Savaşın evrimi: ABD ve İran gerilimi üzerine

“Savaş Bilimi” (“Polemoloji”) isimli kitabın yazarı olarak bir iddiada bulunuyorum: ABD’nin İran’a yönelik kazanım süreci çok önceden başladı! Kazanmak nedir? Mutlaka bir savaş mı gerekli, yoksa gerilimi veya hazırlanmış bir kaotik ortamını yöneterek kazanmak mı esas? Bunu size açıklayacağım. Ancak içinde bulunulan şartlarda, bugün yarın denecek kadar kısa bir süre içinde, ABD’nin İran’a sert gücünü kullanarak, güçlü bir kinetik etkiyle, küresel amaçlarını işaret eden rehberlik etme konusuna hizmet etmek adına, sonuç elde edebileceği ihtimali çok yüksek. Başlangıçta size şu referansları hatırlatmalıyım: “Polemoloji: Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi” (2025); Independent Türkçe’den makaleler: "ABD'nin İran'a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi", 22 Şubat 2026; Politik Merkez’den makale: "Stratejiyle Kazanmak", 4 Ocak 2023; "Hedef İran", 3 Ocak 2026; ABD Ordusu doktrini FM 3-0 Operations (Mart 2025 güncellemesi) ve TRADOC Pamphlet 525-3-1: The U.S. Army in Multi-Domain Operations 2028 belgeleri. Bu konuya gerek benim yazdıklarım gerekse ABD’nin resmi kaynakları ışığında bakıyorum. Neden bu olası savaş yarının konusu değil de önceden başlayan, halen devam eden bir “kazanma stratejisi”nin uygulaması? Günümüz savaş veya kazanım biçimlerini çok yazıyorum, hibrit savaş, beşinci nesil savaş, hatta hepsini ayrıntısıyla açıkladığım bu savaş bilimi kitabım, uygulamalarını ise hem makalelerimden okuyabiliyorsunuz hem de tv konuşmalarımda yer veriyorum. Buradaki tezler neler? Amacın tarifi, kazanmak kavramı, savaşın barış şartlarında bir kazanma sürecine sokulduğu, savaşın yönteminin ve icrasının düşmana göre planlanacağı. Bu tezler bize bugün olaylara farklı bakmamıza yeterli. Polemoloji ve Hibrit Savaş En basitiyle, eğer 90 dakikalık bir spor karşılaşması olan futbol evrimleşti ise en zorunu düşünelim, bir kanlı varlık-yokluk mücadelesi olan savaş haydi haydi evrimleşir. Nasıl evrimleşmez ki?.. Günümüz savaşları da tam bu dönüşümü yaşıyor. Artık sadece orduların karşı karşıya gelmesi değil, büyük kurmay akıllarının rakibi derinlemesine analiz etmesi söz konusu. Temel açıklamalar: Amaç, belirgin bir askeri zaferden öte, bütün dünya dengelerini gözeterek hedefe ulaşmak. (Polemoloji’de vurguladığım gibi,) modern savaş bilimi, çatışmaları gözlemler ışığında değerlendirir ve hibrit yöntemlerin yükselişini merkeze alır. Savaş artık sadece konvansiyonel çarpışmadan ibaret değil ; ekonomik baskılar, siber saldırılar, bilgi operasyonları, vekil güçler ve kültürel güvenlik unsurları iç içe geçer. Kinetik vuruş/çarpışma gerektiğinde uygulanır. Ancak kombinasyona odaklanmak gerekir; yeter ki kazan! Bu hibrit yaklaşım, her rakip için "ne yaparsan başarı olur?" sorusunu sorar. Bazen bu, basit görünen bir operasyonla çerçevelenir: Örneğin, belirli bir figürü evinden alıp kaçırmak gibi (Maduro örneği). Bazen de köklü bir medeniyete ve imparatorluk geçmişine sahip İran