Kemal Okuyan: Laiklik karşıtı anlayış elitisttir

soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış programında bu hafta "laiklik" masaya yatırıldı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, öncelikle Nevzat Evrim Önal'ın "Türkiye'de siyaseten laiklik ne durumda?" sorusuna yanıt verdi. Laiklik konusunda önceki dönemlerde de önemli adımlar atıldığını söyleyen Okuyan, AKP döneminde bu konuda özel olarak çok yol alındığını belirtti. "AKP'nin Türkiye'ye müdahalesi siyaset alanını da ciddi biçimde etkiledi. Siyaset alanının normlarını da belirlemeyi başardılar" diyen Okuyan, AKP'nin laikliğin "tepeden inme bir şekilde ve halka rağmen" getirilmiş bir politikalar zinciri olduğunu söyleyerek "iyi" bir oyun oynadığını hatırlattı. Bunun genel olarak Cumhuriyet'in değerleri için de yapıldığını kaydeden Okuyan, "Cumhuriyetin kurucu partisi sıfatını taşıyan parti de bu başlıkta da özür dilemeye başladı" dedi. 'Düzen siyaseti açısından Türkiye'de laikliğin izi dahi kalmadı' Kemal Okuyan şöyle devam etti: Siyaset alanı bir şeyi kabullendiğinde toplumda da böyle bir anlayış yerleşmeye başlıyor. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye'deki laiklik duyarlılığın ölçüsü, siyaset alanının ve CHP'nin çok ötesindedir. Örneğin Kılıçdaroğlu'nun söylediği 'Laikliğin tehlikede olduğunu söyleyemem' sözü, laiklik üzerinden direnç geliştirmeye çalışan kesimlere dönük bir ayar vermeydi. Bunlar hep mevzi kaybettirmeye dönük adımlar. Düzen siyaseti açısından Türkiye'de laikliğin izi dahi kalmadı. Buradaki ortalama bambaşka bir yere taşındı ve tek suçlu AKP değil." 'İktidarın herkese hoşgörülü yaklaşıyoruz anlayışı tuzak' Gündem laiklik olduğunda konunun yaşam tarzına sıkıştırılmasına ilişkin de değerlendirme yapan Kemal Okuyan, "Laiklik konusunda sağlıklı zemine oturmadığında eksen kayıyor. Yaşam tarzında da içki ve kılık kıyafet gibi yerlere sıkışıyor, bu da iktidarın ekmeğine yağ sürüyor" dedi. İktidarın "Kimsenin yaşam tarzına karışmıyoruz" anlayışının, diğer herkese "hoşgörü gösteriyoruz" demek olduğunu söyleyen Okuyan, bunun Osmanlı anlayışı olduğunu ve bir tür "lütuf", "bahşetme" hali olarak gösterildiğini kaydetti. Bu durumu bir tuzak olarak nitelendirdi. TKP Genel Sekreteri Okuyan, eğitim konusunun tam da bu noktada önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bu ülke evrim karşıtlığına yeterince direnemediği için laiklikte bu kadar geriye gittik. Bu basit bir olgu değil. Eğitimin bilimsel ve parasıl olma vasıflarını aynı anda yok ettiler. Aslında yaşam tarzına yönelik en ciddi müdahale budur" ifadelerini kullandı. Türkiye'de milyonlarca ailenin, çocuğunu gerici bir müfredata teslim etmek zorunda kaldığını altını çizdi. 'Aslında laiklik karşıtı anlayış elitisttir' AKP için bir dönem marksist aydınların bile içinde olduğu bir toplamın "ılımlı İslam", "Batıcılar, çok ileri gidemezler" değerlendirmelerini yaptığının altını çizen Okuyan, "'Bunlar sisteme çekildikçe Milli Görüşten uzaklaşacaklar' diyorlardı. Sermayeden, çokuluslu tekellerden, emperyalizmden hâlâ çağdaşlık bekliyorlar. Komünist Manifesto'da 170 yıl öncesinde yazılmış olmasına rağmen böyle hatalar yok" diye konuştu. Okuyan şöyle devam etti: 'Sistem içerisine çekilirse laiklik tehlikeye girmez' anlayışı, laikliğin en büyük tahribatını yarattı. Aslında yönetenlerde laikliğin geriye çekilmesine yönelik bir istek vardır. 