19 yıllık bilimsel mücadele: Aykut Kence Evrim Konferansı

Etki Can BOLATCAN ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu (BİYOGEN) tarafından bu yıl 19'uncusu düzenlenen Aykut Kence Evrim Konferansı (AKEK), bilimsel düşüncenin üzerindeki baskı ve sansürün arttığı bir dönemde bilimi savunmanın kararlılığını temsil ediyor. 19 yıldır türlü baskılara ve engellemelere rağmen düzenlenen AKEK, bu sene de yüzlerce katılımcıyı bir araya getirmeyi başardı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen binden fazla kayıtlı katılımcıyla, bilimsel sunumlarla, evrim çalışmalarıyla tamamlanan konferansın organizasyonunda görev alan Barış Sümer ve Feride Can’la AKEK’in örgütlenme sürecini, aşılan zorlukları ve 19 yıldır sürdürülen Evrim Konferansı’nın önemini konuştuk. Her sene AKEK'in düzenlenmesi sürecinde yaşanan zorluklara tanık oluyoruz. Bu sene 19'uncusu düzenlenen AKEK'in örgütlenmesinde nasıl zorluklarla karşılaştınız? Bu zorlukları nasıl aştınız? Barış Sümer: AKEK özelinde de evrim özelinde de tüm Türkiye’de baskı ve sansürleme devam ediyor. AKEK’i örerken çok fazla sıkıntıyla karşılaşıyoruz. En büyük sıkıntı okulumuz ODTÜ olmak üzere devlet kurumlarından kaynaklanıyor. Normalde bilim odaklı konferansları ve çalışmaları desteklemesi gereken okullarımız, belediyeler, kurumlar destek vermek yerine işleri aksatacak şekilde davranabiliyorlar. Örneğin; bu konferansın ODTÜ dışından da katılımcıları oluyor. Onlar için A1 kapısından kongre merkezine bir ring servisimiz vardı. Bu servis desteğinin onayını yaklaşık bir buçuk ay önce almıştık. Tam olarak konferanstan sadece bir gün önce ise bu desteğin sağlanamayacağı iletildi. Sahur için, iftar için, farklı özel saatler için ek ring seferleri oluşturabiliyorlar ama AKEK için bütçenin, şoförlerin, otobüslerin yetersiz olduğu söyleniyor. Böyle “aksilikler” hep Evrim Konferansı’nda yaşanıyor. Feride Can: Başka bir konu ise yemek. Normalde Ankara Büyükşehir Belediyesi her sene konferans için yemek yolluyordu. Bu destek sayesinde konferansa emek veren arkadaşlar konferans süresince yemek yiyebiliyordu. Bu sene ne kadar uğraşsak da yemek desteği reddedildi. Uzun uğraşlar sonucunda yalnızca çay ve çorba desteğini kabul ettirebildik. Teyit etmek için aradığımızda ise “Ramazan’mış, gelemeyeceğiz” cevabını aldık. En az yüz kişiye tekabül eden bu yemek sorunu konferans sürecinde büyük bir bütçe açığı ortaya çıkardı. Sorunun çözümü için “En azından yemekhane yemeği paketlenip konferansta yenilebilir mi” diye okula başvurduğumuzda ise kendi öğrenci kartımızla 40 liraya alabildiğimiz yemek için öğrenci başına 260 lira istendi. MEB müfredatından evrimin çıkarıldığı 2017’den, "Maarif Eğitim Modeli" ile yaratılışçılığın merkeze alındığı 2024’e kadar geçen süreçte, AKEK’in "evrim" ısrarı bilimsel bir tercihin ötesinde nasıl bir anlam taşıyor? F.C: Adından da belli olacağı şekilde bu konferans Aykut Kence hocamız sayesinde var oldu. Kendisi bu ülkenin yetiştirdiği en değerli bilim insanlarından biri, her zaman evrimi ve bilimi yaymak için çabaladı. Özellikle 2000’li yılların başında evrim karşıtlığının yükselmeye başladığı zamanlarda birçok televizyon programına katıldı, söyleşilerde yer aldı, kendi öğrencilerine fonlar bulmaya çalıştı ki evrim ve bilim daha temiz bir şekilde anlatılabilsin. 