Bugünlerde yatıyoruz, kalkıyoruz sürekli yapay zekâ. Ben kullanmamak için direniyorum ama çevremde kullananlar çok. Her türlü konuyu yapay zekâya soranlar çoğaldı. Yapay zekânın doğru bilgi verip vermediği de tartışılıyor. Ya bizi yanıltıyorsa ya da o da halüsinasyon görüyorsa. Hiç düşündünüz mü bunu? Akademik kariyer yapan bir arkadaşım “makale ve tez bulma”yardımı istiyor kullandığı yapay zekâdan. Kendi konusuna yakın daha önce yazılmış tezleri ve makaleleri soruyor. Yapay zekâ ise bir kişinin yazdığı makaleyi yanıt olarak veriyor. Arkadaşım ismi ve makaleyi kontrol etmek için arama yapıyor ama bulamıyor. Arkadaşım yapay zekâya tekrar “Bu makaleyi bana sen önermiştin. Ama doğrulanmadı, bulamadım”diyor. Bilin bakalım yapay zekâ arkadaşıma ne yanıt veriyor? Buyurun size yanıtı: “Özür dilerim, size bu makaleyi daha önceki bir konuşmamızda kaynak olarak önerdiysem, muhtemelen bir veri karıştırma veya kaynakları sentezleme hatası yapmış olabilirim. Yapay zekâ modelleri bazen akademik formatlara uygun ancak gerçekte var olmayan ‘halüsinasyon’ dediğimiz kaynaklar üretebilirler...” Yani yapay zekâ“Biz de halüsinasyon görürüz”diyor. Bir de özür diliyor. Bu örnek ile “yapay zekâya güvenmeyelim”sonucu çıkabilir ama ya örtülü mesaj ne olacak? Yani “İnsan gibiyim. Halüsinasyon görebilirim”mesajı. İki gün sonra yapay zekâlar “Sen o konuyu boş ver. Gel dertleşelim. Hayat nasıl gidiyor?”gibi insani sohbetlere başlarsa ve insanı yönetirse ne yapacağız? ‘VERİ KURUMU’ önerisi Geçtiğimiz günlerde TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez ile yapay zekânın neye dönüştüğünü konuşmuştuk. Dönmez, “Veri üzerinden kurulan yeni bir egemenlik modeli ortaya çıkmıştır. Bugün karşımızda duran yapı, veri üzerinden kurulan ve askeri işgal ya da doğrudan siyasi tahakküm gerektirmeyen yeni bir egemenlik modelidir. Bu nedenle veri sömürgeciliği yeni emperyalizmdir” demişti. Dönmez’e “Riskler ve neler yapılmalı?” diye sorunca da şunları dile getirdi: - Bugün geldiğimiz noktada, veri güvenliği ve mahremiyetin yeterince korunmadığı bir dijital ekosistemde en kırılgan toplumsal kesimler çok daha fazla risk altındadır. - Yapay zekâda etik ve algoritmik şeffaflık, artık teorik bir tartışma değil; demokrasinin ve hukukun geleceğini ilgilendiren somut bir zorunluluktur. - Bu nedenle dünyada giderek daha fazla ülke; açıklanabilir yapay zekâ, algoritmik denetim ve kamusal gözetim mekanizmaları üzerinde çalışmaktadır. - Ancak bu çabaların kalıcı ve etkili olabilmesi için ulusal düzeyde güçlü kurumsal yapılarla desteklenmesi gerekmektedir. - Türkiye’nin ortaya koyduğu çerçeve; dijital egemenliği, kalkınma hedefleriyle ve insan onuruyla birlikte ele alan üçüncü bir yol sunmaktadır. - Bu yönüyle Türkiye, veri ve yapay zekâ alanında uygulanabilir, ölçeklenebilir ve adil bir model inşa etme potansiyeline sahiptir. - TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu raporunda önerdiğimiz TÜRKİYE VERİ KURUMU, tam da bu yaklaşımın kurumsal karşılığıdır. - Bu kurum; veri güvenliği, mahremiyet ve yapay zekâ arasındaki ilişkiyi kamusal bir çerçeveye oturtan merkezi ve stratejik bir otorite olacaktır. - Türkiye Veri Kurumu sayesinde kişisel ve stratejik veriler anayasal haklar çerçevesinde korunacak; yapay zekâ uygulamalarında kullanılan verilerin etik, güvenli ve denetlenebilir olması sağlanacaktır. - Aynı zamanda kamu, özel sektör ve akademi arasında güvenli veri paylaşımı standartlara bağlanacak; vatandaşın verisi üzerinden değer üretilirken mahremiyetten ve güvenlikten taviz verilmeyecektir.