gibi bir ülkeyi hedef alır. Öyleyse yakın gelecekte İran'ın yaşayabileceği türden bir "kasırga operasyonu"nu incelemek gerekir. Ben bunun adını böyle koyuyorum: Kasırga Operasyonu. Çünkü savaş karakterini size açıklayabilmem için bunu böyle ifade edersem daha kolaylık sağlar. Kasırga Operasyonu: “Ani ve güçlü bir fırtına gibi ortamın değişmesi, ardından hasarın toplanması ve ülkede yeni bir havanın esmesi.” Analizlerimde belirttiği üzere, bu tür müdahaleler belirgin askeri iz bırakmadan gerçekleşebilir. Asıl hedef, küresel dengeleri bozmadan rakibin iç dinamiklerini dönüştürmektir. Kasırga yıkıcıdır. İran’a uygulanan etki şöyledir: Hibrit; kinetik ve kinetik olmayan yönleri ana merkezdedir. Kinetik kısmı 3-5 günlük bir konu; ancak çok etkili, zayiat almadan (sıfır kayıp) ve havadan! Hibrit savaş tekniklerinin en çarpıcı özelliği, birbirine benzemez oluşudur. Her savaş kendi özgün yapısı içinde gerçekleşir. Bir önceki çatışmanın kopyası olmaz; çünkü rakip, coğrafya, kültürel zemin ve küresel konjonktür farklıdır. Yine de ortak nokta, stratejik zekâ ve analiz derinliğidir. Polemoloji’de savaşın bu evrimini küresel güvenlik bağlamında ele aldım: “Artık zafer, sadece sahada kazanmak değil, rakibin karar alma mekanizmalarını felç etmek, toplumunu bölmek ve uzun vadeli dengeleri kendi lehine çevirmektir.” Futbol nasıl amatör ruhundan profesyonel, veri odaklı bir endüstriye evrildiyse, benzer evrimi diğerleri için de düşünün. Ki savaş en zorlu olanı! Savaş, insanlık tarihi içinde en fazla evrimleşen sahadır. Klasik dönemlerin kanlı nehirleri yerini, görünmez ama yıkıcı hibrit kasırgalara bıraktı. Bu dönüşümü anlamak, geleceğin çatışmalarını öngörmek için polemolojiyi derinlemesine incelemeyi gerektirir. Kitabımda vurguladığım gibi: Gözlemlerden çıkarılan dersler, yeni nesil güvenlik analizlerinin temelini oluşturur. Artık polemoloji çerçevesinde hibrit yöntemler hâkim: Konvansiyonel güç, siber, enformasyon, vekâlet, ekonomik baskı ve psikolojik harp unsurları entegre ediliyor. Uygulama alanları: Hibrit ve beşinci nesil savaş analizleri : Gri bölge operasyonları, temassız üstünlük, erken tespit ve nötralizasyon. Enformasyon ve psikolojik harp : Maksatlı eğilimlerin çözümlenmesi, dezenformasyon kampanyalarına karşı kültürel güvenlik. Küresel jeopolitik değerlendirmeler : Büyük güç rekabetinde stratejik özerklik, hegemonik konum ve kontrollü kaos. Terör ile politika bağlantıları : Vekil güçlerin hibrit araç olarak kullanımı. Stratejik prensiplerin uyarlanması : İnisiyatif, otonom sistemler ve keşif-darbe kompleksi. Hibrit savaş örnekleri, polemolojinin pratik gücünü gösterir. Rusya'nın Ukrayna'da (2014'ten beri) kullandığı "küçük yeşil adamlar", vekil milisler, siber saldırılar ve propaganda; Hizbullah'ın 2006 Lübnan Savaşı'ndaki konvansiyonel-gerilla sentezi; Çin'in Güney Çin Denizi'nde ada inşası, hukuki savaş, milis tekneleri; İran-İsrail arasındaki vekil, siber, suikast rekabeti... Her vaka özgün olsa da ortak nokta: İnce analiz, düşük