2005 yılında da Uluslararası Evrim Konferansı adı altında ilk defa bu konferansı düzenlemeye başladı. Dünyanın birçok yerinden, Türkiye'nin her yerinden değerli akademisyenler gelerek evrim anlattılar. Konferans kendisinin 2014’teki vefatından sonra da Aykut Kence Evrim Konferansı olarak anılmaya başlandı. Zaman ilerledikçe ve bilimsel politikalar, Türkiye'nin eğitim politikaları kötüleştikçe, baskı ve sansür arttıkça bizim bu konferansı düzenlememizin önemi de oldukça artıyor. Çünkü maalesef şu an Türkiye’de geniş çaplı olarak evrim konferansı düzenleyen sadece biz kaldık. Biz de birçok zorlukla karşılaşıyoruz ve her sene "Acaba seneyi çıkartabilecek miyiz?" diye düşünüyoruz. Bu yüzden hala birçok konuda ülkemiz geriye giderken, Boğaziçi Üniversitesi gibi diğer üniversitelerde topluluk odaları kapatılırken, artık kulüp çalışmalarına izin verilmezken bizim bunu hala sürdürebiliyor olmamız çok büyük bir önem taşıyor. B.S: Daha daha umutlu bir taraftan yaklaşmak gerekirse; sansür, baskı her sene arttıkça buraya gelmek isteyen insan sayısı da bir o kadar artıyor. Bu sene dışarıdan bin kaydımız vardı. İlk kez Ankara’ya Evrim Konferansı için gelen insanlar oluyor. Pek çok zorlukla karşılaşıyoruz ancak öğrenci dayanışmasıyla, mücadelesiyle bu konferansı örüyoruz. Örmeye de devam edeceğiz. Bununla gurur duyuyoruz. Destekçilerimize, katılan herkese de çok teşekkür ediyoruz. "Gelin, ülkenin dört bir yanını yeşertelim" çağrısı kapsamında, AKEK modelinin diğer üniversitelere ve şehirlere yayılması için nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz, bu çoğalmanın anlamı nedir? B.S: ODTÜ BİYOGEN (Biyoloji ve Genetik Topluluğu) olarak bu konferansı düzenliyoruz ve bu ODTÜ özelinde bir çalışma değil. Dışarıdan insanlar da geliyor. Bu çalışmalar yayılmalı. Tüm Türkiye’de de evrim konferansları da bilimi yayma çalışmaları da hangi konuda sansür ve baskı varsa, bütün üniversiteler olarak ortak bir kamuoyu oluşturarak bunların altından kalkmamız lazım. Çünkü bu baskı ortamında sayılarımız azalıyor. Bir gün AKEK’le ilgili bir sıkıntı yaşadığımızda sadece ODTÜ olarak değil, hep birlikte karşı durmalıyız. Bilimi birlikte korumalı ve yaşatmalıyız. "Laiklik" ve "Bilimsel Eğitim" son günlerin önemli bir gündemi. AKEK'in biyoloji ve evrim ısrarı, laiklik ve bilimsel eğitim mücadelesinde nereye tekabül ediyor? F.C: Müfredatlarımızda evrimin adı bile geçirilmiyorken bizim hala evrim hakkında konuşabiliyor olmamız çok değerli. Buraya gelen insanlar evrimin bir teori değil, bir gerçek olduğunu bilerek geliyorlar ve biz de bunu yaymaya ve açıklamaya devam ediyoruz. Ayrıca ismimizde "evrim" geçiyor olması birçok sponsor tarafından reddedilmemize ve tehdit gösterilmemize sebep oluyor. Aslında işimizi zorlaştırıyor ama biz yine de Evrim Konferansı’nı yaşatmaya devam edeceğiz. 19 yıl boyunca ertelenmelere, iptallere ve baskılara rağmen sürdürülen bu konferansın, önümüzdeki 20'nci yılında daha güçlü düzenlenmesi için öğrencilerin ve diğer öğrenci örgütlenmelerinin üzerine düşen görev nedir? B.S: Bu çağrı arkadaşlarımızın illaki fiziksel bir görev alması, Evrim Konferansı özelinde bir şey yapması gerekmiyor. Ama Türkiye’de bugün hem Evrim Konferansı hem pek çok farklı konuda özgür düşünce baskılanıyor. Bu konularda sessiz kalınmamalı. Toplu ve birlikte hareket ettiğimizde sadece yüze yakın kişiyle tüm baskılara rağmen bu konferansı düzenleyebiliyorsak daha gür ve kalabalık bir sesle mutlaka her şeyin üstesinden gelebiliriz.