhtemel saldırısında, İsrail'in hava kuvvetleri, AMAN ve Mossad aracılığıyla "merkezi bir rol" üstleneceği sonucuna vardı. Ürdün topraklarının İran'a karşı kullanılmayacağı açıklandı Ürdün topraklarının, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırı için kullanılmayacağı belirtildi. Ürdün devlet televizyonu El-Memleke 'de, ismi açıklanmayan Ürdünlü bir yetkilinin ABD basınından The New York Times gazetesine verdiği demece dair habere yer verildi. Habere göre, "Ürdün toprakları, İran'a yönelik bir saldırı için kullanılmayacak" ifadelerini kullanan yetkili, ülkesinin ABD ile İran arasında süren mevcut müzakerelerin bölgeyi savaştan uzak tutacak siyasi bir anlaşmayla sonuçlanmasını umduğunu kaydetti. İsimleri açıklanmayan diğer Ürdünlü yetkililer de The New York Times gazetesine, Ürdün'deki ABD askeri varlığının, ABD ile Ürdün arasındaki savunma anlaşmaları çerçevesinde bulunduğunu söyledi. Gazete ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin, Washington ile Tahran arasında savaşı önlemek ve diplomatik bir çözüme ulaşmak amacıyla yürütülen müzakereleri desteklediğini yazdı. El-Memleke televizyonunun aktardığına göre, yine adı açıklanmayan başka yetkililer de söz konusu ülkelerin topraklarının, Tahran'a yönelik herhangi bir askeri operasyon için çıkış noktası olarak kullanılmasını istemediklerini belirtti. The New York Times gazetesinde, Ürdün'deki Muvakkaf el-Salti Hava Üssü'nde önemli ABD askeri hazırlıklarına ilişkin haber yer almıştı. Gazetenin haberinde, ABD'ye ait askeri bölgelerde hareketlilik yaşandığı ve savaş uçakları ile askeri teçhizat yığınağı yapıldığı kaydedilmişti. Ürdünlü kaynaklar, gazeteye verdikleri demeçte, savaş uçakları ve teçhizatın ABD ile yapılan bir savunma anlaşmasının parçası olarak oraya konuşlandırıldığını belirtmişti. Kaynaklar, Ürdün'ün İran'ın kendi topraklarından saldırıya uğramasına izin vermeyeceğini söylemişti.