maliyetli yüksek etki ve "barıştayken üstün gel" prensibi. Bu çerçevede, ABD'nin İran'a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi, polemolojik hibrit üstünlüğün en güncel ve çarpıcı uygulamasıdır. Son makalemde ("ABD'nin İran'a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi") detaylandırıldığım üzere, ABD doğrudan büyük işgal veya rejim değişikliği yerine şu yolu izleyebilir: Operasyonun temel ilkeleri: Kayıpsız (sıfır Amerikan kaybı hedefi), yoğun (yüksek teknoloji ve ateş gücü), hedef odaklı (nükleer tesisler, Devrim Muhafızları komuta merkezleri, üst düzey liderler, sığınaklar ve vekil güç altyapısı). Akış, "şok, baskı, itaat" şeklinde: Ani, yüksek etkili hava operasyonuyla şok etkisi yaratmak; dağ içindeki tünelleri bile vurarak "her yeri bulup vurduklarını" göstermek; rejimi müzakere masasına veya tam itaate zorlamak. Farkı (2003 Irak işgalinden çok farklı): Kısa süreli (günler-haftalar), teknolojisiyle ezici, nükleer/vekil tehditleri ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Amaç rejim değişikliği değil, kırmızı çizgileri kabul ettirmek ve bölgesel dengeyi ABD lehine çevirmek. Riskler ve İran'ın karşılığı: İran vekil güçler (Hizbullah, Husiler) üzerinden asimetrik yanıt verebilir, ancak hava kuvveti ve savunma zafiyeti nedeniyle doğrudan kinetik karşılık sınırlı kalır. Rejim iç baskı ve halk tepkisiyle daha da zayıflayabilir. Beşinci Nesil Savaş (5GW) Beşinci nesil savaş (Fifth Generation Warfare - 5GW), polemoloji çerçevesinde hibrit savaşın ötesine geçen, daha çok kinetik olmayan eylemlerle yürütülen bir çatışma biçimidir. Geleneksel nesillerde (1GW: yakın dövüş, 2GW: ateş gücü, 3GW: manevra, 4GW: asimetrik/gerilla) fiziksel çarpışma hâkimken, 5GW'de savaş alanı zihin, algı, toplum ve bilgi ortamıdır. Amaç, rakibi fiziksel olarak yenmek değil, algılarını manipüle ederek, karar alma mekanizmalarını felç ederek veya toplumu içten bölerek üstünlük sağlamaktır. Bu neslin yöntemi, "sinsi savaş"ın zirvesidir: Görünmez, her yerde mevcut, süper güçlendirilmiş bireyler veya küçük gruplar bile etkili olabilir; şiddet dağılmış ve fark edilmeyebilir şekilde uygulanır. Sanırım gençlerin çalışması gereken bir kavram: Her yerde mevcut (omnipresent battlefield) sinsi savaş! Nasıl her yerde ve her şekilde olabiliyor, düşünün! Basit mi? 5GW'nin temel özellikleri: Daha çok kinetik olmayan araçlar hâkim: Sosyal mühendislik, dezenformasyon, siber saldırılar, psikolojik operasyonlar, ekonomik manipülasyon, kültürel güvenlik ihlalleri. Sınırlar bulanık: Savaş-barış ayrımı yok; barış zamanında bile üstünlük aranır ("barıştayken üstün gel"). Ben bu kısım üzerinde fazla durmaktayım, çünkü konuya yeni dahil olanlar en çok bu kısmı idrakte güçlük çekiyor. Kimliksiz aktörler: Devlet dışı bireyler, hacker grupları, bot ağları veya vekiller ön planda. Hedef: Zihin ve algı; toplumun kolektif iradesini kırmak, güveni yok etmek, kaos yaratmak. Polemolojik bakış: Her vaka özgün, ama ortak nokta inisiyatif, derin analiz ve