'Halka rağmen laiklik dayatıldı' iddiası da doğru değil, Türkiye'de laikliği en kolay yoksul kesimler benimsedi. Neden, Milli Mücadele'nin asıl yükünü çeken yoksul köylülüktür. Orada yaratılan enerjiyle de bazı coğrafyalar dışında laikliği benimsediler. Elitler, mülk sahibi sınıflar karşısında durdu ve mollalarla karşılarında durmaya çalıştılar. Laiklik karşıtı anlayışın çıkışı aslında elitisttir. Tepede ne pişerse toplum oraya bakıyor. Kimse siyaset alanında ilerici, devrimci bir hamle yapmazsa topluma da yansımaz o. Türkiye'de gericiliğin kaynağı, mülk sahibi sınıflardır, toprak ağalarıdır, aşiret reisleridir, tüccarlardır, eşraftır. Hepsi halifeliğin, saltanatın kaldırılmasına, laikliğin getirilmesine direnmeye çalıştılar. Dolayısıyla laiklik Türkiye'de elitist bir proje değildir. Elitist olan, padişahlık gibi tepeden gelmektedir. Ancak laik kesimler tersine ikna olmaya başladılar. Evet, toplum muhafakar ama anlaşıldığı gibi değil. Bunun farklı nedenleri var. Değişime kaygıyla bakan, istikrar arayan bir nüfus yapısından söz ediyoruz." Anadolu insanının kökeninde göçmenlik de olduğunu hatırlatan Okuyan, "Göçmen çok fazla muhafazakar olamaz. Aslında birçok açıdan yeniliklere bu kadar, ülkemizdeki kadar açık bir toplum Avrupa'da bile yok" dedi. 'Türkiye'de laiklik karşıtlığının kökü dışarıda değil' Kemal Okuyan, BBP Başkanı Mustafa Destici'nin "Bu ülke Talibanlaşmaz ama Kübalılaştırılmasına da izin vermeyiz" sözlerini de değerlendirdi. Türkiye'de bugün laiklik karşıtlığının kökünün dışarıda olmadığını söyleyen Okuyan, "Öte yandan Türkiye, ne İranlaşır, ne Talibanlaşır. Ortadoğu'yu 'gerici bir bataklık' olarak tarif etmekse doğru değil. Türkiye'nin gericisi kendisine yeter" şeklinde konuştu. Küba'yla konunun ilgisini anlamanınsa güç olduğunu kaydeden Okuyan, "Küba din meselesinde dünyanın en rahat ülkelerinden biri. Yönetim bu konularda çok rahat. Kastedilen 'Türkiye'nin sosyalistleşmesine izin vermeyeceğiz' ise, Küba örneğine gerek kalmaz" dedi. "'Kübalılaştırmayacağız, yani devam edecek bütün bu eşitsizlikler' diyorlarsa tamam, aydınlatıyorlar toplumu" diyen Okuyan, Küba'ya ABD'nin son aylarda artan baskısını hatırlattı, verilen örneğin bu anlamda yersizliğine işaret etti. "Türkiye sağının içindeki antikomünizm içlerinden ne zaman çıkacağı belli olmayan bir cin" dedi. Laiklik nedir? TKP Genel Sekreteri laikliği şöyle tanımladı: İnanç ve ibadet özgürlüğü insan hakkıdır, temel bir haktır ve dokunulamaz. Onun teminatı özgürlükçü bir toplumdur. Laiklik, insanların bireysel tercihlerine ait bir alan olan dinsel inançların, referansların ve ritüellerin kamusal alanın düzenlenmesinde, siyasette, devlet yönetiminde yer almamasıdır. Bu kadar basit." 'Türkiye'de laikliği savunan bir sermaye sınıfı yok, olamaz' Kemal Okuyan, Nevzat Evrim Önal'ın "Laikliğin tekrar kurulması için nasıl mücadele edilmesi gerekiyor?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: Laiklik alanına sıkıştırılmış bir laiklik mücadelesinin hiç başarı şansı yok artık. Piyasanın sınırsız saldırısıyla eğitimin durumu beraber gelişti. Türkiye'de laikliği savunan bir sermaye sınıfı yok, olamaz. Bugünkü yoksulluk ve hayat pahalılığı, laikliğin ayaklar altına alındığı bir iklime ihtiyaç duyuyor. Eğitim neden bu kadar altüst ediliyor? Bugünkü eğitimin en büyük sorunu bireyci düşünme, toplum algısını ortadan kaldırmadır. Bilim kolektiftir, hurafeler bireyseldir. Bunların hepsi bir bütün. Piyasacılaşma, yeni Osmanlıcılık laiklikle ilgili. Artık emek ekseni dışındaki laiklik mücadelesinin karşılığı kalmadı. Akılla, yaratıcılıkla, enseyi karatmadan mücadelye devam edeceğiz, başka yolu yok."