Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, bu hafta Fox News'e çarpıcı bir itirafta bulundu. Bölgedeki yoğun ABD deniz gücüne ve artan askerî baskıya rağmen İran'ın neden Washington'a "nükleer silah istemiyoruz" demediğini soran Witkoff, Başkan Trump'ın bu soruyu kendisine bizzat yönelttiğini aktardı: "Teslim olmak ifadesini kullanmak istemiyorum ama Trump, İran'ın neden hala teslim olmadığını merak ediyor." Witkoff'un söyledikleri arasında bir ayrıntı özellikle dikkat çekiciydi: İran'ın uranyum zenginleştirme düzeyi yüzde 60'a ulaşmış durumda ve Tahran, endüstriyel kalitede bomba yapım malzemesine kavuşmaktan muhtemelen yalnızca bir hafta uzakta. Bu kadar köşeye sıkışmış bir ülke neden teslim olmaz? Cevap, İran'ın onlarca yıldır inşa ettiği savunma mimarisinde gizli. Hamaney’ in Büyük Hesabı New York Times'ın dün yayımladığı ve altı üst düzey İranlı yetkiliyle üç Devrim Muhafızları mensubuna dayanan kapsamlı haber, bu soruya kritik bir bağlam sunuyor. Ocak ayı başında ülke genelinde protestolar ve ABD'nin askerî müdahale tehditleriyle boğuşan Hamaney, güvenilir müttefiki Ali Laricani'yi ülkeyi fiilen yönetmekle görevlendirdi. Devrim Muhafızları'nın eski komutanı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olan 67 yaşındaki Laricani, o tarihten bu yana güvenlik, askerî ve diplomatik operasyonları yönetiyor; Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise fiilen devre dışı kalmış durumda. Bu hamlenin arka planında Haziran 2025'teki 12 günlük savaşın acı dersleri yatıyor. İsrail'in sürpriz saldırısı, İran'ın kıdemli askerî komuta zincirini ilk saatler içinde büyük ölçüde tasfiye etmişti. Hamaney bu tecrübeden iki sonuç çıkardı: birincisi, komuta boşluklarını doldurmak; ikincisi, kendisi dahil üst düzey liderlerin öldürülmesi ihtimaline karşı çok katmanlı bir halefiyet planı hazırlamak. Johns Hopkins Üniversitesi'nden İran uzmanı Vali Nasr'ın NYT'ye verdiği değerlendirme bu çerçeveyi özetliyor: "Hamaney iktidarı dağıtıyor ve devleti hem halef seçimi hem de savaş için hazırlıyor; savaşın halefiyet sürecini tetikleyebileceğinin farkında." Ordu yüksek alarma geçirildi, füze sistemleri Irak sınırı boyunca ve Körfez kıyılarına konuşlandırıldı, askerî tatbikatlar yoğunlaştırıldı. Hamaney’ in tavrı korkudan değil, hesaplı bir direnç stratejisinden kaynaklanıyor. TRADOC'un Analizi: İki Katmanlı Savunma Peki İran bu direnci neye yaslanarak sürdürüyor? ABD Kara Kuvvetleri Eğitim ve Öğretim Komutanlığı TRADOC'un Haziran 2025 tarihli istihbarat raporu, İran'ın savunma mimarisini sistematik biçimde ortaya koyuyor ve Witkoff'un şaşkınlığına somut bir yanıt sunuyor. İran, birbirini tamamlayan iki stratejik katman üzerine inşa edilmiş bir savunma doktrini işletiyor. Birinci katman "ileri savunma": çatışmayı İran topraklarının dışında tutma felsefesine dayanan bu strateji beş temel araçla hayata geçiriliyor. Vekil güçler — Yemen'deki Husiler, Irak'taki Haşdi Şabi, Lübnan'daki Hizbullah — İran'a "makul inkâr edilebilirlik" sağlarken rakiplerini birden fazla cephede meşgul ediyor. Vekil güçlerin İsrail saldırılarından sonra kapasitesinin ne seviyede olduğuna dair güvenilir bilgi yok ama tamamen bitirilememiş olduğu aşikar. Uzun sürecek bir savaşta bu yapının tekrar etkili olması mümkün. İnsansız hava araçları, bölge genelinde görece anonim ve düşük maliyetli saldırı kapasitesi sunuyor. Deniz kuvvetleri, küçük hızlı tekneler ve kıyı füzeleriyle Hürmüz Boğazı'nı bir stratejik koz olarak elinde tutuyor; küresel petrol ticaretinin kritik bir bölümünü felç etme tehdidi tek başına büyük bir caydırıcılık işlevi görüyor. Siber