Neyi mi? Kapitalist-emperyalist sistemin karanlık dosyalarını! Gerçi bu dosyalar kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor ancak yaptırımı nedir? Sorumlular nerede? Özünde sistem sorumlu değil mi? Yukarıdaki sorulara yanıt vermeyi düşünürken yazının başlığını birkaç gün önce izlediğim bir belgeselden esinlenerek belirledim. İki saatlik belgeselin özgün başlığı Cover-Up. Sözcük olarak gizleme, saklama anlamına da geliyor. 1970’te Pulitzer ödülü verilen e-yazar Seymour Hersh ’ün kamera önündeki açıklamaları Vietnam savaşından yaklaşık bugüne kadar uzanan döneme ilişkin ABD’nin kirli politikası videolar ile sergileniyor. J. Kennedy, Johnson, Nixon’un başkanlıkları döneminde örtbas etme çabası Biden ve kısmen Trump dönemine kadar sergilenmeye çalışılıyor. ABD’nin 1969’da Vietnam’daki May Lai katliamıyla başlayan belgesel Ebu Gureyb hapishanesindeki işkenceler ve Gazze’de İsrail’in yaptığı katliama ABD desteğinin sergilenmesiyle sürüyor. 2025’te yayımlanan belgeseli hazırlayan ve emek verenler ABD emperyalizmini bir kez daha açığa çıkarma çabasına katkı yapıyorlar. Bu tür belgeseller yararlı ancak o kadar çok skandal mevcut ki, sistemi sergilemeye soyunan kısıtlı sayıdaki yapımcı ve yönetmen engelleniyor. Örneğin Wikileaks skandalının yansıtılması çok ilginç olacaktır. Ancak skandalın ortaya çıkarmasını sağlayan belgeleri açıklayan Julian Assange ’ın başı derde girmiş, ABD yetkililerinin hesap sormak için peşine düştüğü Assange teslim olmamak için sığındığı bir büyükelçilikten yıllarca dışarı adım atamamıştır. Gündemdeki Epstein skandalı ise yalnızca ABD’yi değil kapitalizmin egemen olduğu coğrafyaya dalgalar halinde yayılıyor. Avrupa’daki kraliyet ailelerine, geçmişte Fransa’da sosyalist parti (sosyal-demokrat) kökenli Cumhurbaşkanı François Mitterand’ın prestijli kültür bakanı Jacques Lang ’a kadar uzanan skandal Lang’ı Institut du Monde Arabe ’daki (Arap Dünyası Enstitüsü) başkanlık koltuğundan vazgeçmek zorunda bırakıyor. Bununla birlikte ABD’deki geçmiş ve mevcut devlet adamları ve siyasetçiler duymazlıktan geliyor veya Trump gibi inkâr yolunu seçiyor. Kendisiyle ilgili belgelere erişimin örtbas edildiği ortaya çıkan Trump aldırış etmez tavrını sürdürüyor. soL Haber ’de Epstein skandalına ilişkin dosyalar yer alıyor. Okurların dosyalarda doyurucu bilgilere ulaşma olanağına sahip olduğunu dikkate alarak bir kez daha çürümenin tamamen sistemsel bir sorun olduğunu vurgulamak istiyorum. Ulusal ve uluslararası düzeyde sömürü, baskı, şiddet, etik değerlerin ve sosyal dokunun tahribatı, ahlaki çürüme kapitalizmle özdeşleşiyor. Kavram kargaşası yaratılmaya çalışılarak skandal bulanıklaştırılmaya çalışılıyor. Sorumluluk bireyler ile sınırlandırılmaya çalışılıyor. Oysa söz konusu bireyleri sistem ortaya çıkarıyor. Konuya ilişkin olarak M. Gürsan Şenalp ’in (katmanportal.com) anlamlı yazısından, kendi onayını da alarak, alıntı yapacağım. Şenalp Yağmacı İçgüdüler, Aylak Sınıflar ve Ulusötesi Kapitalist Yırtıcılar: Epstein Dosyaları Üzerine Bir Tartışma başlıklı yazıda “…Epstein dosyalarının açığa çıkardıkları, birkaç güçlü bireyin ahlaki çürümesi ya da kriminal sapkınlıklarıyla açıklanamayacak kadar derinlere gidiyor. Burada ifşa olan şey aslında bizzat sistemin kendisidir” değerlendirmesiyle sorunun özünü ortaya koyuyor. Yazara göre “Bilgilerin kamuoyuna sızma biçimindeki kontrollülük ve ifşanın kapsamı, sürecin salt adli ya da ahlaki meseleden bir meseleden ziyade şiddetli bir devlet içi hesaplaşmanın ürünü olduğunu düşündürüyor. Dosyalarda adı geçmeyenler ciddi soru işaretleri yaratırken; adı geçen kişilerin ve olayların hangi çerçeveler içinde görünür kılındığına müdahale edildiği ise çok belirgin. Bununla birlikte, bu süreç sadece seçici değil, aynı zamanda kamuoyunu belirli okuma biçimlerine yönlendiren bir yapı üzerinden kurgulanıyor. Komplo teorilerinin -bebeklerin kanlarıyla beslenmek gibi ezoterik ritüelleri olan illımunati türü gizli örgütler tarafından yönetildiğimiz vb.- bildik iddialarını destekleyen karikatürize unsurların bilinçli şekilde öne çıkarılması, söz konusu güç ilişkilerini tarihsel, kurumsal ve sınıfsal bir analiz temelinden kopararak hızlı tüketilen bir çerçeveye hapsetmeyi amaçlıyor”. Sistemin yol açtığı skandallar birbirini izliyor. Bu olgular yalnızca kamuoyuna yansıyan veya yansıtılanlardır. Üstelik Epstein belgelerindeki sızıntılar fotoğraflar serpiştirilerek ilginç bir magazin haberine dönüştürülmeye ve gelişmeler birkaç kişinin oluşturdukları şebekenin sırtına yüklenmeye çalışılıyor. Temel sorun ve sorumlu sistemdir; kapitalizm toplumu çeşitli yollardan farklılaşan yöntemlerle kuşatma ve baskı altında tutarak denetlemeye soyunmaktadır. Yöntemlerin yerel ve uluslararası düzeyde değişmeyen özelliği ise sömürü, kuşatma ve yozlaştırmanın temeli oluşturmasıdır. Bu süreçte Hollywood yapımı dizilerde ABD’nin çevirdiği tüm diplomatik entrikalar, sınır tanımayan askeri operasyonlar ABD’yi ve dünya genelinde demokrasiyi, insan haklarını korumak için yapıldığı propagandasını sürdürüyor. Bir sürü örnek arasından Madame Secretary ve Seal Team başlıklı dizilerin tamamen propagandaya yönelik olduğunu vermekle yetinelim.