Akın Gürlek’ten ‘savunma’ hakkına darbe hazırlığı: Sınırlanması yasak olan bir hakkı yok etme girişimi!

AKP iktidarının hukuku çok güçlü bir siyasi silaha çevirdiği, bu silah aracılığıyla da tutuklama uygulamasını temel bir cezalandırma yöntemine dönüştürdüğü biliniyor. Şimdi tutukluluk sürecindeki yurttaşların en temel hakkına, savunma hakkına büyük bir saldırı hazırlığına daha girişilmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığı görevine getirilen Akın Gürlek , geçtiğimiz haftalarda çıktığı ilk canlı yayında, tutukluların avukat görüşlerinin fazla uzun olduğunu, istismar edildiğini belirtip, bu hakkın kısıtlanacağının sinyalini verdi. Gelen yoğun tepkilerin ardından “ Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek ” diyen Gürlek, sözlerinin ilk bölümünü yalanlarcasına asıl niyetini şu şekilde ortaya koydu: “Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hâkim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz. Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var.” Önüne geleni “terör” ve “örgütlü suçlar" kapsamında hedef alan, iktidarı eleştiren herkesin üzerine bu sopayı sallayan AKP’nin bu başlıkta ne kadar kararlı olduğunu bugün yandaş Türkiye gazetesinde çıkan haberle de öğrenmiş olduk. Gazete avukat görüşmelerine kısıtlama getirmek için iktidarın yasal hazırlıklara başladığını ilan etti. Peki bu hazırlıklar ne anlama geliyor? Eski Anayasa Mahkemesi Raportörü ve yazarımız Ali Rıza Aydın , bu gelişmeyi ve yapılan açıklamaları soL’a değerlendirdi. İstisna olmaktan çıkarılan tutukluluk savunmasızlığa itilmek isteniyor… Tutukluluğun asıl değil istisnai bir uygulama olduğunu, kuvvetli suç şüphesi altında bulunanlara yasadaki koşullara göre uygulanması gerektiğine vurgu yapan Ali Rıza Aydın, " Henüz suçu kesinleşmemiş ama yasaya göre uygun tutuklama nedeni bulunanları kapsaması gerekiyor ama aynı suç şüphesi altında olan, aynı davada yargılananlardan kimileri tutuklanmayabiliyor. İstisna olması gereken tutukluluk kapsamıyla, süresiyle tam bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Çelişkilerle dolu bir ülkede yaşıyoruz ve bu çelişkileri yasalarda, uygulamada yaşadığımız gibi en vazgeçilmez hak ve özgürlükler arasında olan 'hak arama özgürlüğü'nde, 'adil yargılanma hakkı'nda da yaşıyoruz. Bunları düzeltmek varken daha da bozucu adımlar atılmaya çalışılıyor " dedi. soL Haber AKP hukuksuzluğunun ayrıntılarını yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine sen de destek olabilir, güçlendirebilirsin. ABONE OL 'Savunma hakkında tutuklu ile tutuksuz arasında ayrım yapılamaz' Yeni Adalet Bakanının göreve gelir gelmez gündeme aldığı konunun hangi ucundan tutulursa tutulsun çelişkileri, adaletsizliği artıracağına işaret eden Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "Bu çelişkilerin en derini de tutuklunun, üzerine suç atılan, suçla itham edilen kişi olması, suçlu olmaması. Yani suçsuzluğu sabit oluncaya kadar suçsuz. Tutukluluk süreci, suç şüphesi olan kişinin savunmaya, avukata en fazla gereksinme olduğu zaman dilimi. Öte yandan adil yargılanma hakkının en temel ilkesi de 'silahların eşitliği' ilkesi. Savunma, iddialara yanıt verme, karşı iddialar ileri sürme bu zaman diliminde ve bu eşitlik bozulmadan yaşama geçecek. Tutuklu, tutuklu olmayan şüpheliye göre zaten özgürlüğünden mahrum. Savunma hakkında, adil ve açık yargılanma hakkında tutuklu ile tutuksuz arasında ayrım yapılamaz. " 'Sınırlama sebebi olmayan hak ve özgürlükler arasında' Bu hakkın sınırlandırılamayacağını, sınırlandırılmasının anayasal güvence altında olan hak arama özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına aykırı olacağına vurgu yapan Aydın, " Ki bu hak ve özgürlük Anayasada, ilgili 36. maddede, sınırlama sebebi olmayan hak ve özgürlükler arasındadır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları da açık. Şimdi kim takıyor Anayasayı İHAS’yi, İHAM kararlarını. O kadar da değil, meydan o kadar boş değil. Başta siyasal iktidarın kendisi destek alıyor Anayasadan ve İHAS, İHAM’dan. Söz konusu sınırlama için dayanak aradıklarını, bu dayanak için İHAS ve İHAM kararlarını incelediklerini kendileri söylüyor.  Bunlar arasından kendilerine dayanak aramasınlar, önce Anayasayı, Anayasa Mahkemesi kararlarını ve İHAM kararlarını uygulasınlar, sonrada bu metinlerdeki 'savunmanın özüne dokunulamaz'  ilkesini düşünsünler " diye konuştu. 'Konu yasa dışı örgüt yönetme başlıklarına sıkıştırılamaz' Bir davanın hem duruşma öncesinde hem de duruşma sürecinde yargılamanın adilliğine, silahların eşitliğine uyularak yürütülmek zorunda olduğuna değinen Aydın, davaya taraf olan herkesin, diğer taraf karşısında eşit koşullarda olması, kendisini dezavantajlı hissetmemesi gerektiğini dile getirdi. Aydın, şöyle devam etti: "Karşı iddiaları ve gelişmeleri bilmeli, iddialarını, kanıtlarını mahkemeye rahatça, sıkıntısız sunabilmeli. Bu da avukatsız olmaz, hala bir tutuklu için avukatsız hiç olmaz. Savunma hakkının yasayla da olsa daraltılması yargılamanın sonucunu etkileyecek kuşkuyu yaratır, adalet arayışını ve yargılamaya olan güveni daha baştan zedeler. Konu yasa dışı örgüt yönetme başlıklarına sıkıştırılamaz. Yasa dışı örgütle, kaçakçılıkla, cinayet ve katliamlarla, hukuksuzlukla savaşım, iç ve dış güvenlik tutuklulukla çözülemeyecek derecede bütünlüklü bir konudur ve devletin, düzenin asli işidir. Çözüm sürecinde İmralı ile ilişkilerde yaşanan esneklik ve protokol istisnasının göz önünde olduğu yerde alınacak önlemlerin ne kadar güvence yaratacağı da ayrı bir tartışma konusu olacaktır." " Tutuklular ve savunman ilişkileri adımı sivrisinek-bataklık ilişkisini anımsatıyor. Sıtma hastalığını yayma suçu şüphesiyle yargılanan sivrisinek 'asıl suçlu bataklık ve bataklığı yaratanlardır' savunması yapar. Tutuklular ve savunman ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine ABD’nin örnek olarak gösterilmesiyse trajikomik " diyen Aydın, " Eşitsizliğin ve sonucu olan adaletsizliğin büyütüleceği hukuk ve uygulama örnekleriyle sıklıkla karşılaşılması sömürücü düzenin olağan yöntemleri arasında ve çürümeyi büyütüyor. Önlemleri ve çözümü buradan okuyup yaşama geçirmek şart " ifadesini kullandı.