Emekliler bayram ikramiyesine öfkeli: 'Azıcık şeker, bir de kolonya..'

İktidarın önerdiği bayram ikramiyesi emekliler cephesinden tepkiyle karşılandı. Emekliler verilecek paranın "ikramiye" değil, bir tür "sadaka" olduğunu ifade ediyor. Emekliler, 2025 yılında açıklanan yüzde 30,89'luk resmi enflasyon oranı bayram ikramiyesine uygulanırsa ödenecek olan 5 bin 235 TL'nin hiçbir ihtiyacı karşılayamayacağını vurguluyor. 'Azıcık şeker, bir kolonya... kalanıyla eve döneriz artık' İmran Yılmaz, emekli ve Konya'da yaşıyor. Kendisi şehir merkezinde değil, Cihanbeyli ilçesine bağlı bir köyde ikamet ediyor. Köyde yaşadıkları için bazı şeylerden mahrum kalsalar da şimdi "şanslı olduklarını" belirten Yılmaz, " Köyde yaşadığımız için mahrum kalırdık eskiden bir şeylerden, şimdi 'şanslıyız' diyoruz. Şehirde olsak dayanamazdık" diyor. Yılmaz aldığı maaşı ve masraflarını ise şu sözlerle anlatıyor: "Valla 5 bin lira gibi bir şey diyorlar. Buradan ilçe merkezine gitsem, en ucuz şekerleri alsam bir de kolonya en az 2 bin lira tutuyor. Marketlerde kaliteli şekerlerin fiyatı 1000 lirayı buluyor. Biz dört kişiyiz evde. Ucuz şeker, sadece bir çeşit lokum alıyorum. Hani bayramdır diye, yoksa biz zaten yiyemiyoruz. Şeker bir yandan tansiyon bir yandan. Ama yavrularımız geliyor. Komşularımız geliyor ziyarete, bir şeker tutmak icap ediyor. Ne yapalım? Ucuzundan alsak azar azar 2 bin lira. Kalanı da artık ne yapayım bilmiyorum sahiden." En düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğunu hatırlatan Yılmaz, eşini iki yıl önce kaybettiği için dul aylığından yararlandığını ve bu paranın ancak üçte ikisini alabildiğini belirtiyor. 'Alıp başlarına çalsınlar o parayı' Akif Sayar Antep'te yaşıyor. soL'a konuşan Akif Sayar bir işçi emeklisi. Yıllarca Bağ-Kur primi ödediğini, çoğu zaman kendilerinden kısıp bu primleri yatırdıklarını anlatan Sayar, şimdi verilecek denilen paraya isyan ederek şunları söylüyor: "Yıllarca Bağ-Kur primi ödedim. Çoğu zaman kendimizden kıstık primlerimizi ödedik. Şimdi vereceğiz dedikleri paraya bak. Dün bir zam daha geldi yakıta. 60 lira oldu mazot. O parayı alıp ne yapayım? Araca yakıt koyarım, kalanı da market alışverişine dahi yetmiyor. Yani muhtaç hale getirdiler insanı, zoruma gidiyor. Alıp başlarına çalsınlar bu parayı. Sahiden diyorum benim zoruma gidiyor." Bizler gücümüzü hiçbir sermaye grubundan değil, sadece okurlarımızdan alıyoruz. Emeklilerin, işçilerin ve dar gelirlilerin sesini daha gür duyurmak, haksızlığa karşı sadece gerçeği yazmaya devam etmek için bağımsız gazetecilik her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. soL'a abone olun, bu sese güç katın. ABONE OL 'Bayramda memlekete gitmek mi?' Recep Yılmaz aynı zamanda emekliler için mücadele eden isimlerden biri. Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) üyesi olan Yılmaz, bu ikramiyenin hiçbir şeye yaramayacağının altını çiziyor. Duruma tepki gösteren Yılmaz, " Ne diyebilirim ki emekli maaşı ortada, ikramiyesi ne olur bilemiyorum. Geçim zor, hayat gerçekten zorlaştı. Verilecek miktar en azından bir maaş miktarı olması lazım ki bayramda çoluk çocuğun yüzünü güldürebilsin emekli" ifadelerini kullanıyor. Masrafların ulaştığı boyuta da dikkat çeken Yılmaz şu şekilde tamamlıyor sözlerini: "Bi r kilogram tatlı 1000 TL civarında. Artık çoluk çocuk 100 TL harçlığı az buluyor. Memlekete gidemeyiz, seyahat masrafları uçtu. Kişi başı biletler 750 TL'den başlıyor, dört kişilik ailenin memlekete gidip gelmesi sadece 6 bin TL civarında. Yani emekli yine evinde oturup memleketine özlemle bakacak." DİSK Emekli-Sen: İkramiye değil sadaka DİSK Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender ise bunun yasal olarak bir ikramiye olmayacağını, doğrudan doğruya sadaka veya harçlık olarak değerlendirmek gerektiğini ifade ediyor. soL'a konuşan Kalender şunları söylüyor: "İktidar zaten emeklileri dipte eşitliyor, netice itibarıyla en kötü yaşama da mahkum ediyor. Emekli aylıklarının artırılması ile ilgili yaptıkları tiyatro oyunu bu. Verilen bayram ikramiyesi adı altında harçlık, sadaka söz konusu. Kanunda ve yasada ikramiyelerin nasıl hesaplanacağı açık. Buna ikramiye diyemeyiz. Buna bayram harçlığı, sadaka diyebiliriz." İkramiyenin yasal çerçevesine dikkat çeken Kalender, "İkramiye olacaksa yasalara göre olmalı. En düşüğü asgari ücret düzeyinde olması lazım. Ya da alınan aylıklar üzerinden olması lazım. Kamu çalışanlarına nasılsa emeklilere de olması gerekiyor" diyor. Rakamların gerçeği yansıtmadığını belirten Kalender şu ifadeleri kullanıyor: "Malumunuz bir istatistik kurumu var, netice itibarıyla oraya bakıyor, oradan sonuçlarla hareket ediyorlar, bu işlerine geliyor. İktidar, emeklileri yük ve kambur olarak görüyor. Sirk aynası oyununu oynuyor. Şişmanı zayıf, zayıfı şişman gösteriyor. Emekli ikramiyesi denilen şey harçlık. Garip değiliz, gariban da değiliz. Bu harçlığa ihtiyacımız yok. Biz hakkımızı konuşuyoruz, yıllarca ödediğimiz ikramiyeleri ödemekle yükümlüler. Ayrıca verdiklerini kendi bütçelerinden vermiyorlar. Biz ikramiyeler ödedik. Verdiğimiz paraları değerlendirdiler. O parayı bize veriyorlar." Yaşadıkları sorunların kaynağına ve taleplerine de değinen Kalender sözlerini şöyle tamamlıyor: "2008'de 5510 sayılı yasa değiştirilerek bugünlere geldi. Aylık bağlama oranlarını değiştirdiler, aylıkların taban hesaplama fiyatlarını değiştirdiler, bu sorunları yaşıyoruz. Biz bu ülkenin saygın vatandaşlarıyız. Netice itibarıyla insanca yaşam istiyoruz. Hala sağlıkta katkı payı ödüyoruz. 'Almanya bizi kıskanıyor' diyenler oradaki emeklilerin hayatlarına baksın, mukayese etsinler. Köşeye çekilip ölümü bekleyen insanlar olarak yaşamak istemiyoruz. Hak ettiğimiz hayatı, yaşamı yaşamak istiyoruz." Bayram ikramiyesiyle yeniden gündem olan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya çalışıyor. Hak ettikleri bir yaşamı talep eden emeklilerin yüzü bu bayramda da gülmeyecek. Ne bayram ziyareti için memlekete gitmek ne de torunlara güzel bir kıyafet giydirmek... Hepsi hayal. İktidarın emeklilere reva gördüğü hayatta "bayram" kelimesi ikramiyeden önce manasızlaşıyor.