çok katmanlı araçlar. Bir grafik üzerinde bakalım. Şekil-1’de diplomasi ve savaş dönemleri belirgin biçimde ayrı gösterilir. Askeri angajman işin en başında çalışmaya başlar, güvenlik işbirliği hususları belirlenir ve kararlılık sağlanır. Bunlar sözle değil, güvenlik birimlerince hem masada hem sahada olmayı gerektirir. Krizler çıkar veya çıkartılır. Bu krizler kazanma amaçlıdır. Kerizlerde gerekli karşılıklar verilir, sınırlı operasyonlar yapılır. Sonra geniş ölçekli muharebe kısmı söz konusu olur. Şekil-1: Kazanmanın evreleri (ABD) O halde sorayım: ABD’nin İran’a baskısı ne zaman başladı? Cevabınızı duyar gibiyim, hiç kalkmadı ki diyeceksiniz. Ama en azından şöyle bakın, Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısıyla beraber ABD askeri güçleri bölgeye girdiler, geniş bir şekilde sahada oldular. İran’ın nükleer tesislerine nüfuz ettiler, 12 Gün Savaşı belirgin bir noktadır. Sonra diplomasi dönemi dediler. Diplomasi her yönüyle gereklidir, en çok da kazanmak için. Peki diplomasiyi gerçekleştirirken baskının maksimize edilmesi neden? Son ayın görüntülerine bakın isterseniz. Bir de siber ve uzay ile enformasyon gibi konuların oluşunu ekleyin. Arada bir İran içinde ayaklanmalar oluyor. Hepsine bakın, tam bir karışım. En sonda dünyanın en fazla hava gücü intikali gerçekleşiyor, İran merkezde ve uçlarının biri Avrupa’da diğeri Hint Okyanusu’nda. ABD bu trilyonlarca dolarlık askeri gücü intikal ettirirken yüz milyonlarca dolar harcıyor, kuru kuru hesap ederseniz bile durum bu. Bir de buraya gelmişken küresel ve bölgesel kazanımlarını pekiştirmek isterse!.. Diyelim 2 milyar dolar daha harcayacak. ABD ne kazanacak? Çin-Ortadoğu hattını kesmek, petrol ve gazın piyasasını kontrolünde tutmak, Hazar, Orta Asya, Basra ve Arap Denizi’in kontrol etmek, bölgedeki ama en çok Körfez Ülkeleri’ndeki gücünü perçinlemek, vb. Bunların getirisi ne sizce? Kaç milyar dolar, ki on yıllara dahil eder hesaplanırsa kazanç ne olacak? İranlılar değil, İran rejimi hedef! İran rejimi hedef gösterilmekte! Diplomasi masası nükleer konular, füzeler ve vekil güçler ile alakalı kuruluyor. Eğer Rejim, ABD’ye derse ki bütün şartlarınızı kabul ettik, elbette bir operasyon olmadan, 1-2 milyar dolar harcanmadan, kazanım elde edilecektir. Ama bütün bunlar ABD’nin İran’a yönelik “kazanım stratejisi”nin dışındaki konular değildir. İşte bu bir beşinci nesil savaş türüdür. Belli kesimlerce kabul etmesi zor olan, klasik bakış açısıdır. “Savaş başladı” veya “şöyle engellendi” denecek ya! Engellensin, bu kez bazı çevrelerden şunu duyabilirsiniz, “İran ABD’ye meydan okudu ve anlaşmaya zorladı!” Böyle olur mu? Densin! Kim ne derse desin, ABD alacağını aldıktan sonra… Bu bir algı meselesidir ve hem hibrit uygulamalarda hem de beşinci nesil savaşta bir sonuçtur. Şekil-2: Strateji ve Askeri Operasyonlar Şekil-2’deki akışı bilmeyen yok. Okullarda bunlar öğretiliyor ise utanırım. Ama özel taraflarına dem vuruluyorsa tamam! Şiddet artışı ve milli çıkarlar artarsa ne