operasyonlar askerî ve sivil hedeflere küresel ölçekte uzanırken, 2000 kilometreye ulaşan balistik ve seyir füzeleri bu stratejinin en görünür boyutunu oluşturuyor. İkinci katman "mozaik savunma": ileri savunmanın çöktüğü, yani bir işgal senaryosunun gerçekleştiği durumda devreye giriyor. Hedef, işgalci güce azami kayıp yaşatırken zaman kazanmak. Devrim Muhafızları İran'ın 30 ilinin tamamında komuta düğümleri kurmuş; kentsel ortamda gerilla taktiği ve asimetrik pusu teknikleri için yoğun biçimde eğitilmiş. Merkezi komutaya bağlı kalmaksızın yerel direnişin örgütlenebileceği bu yapı, komuta zinciri kopsa bile savaşın sürebileceği anlamına geliyor. Basij milisleri bu direniş ağına kitlesel insan gücü katıyor; geleneksel kara kuvvetleri Artesh ise teknolojik açıdan üstün bir düşmana karşı derinlikli savunma için konuşlandırılmış durumda. Yerle Bir Edebilir Ama İşgal Edemez Ancak bu savunma mimarisi, İran'ın içten gelen kırılganlıklarını gizlemiyor. "ABD İran'ı Vurur mu?" başlıklı önceki analizimde ayrıntılı ele aldığımız üzere, İran bugün İslam Cumhuriyeti tarihinin en zayıf döneminde: balistik füze envanteri Haziran 2025 öncesine göre yarıya düşmüş, yalnızca yaklaşık 100 mobil fırlatıcı kullanılabilir durumda. Yüzde 40'ı aşan hiperenflasyon ekonomiyi kemiriyor, Ocak 2026 protestolarında binlerce kişi hayatını kaybetti, rejim yetkililerinin servetlerini yurt dışına taşıdığı bildiriliyor. Witkoff'un sorusunu asıl ilginç kılan da bu: tüm bu iç kırılganlığa rağmen İran masadan kalkmıyor. Witkoff'un şaşkınlığını ve Hamaney'in hesabını anlamak için daha önce bu köşede kaleme aldığım "Trump İran'ı Yerle Bir Edebilir mi?" başlıklı yazıya dönmek gerekiyor. ABD'nin İran'ı askerî olarak tahrip etme kapasitesi tartışmasız. Nükleer tesisler, füze üretim merkezleri, enerji altyapısı kısa sürede hedef alınabilir. Haziran 2025'teki 12 günlük savaşta İsrail ve ABD, İran'ın hava savunma sistemlerinin büyük bölümünü devre dışı bıraktı ve nükleer altyapısına ciddi hasar verdi. Ancak tahrip etmek işgal etmek değil. İran 1,6 milyon kilometrekare, Irak'ın dört katı büyüklüğünde, dağlık ve savunması son derece zor bir coğrafya. 85 milyonluk nüfusu ve köklü devlet geleneğiyle İran, kara kuvvetleri için "Vietnam 2.0" senaryosunun en gerçekçi adayı. TRADOC'un raporunun altını çizdiği tam da bu: İran'ın mozaik savunması, teknolojik üstünlüğü boğmak için tasarlanmış. Üstelik İran saldırı altındayken bile Hürmüz Boğazı'nı deniz mayınları ve kıyı füzeleriyle kapatma kapasitesini koruyor; petrol fiyatlarının üç katına çıkması küresel ekonomiyi resesyona sürükler ve bu tablodan en çok yararlanan Rusya olur. Witkoff'un sorusu aslında kendi içinde cevabını taşıyor. İran teslim olmuyor çünkü teslim olmama maliyetinin, teslim olma maliyetinden düşük olduğunu hesaplıyor. Hamaney sahada işleyen bir savunma mimarisi kurmuş, iç iktidar yapısını savaşa hazır hale getirmiş, komuta boşluklarını doldurmuş. TRADOC'un raporu ve NYT'nin dünkü haberi birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şu: İran, ABD'nin "ya anlaşırsın ya da yerle bir ederiz" ikilemiyle köşeye sıkıştırılamayacak kadar derin bir direnç altyapısı kurmuş. Trump bunu bombalayabilir; ama bombalamak bu altyapıyı ortadan kaldırmaz, yalnızca sonraki aşamayı yani sonraki krizleri tetikler. Witkoff'un merakı, stratejik bir çıkmazın itirafından başka bir şey değil. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İRAN Güven Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Pazar, Şubat 22, 2026 - 17:45 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: İran neyine güveniyor? copyright Independentturkish: