Suruç Katliamı'nı planlayan IŞİD yöneticisi İlyas Aydın Irak'ta:' İade süreci başlatıldı' iddiası

Suruç katliamının planlayıcısı olarak aranan ve IŞİD'in "İstanbul Emiri" olarak bilinen "Ebu Ubeyde" kod adlı İlyas Aydın'ın Kuzey Suriye'deki cezaevinden Irak'a nakledildiği kesinleşti. Kısa Dalga 'dan Hale Gönültaş'ın haberine göre Aydın'ın sevk bilgisi, IŞİD militanlarının kullandığı kapalı yazışma platformlarında paylaşıldı. Paylaşımlarda kaynak olarak bölgedeki temas noktaları gösterildi. Ankara’nın, Bağdat’taki hapishanelere sevk edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı IŞİD’lileri Türkiye’ye getirme planının ayrıntıları da tartışılıyor. Irak’ta yürütülen sorgu sürecinin ardından bu kişilerin Türkiye’ye iade edilerek yargılanmaları prensip olarak kabul edildi. Türkiye ile Irak arasında yürürlükte olan suçluların iadesi anlaşması gereği, Ankara’nın talep etmesi halinde söz konusu isimleri Türkiye’ye getirme hakkı bulunuyor. 5 bin 700 IŞİD’li Irak’a sevk edildi HTŞ yönetiminin Suriye Demokratik Güçleri’nden Kuzeydoğu Suriye’nin kontrolünü almak amacıyla başlattığı askeri operasyonun ardından, IŞİD’lilerin Irak’a sevk süreci 21 Ocak 2026’da başladı ve 12 Şubat’ta tamamlandı. Aralarında 166 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da bulunduğu 5 bin 700 IŞİD'li Irak’taki cezaevlerine nakledildi. 1988 İstanbul Fatih doğumlu olan İlyas Aydın, IŞİD’in dağılma sürecinde Deyrizor’da dönemin Kürt güçleri tarafından yakalanarak Kuzey Suriye’deki bir cezaevine konulmuştu. İlyas Aydın hakkında kırmızı bülten ile arama kararı bulunuyor. IŞİD’e ait kapalı platformdaki yazışmalarda “Ebu Ubeyde’nin (İlyas Aydın) Irak’a sevk edildiği” bilgisi yer aldı. Aynı yazışmalarda, çatışmalar sırasında HTŞ güçlerinin cezaevlerinin kapılarını açmasıyla kaçan bazı IŞİD’lilerin sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Hakkında birden fazla gözaltı kararı çıkartılmıştı IŞİD'in Türkiye yapılanmasında "Ebu Ubeyde" kod adıyla faaliyet gösteren İlyas Aydın, örgütün "İstanbul Emiri" olarak biliniyor. Aydın’ın, IŞİD'in Türkiye'deki hücre yapılanmalarını denetlemek, militanların radikalleşme süreçlerini yönetmek ve Suriye'deki merkez yönetimle Türkiye'deki hücreler arasındaki koordinasyonu sağlamak gibi kritik görevler üstlendiği iddia ediliyor. Aydın, 2019 yılında SDG tarafından Deyrizor’da yakalandı ve verdiği demeçlerde 10 Ekim 2015 tarihli Ankara Garı Katliamı ve Suruç Katliamı'na ilişkin önemli iddialar ileri sürdü. Türkiye tarafından hakkında birden fazla arama ve gözaltı kararı çıkarılan Aydın'ın dosyaları arasında İzmir Balçova'daki karakola yönelik saldırı da bulunuyor. Edremit Türe ve Deniz Büyükçelebi de Suriye’de olabilir Öte yandan 10 Ekim Katliamı’nın firari sanıklarından kırmızı bültenle aranan Deniz Büyükçelebi ve Edremit Türe’nin aileleri, her iki ismin öldüğünü belgelemek amacıyla gaiplik davası açtı. Ancak mahkemeler, söz konusu kişilerin halen "terörden arananlar listesinde" bulunduğunu ve istihbarat birimlerinde öldüklerine dair bir bilgi olmadığını belirterek taleplerini reddetti. IŞİD’in "Telafer Emiri" olarak bilinen kırmızı bültenle aranan Oğuzhan Gözlemecioğlu’nun yakınlarının açtığı gaiplik davası da benzer gerekçeyle reddedildi. İlhami Bali de arananlar arasında IŞİD’in dağılma sürecinde SDG tarafından yakalanan bazı IŞİD'lilerin hangi ülke vatandaşı olduklarını beyan etmediği ya da yanlış beyanda bulunduğu biliniyor. Anadili düzeyinde Arapça ve Farsça konuşabilen bazı Türk vatandaşlarının Suriyeli ve İranlı, Darice ve Peştuca konuşabilen bazı isimlerin ise Afgan vatandaşı olduklarını beyan ettikleri de biliniyor. Tabiiyetin gizlenmesinin örgüt talimatı olduğu ve cezaevi sonrası güvenlik gerekçesiyle uygulandığı belirtiliyor. Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi ve Oğuzhan Büyükçelebi’nin de halen Suriye’de mevcut IŞİD hücrelerinde olabileceği de güvenlik birimlerinin değerlendirdiği olasılıklar içinde yer alıyor. 'Ankara IŞİD'lileri getirme konusunda kararlı' iddiası Diplomasi kaynaklarının iddiasına göre Ankara, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı IŞİD'lileri Irak’taki sorgu sürecinin ardından Türkiye’ye getirme konusunda kararlı. Ancak Irak Ulusal Yargı Konseyi tarafından yürütülen sorgulamaların uzun sürebileceği belirtiliyor. Örgütün bazı üst düzey isimlerin kamuoyuna açıklanmadan önce gizlice Türkiye’ye getirilebileceği de olasılıklar arasında değerlendiriliyor. IŞİD'lilerin yakınları Iraklı avukatlarla temas kuruyor IŞİD'lilerin yakınlarının ise Bağdat’taki cezaevlerinde bulunup bulunmadıklarının tespiti ve olası yargılamalara karşı Türkiye’deki avukatları aracılığıyla Iraklı hukukçularla temas kurduğu öğrenildi. Bağdat’ta faaliyet gösteren terör davalarına bakan avukatlık bürosu kurucusu, Türkiye’den bu yönde çok sayıda başvuru aldıklarını belirtti. Iraklı avukat sorgulamaların gizlilik içinde yürütüldüğünü ve Irak yargısından bilgi almanın son derece güç olduğunu ifade etti. Aynı hukukçu, IŞİD’lilerin Irak’ta hangi yasaya göre yargılandıkları sorusuna, Irak’ın Terörle Mücadele Yasası kapsamında işlem yapıldığını söyledi. Bu yasa uyarınca örgüt bağlantılı suçlardan yargılanan sanıklara ölüm cezası verildiğini belirten hukukçu, idam cezası dışında bir yaptırım öngörülmediğini kaydetti. Büyükelçi’den açıklama Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Anıl Bora Erdin dün başkent Bağdat’ta katıldığı bir panelde “Irak hapishanelerinde tutuklu bulunan ve Türk vatandaşlığına sahip IŞİD mahkumlarının iadesi konusunda Bağdat ve Ankara arasında bir mutabakat sağlandığına” yönelik açıklamalarda bulundu. Büyükelçi Erdin’in açıklamasını Irak merkezli Al Sharqiya'ya paylaştı. Haberi Rudaw söz konusu siteden alıntılayarak okuyucularına “Türkiye IŞİD’li 180 kişiyi alacak” başlığı ile duyurdu. Haberde Türkiye Büyükelçisi’nin “Irak’ta Türk vatandaşlığına sahip IŞİD mahkumlarının sayısının 180'i aştığını belirterek, iadeleri için son adımların ve mekanizmanın belirlenmesi amacıyla önümüzdeki ay Bağdat'ta bir toplantı yapılacağını” söylediği aktarıldı. Büyükelçi’nin açıklamasında Kuzey Suriye’den Irak’a nakledilen Türkiye vatandaşı IŞİD’liler mi yoksa Ruseyfa Cezaevi’nde tutulan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadın ve çocuklar mı olduğuna dair bilgiye yer verilmedi.