olur? ABD’yi düşünün: Bu orduyu neden yığdı? Sadece konumuz nükleer tesisler mi? Gelecek taraşımı mı? Gerçekçi olun! Bir de transactional (işlemsel, fırsatçı) diplomasinin fonksiyonu var. ABD bir başat güç ve Trump gibi bir üstenci lider söz konusu. Onun ortaya koydukları ve uygulamaları açık, anlayamayanlar mı var? Barış ve savaş dediği şeylere bakın ve kendinizi aldatmayın. Doktrini belli, Savaş Bakanlığı tarifi gayet net. Ama bölgesel ve yerel makamlar Trump politikalarının işlemcisi ise bu başka bir tartışma konusu. Kimler nerede konumlanıyor, kamuoyları oluşturuluyor ve bazı hassasiyetleri tarif etme gayreti görülüyor, bütününe bakmanız gerekir. Beşinci nesil dönemdeyiz! Örneğin İsrail Başbakanı Netanyahu veya Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman birer transactional lider, bu ve benzerlerinin konumları ve işlevleri açık. Güncel ve klasik örnekler, 5GW'nin pratikte nasıl işlediğini gösterir: 1. 2016 ABD Başkanlık Seçimi Müdahalesi (Rusya Atfedilen): Rus operatörlerin sosyal medya (Facebook, Twitter/X) üzerinden dezenformasyon yayması, siyasi bölünmeyi körüklemesi ve demokratik sisteme güveni sarsması. Fiziksel silah yok; amaç algıyı manipüle etmek ve iç kaos yaratmaktı. Benim hibrit analizlerimde bu, "maksatlı eğilim" ve "enformasyon savaşı" örneği olarak geçer – 5GW'nin en saf hali: Toplumu kendi içinde bölmek. 2. Stuxnet Saldırısı (2010, ABD-İsrail Atfedilen): İran nükleer tesislerindeki santrifüjleri fiziksel hasar vererek sabote eden siber virüs. Açık savaş olmadan stratejik hedef vuruldu; İran'ın uranyum zenginleştirme programı yıllarca gecikti. Bu, "temassız zafer" ve "teknolojik şiddet"in prototipi; polemolojide "gri bölge" operasyonlarının zirvesi. 3. Havana Sendromu (2016'dan beri, Çeşitli Yerlerde): ABD'li diplomatların Küba, Çin, Rusya vb. yerlerde maruz kaldığı gizemli sağlık sorunları (beyin hasarı benzeri semptomlar). Ses dalgaları, mikrodalga veya nöro-teknoloji kullanıldığı şüphesi. 5GW'nin en tuhaf örneği: Kimse saldırmadı, ama hedef kişiler felç edildi; amaç diplomatik personeli yıpratmak ve psikolojik üstünlük sağlamak. 4. İsrail'in 2021 Guardian of the Walls Operasyonu (Gazze): IDF'nin sahte Twitter açıklamasıyla "kara harekâtı başladı" yalanı yayması, Hamas'ı yanıltması ve bilgi üstünlüğü kazanması. Enformasyon savaşı ve psikolojik harp sentezi; kinetik unsurlar var ama asıl zafer algıda. 5. Çin'in "Sınırsız Savaş" Yaklaşımı (Unrestricted Warfare, 1999'dan beri): Ekonomik, teknolojik, siyasi şiddet araçlarını birleştirerek ABD'ye karşı uzun vadeli yıpratma. Hukuki savaş (lawfare), siber casusluk, ekonomik baskı ve kültürel etki operasyonları. 5GW'nin teorik temeli; polemolojide "büyük güç rekabeti"nde Çin'in hibrit-5GW sentezi olarak incelenir. 