Almanya’da iktidar partisi CDU’nun (Hristiyan Demokrat Birlik) bu hafta sonu Stuttgart’ta düzenlediği iki günlük Federal Parti Kongresi, yalnızca yeni parti yönetiminin belirlenmesiyle değil, aynı zamanda emek piyasasına dönük yeni düzenleme sinyalleri ve sosyal politikalara ilişkin tartışmalarla dikkat çekti. Beş eyalette yapılacak kritik seçimler öncesinde gerçekleştirilen kongre, CDU’nun hem parti içi huzursuzlukları bastırma hem de koalisyon ortağı SPD (Alman Sosyal Demokrat Partisi) ile yürüttüğü hükümetin yönünü yeniden tanımlama girişimi olarak öne çıktı. Merz yeniden seçildi, ancak toplumsal destek zayıf Kongrede Federal Almanya Şansölyesi ve CDU Genel Başkanı Friedrich Merz , oyların yüzde 91,2’sini alarak üçüncü kez parti liderliğine seçildi. Bu sonuç, 2024’teki yüzde 89,9’luk yeniden seçilme oranının üzerine çıksa da Merz’in parti içindeki desteğinin toplumsal karşılığının sınırlı olduğu dikkat çekiyor. Son kamuoyu yoklamalarında CDU’nun yüzde 30 bandının altında seyretmesi ve Merz’in selefi Olaf Scholz’dan dahi daha düşük popülerlik oranlarına sahip olması, sermaye yanlısı hükümet programının geniş halk kesimlerinde karşılık görmediğini ortaya koyuyor. Kongre boyunca CDU yönetimi, SPD ile yürütülen siyah-kırmızı koalisyonun “alternatifsiz” olduğunu vurgularken, hükümetin ilk dokuz ayında özellikle savunma harcamaları, göç politikası ve iç güvenlik alanlarında “yön değişikliği” sağlandığı iddia edildi. 'Lifestyle-Teilzeit': Hedefte sosyal haklar var Kongre öncesinde CDU içindeki kanatlar arasında sermaye çıkarlarının en sert savunucusu konumundaki Orta Ölçekli İşletmeler ve Ekonomi Birliği (Mittelstands- und Wirtschaftsunion, MIT) 1 tarafından gündeme getirilen ve kamuoyunda “Lifestyle-Teilzeit” başlığıyla tartışılan öneri, emek piyasası açısından kritik başlıklardan biri oldu. Daha önce Şansölye Merz’in de, Almanya’nın tekrar daha uzun çalışması gerektiğine dair açıklamaları 2 olmuştu. Yumuşatılmış haliyle kabul edilen öneri: Sosyal yardım alan bireylerin “esas olarak tam zamanlı çalışarak geçimini sağlaması gerektiğini” vurguluyor. Çocuk bakımı, hasta bakımı veya eğitim gibi “özel nedenler” dışında yarı zamanlı çalışma ile sosyal yardımın birlikte alınmasını sınırlandırmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, fiilen sosyal devlet mekanizmalarının daraltılması ve işgücünün daha uzun süre ve daha düşük güvencelerle çalışmaya zorlanması anlamına geliyor. CDU’nun gençlik örgütü Genç Birlik (Junge Union, JU) tarafından önerilen ve emeklilik yaşının yaşam beklentisine bağlanmasını içeren kapsamlı sosyal güvenlik reformu talebinin ise doğrudan kabul edilmeyip parti grubuna havale edilmesi, parti içindeki gerilimlerin sürdüğünü gösterdi. Sosyal medya yasağı ve borç freni Kongrede ayrıca: 14 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağına destek verildi. Ebeveyn yardımı (Elterngeld) için gelir sınırlarının yeniden yükseltilmesi talebi kabul edildi. “Borç freni”nin (Schuldenbremse) 3 daha fazla gevşetilmesine karşı çıkıldı. Özellikle borç freninin korunmasına yönelik kararın, kamu yatırımlarının ve sosyal harcamaların sınırlandırılması yönündeki neoliberal mali disiplin çizgisinin sürdürüleceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. 'Brandmauer' tartışması ve seçim yılı CDU yönetimi kongrede Almanya için Alternatif partisi (Alternative für Deutschland, AfD) ile herhangi bir işbirliğini dışladığını yineleyerek, sözde “siyasi izolasyon” (Brandmauer) politikasını sürdürdüğünü ilan etti. Ancak sonbaharda özellikle Saksonya-Anhalt’ta yapılacak eyalet seçimlerinde AfD’nin anketlerde açık ara önde olması, bu tutumun, seçim sonuçlarına bağlı olarak, dengeler değiştiğinde yeniden tartışmaya açılmak üzere sürdüğünü ortaya koyuyor. Mart ayında Baden-Württemberg, Bavyera, Hessen ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde farklı düzeylerde (yerel ve eyalet parlamentosu) seçimler gerçekleştirilecek. Eylül ayına gelindiğinde ise Saksonya-Anhalt, Aşağı Saksonya, Kuzey Ren-Vestfalya, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’da sandıklar kurulacak. Bu seçimlerin sonuçları, CDU’nun performansı üzerinden Merz’in parti içindeki gücünün kalıcılığı açısından belirleyici olacak. Kongrede konuşan Şansölye Merz, uluslararası sistemde kural temelli işbirliğinin yerini giderek güç politikalarının aldığını savunarak, Avrupa’nın bu yeni dönemde askeri kapasitesini ve ekonomik rekabet gücünü artırması gerektiğini söyledi. Teknolojik bağımsızlığın bu sürecin merkezinde yer aldığını vurgulayan Merz, “Teknoloji bugün egemenlik üzerinde belirleyicidir” ifadelerini kullandı. 'Herkes için refah' yalanı Merz konuşmasını, CDU’nun 80 yıl önce “Sosyal Piyasa Ekonomisi”ne bağlılıkla kendisine bir yol çizdiğini hatırlatarak tamamladı ve “herkes için refah” hedefini yineledi. Ne var ki Merz’in ve partisinin “herkes” tanımının sınırları da yine bu sosyal piyasa ekonomisi anlayışı tarafından çiziliyor. Stuttgart’taki kongre, parti yönetiminin arkasında disiplinli bir görüntü sunmuş olsa da sosyal politika ve çalışma yaşamına ilişkin gündeme getirilen düzenlemeler, emekçiler açısından yeni hak kayıplarının habercisi niteliğinde. 1 Orta Ölçekli İşletmeler ve Ekonomi Birliği (Mittelstands- und Wirtschaftsunion, MIT), Almanya'daki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partilerinin bünyesinde faaliyet gösteren; küçük ve orta ölçekli işletmeler (Mittelstand) ile iş dünyasının çıkarlarını CDU/CSU’nun ekonomi politikalarının şekillendirilmesi sürecinde temsil etmeyi amaçlayan bir parti içi örgütlenmedir. 2 https://haber.sol.org.tr/haber/merzden-daha-uzun-calisma-cagrisi-almanyada-isci-sinifinin-kazanilmis- hakkina-saldiri-405440 3 Borç freni (Schuldenbremse): Almanya'da 2009'da anayasaya giren ve yapısal bütçe açığını GSYH'nin yüzde 0,35'i ile sınırlayan “mali disiplin” adımı.