6. Diğer Güncel Uygulamalar Derin sahte videolar (deepfake Zelensky teslim çağrısı, 2022 Ukrayna). AI destekli hedefleme (İsrail'in Lavender/Gospel sistemleri). Sosyal medya üzerinden radikalleştirme ve lone-wolf saldırıları (süper güçlendirilmiş bireyler). Havana benzeri nöro-saldırılar veya kitle psikojenik hastalıklar. Çok zaman açıkladım, bu nedir? Beşinci nesil savaş, hibrit savaşın evrilmiş hali; dördüncü neslin "yozlaşmış" sayıldığı noktadan beşinci nesil bir kaos ortamına geçiş. Tezlerimde vurgulandığım üzere, zafer artık sahadan değil, zihinden gelir. Rakip fark etmeden yenilir; toplum kendi içinde çöker. Gelecekte 5GW norm olacak; polemoloji, bu oyunu okumak ve karşı hamle üretmek için vazgeçilmez pusula. Bazı yazarlar gözüme çarpıyor, içinde hibrit savaş ve strateji geçen cümleler kuruyorlar ve oldu zannediyorlar. Olacak bir savaşın karakterini belirleyebilecek en kritik, yeni, sır ve şok kısımları bilmeden, bunları hayal etmeden kolaya kaçıyorlar. Ama yine de iyi, en azından öğrenmek için bir çaba var! Kasırga Üretimi - Hibrit ve Beşinci Nesil Unsurların Sentezi Hibrit savaşın temelinde, konvansiyonel güç ile gayrinizami, siber, enformasyon ve vekâlet araçlarının birleşimi yatar. Beşinci nesil savaş ise bunu zirveye taşır: Kinetik olmayan eylemler hâkim olur; savaş alanı zihin, algı ve toplumdur. Analizlerimde vurgulandığım, “barıştayken üstün gel, çatışma olursa yönet” prensibi geçerlidir. İran’a karşı olası operasyon, bu sentezin zirvesidir: Ani bir “kasırga operasyonu” ile şok etkisi yaratmak, ardından baskı ve itaat sağlamak. Yayımlanan “ABD’nin İran’a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi” makalemden kısaca bahsettim. Bazı noktalar üzerinde duracağım, hatırlatmalarım olacak: Hedef Seti ve Akış: Şok, Baskı, İtaat Hedefler net: Nükleer altyapı (Natanz, Fordow, Pickaxe Mountain), balistik füze ve hava savunma mevzileri, IRGC komuta merkezleri, üst düzey liderlik unsurları ve vekil altyapısı. Petrol veya sivil hedefler büyük ölçüde dışarıda tutulur; amaç ekonomik yıkım değil, rejimi itaate zorlamak. Akış şöyle örülür: Hazırlık (Ön Şekillendirme): Siber operasyonlar, jammer’lar ve yoğun ISR ile İran’ı körleştirmek (İsrail’in F-35I entegrasyonu kritik). İlk Dalga (24-48 Saat): Hava savunması ezilir, hassas vuruşlarla şok yaratılır. Ek Baskı (48-96 Saat): Vuruşlar devam eder, mesaj iletilir: “Anlaşmayı kabul et veya daha kötüsü gelir.” Bakın, şöyle tarif ediyorum, “Bu strateji, Trump’ın ‘anlaşma yoksa kötü şeyler olur’ yaklaşımının somut hali: Rejimi tasfiye etmeden, kapasitesini kalıcı olarak törpüleyerek itaate zorlamak.” Bu verdiğim özetten de anlaşılacağı üzere aslında bugün ABD’nin yaptığı çoktan başlattığı bir “savaş atmosferi” ile ilgili idi. Bunu atlamadan ilerlemek gerekir. Amaç kazanmaktır. Öyleyse önce barış şartlarındayken kazanılacaklar var, ki Trump şimdi bunu gerçekleştiriyor. Ama eğer silahlar patlarsa, ki Trump buna yakın olunduğunu ifade ediyor, bu durumda ABD açısından daha fazla kazanılacaklar var demektir. Peki bunu nasıl yapacak, silahların patlaması dediğim şeyi? Bugün bu bütünüyle isimlendirilirse, Çoklu Alan Operasyonu (Multi-Domain Operations - MDO) konsepti konusudur. Çoklu Alan Operasyonu (MDO) Çoklu Alan Operasyonları konsepti, modern savaşın en kapsamlı ve entegre yaklaşımlarından biridir. Polemoloji çerçevesinde hibrit ve beşinci nesil savaş unsurlarını sistematik bir doktrine dönüştürür: Artık zafer, tek bir alanda (kara, hava, deniz) üstünlükle değil, tüm alanlarda (kara, hava, deniz, uzay, siber-uzay) eşzamanlı, senkronize ve birbirini tamamlayan etkiler yaratmakla elde edilir. Bu, rakibe "çoklu ikilemler" sunarak karar alma mekanizmasını felç eder, zayıf noktalarını açığa çıkarır ve düşük maliyetle üstünlük sağlar. ABD Ordusu’nun resmi doktrini başta verdim. Anlatımıma devam edeyim. Tanım şöyle: “ Çok alanlı operasyonlar, müşterek kuvvet komutanları adına hedeflere ulaşmak, düşman kuvvetlerini yenmek ve kazanımları pekiştirmek için göreceli avantajlar yaratmak ve bunlardan yararlanmak amacıyla müşterek ve kara kuvvetleri yeteneklerinin birleşik olarak kullanılmasıdır. Kara kuvvetleri ve müşterek yeteneklerin kullanılması, görevleri en düşük maliyetle gerçekleştirmek için her alandan mevcut tüm muharebe gücünün kullanılmasını sağlar.” Şekil-3: Çok Alanlı Operasyon Beş ana alan (domain) kapsanır: Kara: Geleneksel manevra ve ateş gücü. Hava: Hava üstünlüğü, hassas vuruşlar, ISR (istihbarat, gözetleme, keşif). Deniz: Denizden ateş desteği, lojistik, deniz ablukası. Uzay: Uydu tabanlı iletişim, navigasyon (GPS), erken uyarı, anti-uydu yetenekleri. Siber: Ağ saldırıları, elektronik harp, bilgi operasyonları, dezenformasyon. Çoklu Alan Operasyonları’nın çekirdeği, JADC2 (Joint All-Domain Command and Control) mimarisiyle sağlanır: Her sensör her ateşleyiciye (vurucuya) bağlanır, karar döngüsü saniyeler içinde kapanır. Amaç, rakibe "tempo" ve "zamanlama" üstünlüğüyle rakip edemeyeceği etkiler yaratmaktır. Benim polemolojik analizlerinde vurgulandığı gibi, bu hibrit savaşın evrilmiş hali; beşinci nesil unsurlarla (kinetik-olmayan hakimiyet, algı manipülasyonu, sinsi operasyonlar) birleşince bu bir "kasırga"ya dönüşür. Çoklu Alan Operasyonları’nın Temel Prensipleri ve İşleyişi: Rekabet Süreci Boyunca Uygulanır: Barış, gri bölge, kriz ve açık çatışma; "rekabet sürekliliği" boyunca üstünlük aranır ("barıştayken üstün gel"). Nüfuz Et, Parçala/Dağıt, Etkile/Bitir: Nüfuz: Savunma katmanlarını aşmak (erişim engelleme/alan reddi – A2/AD sistemlerini delmek). Parçala/Dağıt/İmha: Rakibin alanlar arası bağımlılıklarını yok etmek (örneğin siberle hava savunmasını körleştirmek, uzayda GPS’yi bozmak). Etkile/Bitir: Açılan boşlukları kullanarak yıkıcı vuruşlar yapmak. Çoklu İkilemler Yaratma: Rakip bir alandaki tehdide yanıt verirken diğer alanlarda vurulur; "birden fazla ikilemin ustaca birleşimi". Müşterek ve Birleşik: Ordu, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Uzay Kuvvetleri ve siber unsurlar tek bir komuta altında senkronize edilir. İran’a Karşı Olası Uygulama: Kasırga Örmesi Bağlamında ABD’nin İran’a karşı sınırlı-darbe stratejisi (Independent Türkçe, Şubat 2026 makalesi), Çoklu Alan Operasyonları’nın en somut tezahürüdür. Analizimde "şok, baskı, itaat" akışı şöyle örülür: Hazırlık Aşaması: Siber ve elektronik harp ile İran’ın komuta-kontrol ağını bozmak, jammer’larla radarları körleştirmek, uzay tabanlı ISR ile tünel/sığınak konumlarını hassas belirlemek. Nüfuz Etme ve İlk Dalga: F-35/F-22 hayalet uçakları, B-2 bombardıman uçakları, Tomahawk ve JASSM-ER füzeleriyle hava savunmasını ezmek; hava ve siber domain’den eşzamanlı etki. İmha Et: Nükleer tesisler (Natanz, Fordow), IRGC komuta merkezleri, balistik füze bataryaları ve vekil altyapısı hedeflenir; uzaydan GPS karıştırma ve siber saldırılarla İran’ın misilleme kabiliyeti felç edilir. Bitir ve Baskıla: Ani, yoğun vuruşlarla "her yeri bulup vurdular" algısı yaratılır; rejim müzakere veya itaate zorlanır. Kayıpsız (sıfır Amerikan kaybı) hedeflenir; çok alanlı operasyonun "en düşük maliyet" prensibiyle uyumlu. Bu operasyon, hibrit (vekil, siber, enformasyon) ve beşinci nesil (algı, kinetik olmayan) unsurları Çok Alanlı Operasyon çatısı altında birleştirir: İran’ın A2/AD’sini (erişimi engelleme) delmek için tüm domain’lerden konverjans (kütle yığılması/artışı) yaratılır. Kendi ifademle: “Bu strateji, rejimi tasfiye etmeden kapasitesini kalıcı olarak törpüleyerek itaate zorlamak!” Tam bir polemolojik üstünlük konusu. Polemolojik Sonuç: Kasırgadan Dersler Bu kasırga şeklindeki olası saldırı, polemolojinin hibrit üstünlük ve beşinci nesil tezlerini doğrular: Zafer sahadan değil, zihinden gelir; rakip fark etmeden yenilir. Konuyla ilgili yayımlanmış makalelerimde vurgulandığı gibi, “Başarı şansı yüksek, çünkü ABD’nin hava gücü, hassasiyet ve kayıpsız operasyon kabiliyeti eşsiz.” Amaç rejim değişikliği değil, kırmızı çizgileri (nükleer ve vekil tehdit) kabul ettirmek ve küresel dengeleri bozmadan bölgesel üstünlük sağlamak. Basit örnekteki gibi, bugünün futbolu nasıl makine gibi çalışan, analiz odaklı bir şova dönüştüyse, savaş da bir kasırga üretmeye evrildi. Kasırga operasyonu: Ani fırtına, ardından hasar toplama ve yeni türden bir hava esmesi. İran revizyon yapmazsa (demokrasi, teknolojik uyum, vekil stratejisini gözden geçirme), Saddam-vari bir son kaçınılmaz olabilir. Polemoloji, bu oyunu okumak ve karşı hamle üretmek için vazgeçilmez pusula: Her kasırga özgün, ama inisiyatif, derin analiz ve çok katmanlı araçlar belirleyici. Çok alanlı operasyonlar klasik savaşın sonu, hibrit kasırganın başlangıcıdır. ABD ordusu tüm domain’leri tek bir "oyun planı"nda birleştirir. Polemoloji açısından zafer, sahadan değil, entegre zekâ ve senkronizasyondan gelir. İran senaryosu gibi örnekler, bu doktrinin geleceğin normu olacağını gösterir; inisiyatif, derin analiz ve çok katmanlı araçlar belirleyicidir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Savaş evrim ABD İRAN gerilim Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı Gürsel Tokmakoğlu Pazartesi, Şubat 23, 2026 - 00:30 Main image:

Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Savaşın evrimi: ABD ve İran gerilimi üzerine copyright Independentturkish: