Huckabee laik olsaydı?

Son günlerde belli bir çevrenin öfkesi iki yere yöneldi: Biri ABD ’nin İsrail Büyükelçisi, ikincisi Laikliği Birlikte Savunanlar . İkinci noktada öfkelerine kinleri de eşlik ediyordu. Öyle ki, bir şarkıcı sapla samanı karıştırdığı kindar videosunun sonunu “ Laikliği Birlikte Savunuyoruz ” diyenleri “ Dini çıkar amaçlı suç örgütlerine çevirmeye çalışan hainlersiniz! ” diye bitirdi. Bu çevrelere, laikliği savunanların hiçbirinin dinle, inançla, Ramazan ’la bir sorunu olmadığını, tersine tüm inançlara saygılı olduklarını açıklamaya çalışmanın da anlamı yok. Saldıranların bir kısmı bunu bilmediklerinden saldırmıyorlar. Zamanın ruhu (!) ve bu zaman içindeki konforları gerektirdiği için yapıyorlar. Bir kısmı, tek ölçüleri inançları olduğu ve eleştirel akılla hiç tanışmadıkları için yapıyorlar. Çoğu da kim demiş, ne demiş, neden demiş hiç bakmadan onlara ekleniyorlar. Öte yanda, risk alarak ve linç makinesinin harekete geçtiğini gördüğü halde adıyla sanıyla ve cesaretle “ Ben de imzalıyorum ” diyerek laikliği birlikte savunanlar var. Tamam, elinizde ne kadar taş varsa atın laikliği savunanlara! Peki, laikliğin karşısında ne var? Şeriat? Endişe biraz da bundan değil mi? Laikliği Birlikte Savunuyoruz çıkışının hemen öncesinde “ Yaşasın Şeriat ” pankartları asıldı başkentte. Laikliği savunanlara sövenler, o pankartları sevdiler ki hiç sesleri çıkmadı. 17 ve 18 ’inci yüzyıldan itibaren ve Avrupa ’daki mezhep savaşlarının ardından hem din özgürlüğünü hem de devlet ve kilisenin ayrılmasını savunmakla başlayan laiklik, farklı toplumlarda farklı tonlarda ve farklı zamanlarda kökleşti. Kimileri, geçmişin acı derslerinden öğrenerek laikliği anayasalarına yazdılar. Bizde 1928 ’de “ devletin dini ” ibaresi Anayasadan çıktı, 1937 ’de laiklik ilkesi Anayasaya girdi. Laikliği Birlikte Savunanlar ın bütün meselesi; vatandaşlığın dini kimlikten bağımsız olması, devlet yönetiminin dini kurallara değil sivil hukuka dayandırılması, din ve vicdan özgürlüğünün genişlemesi ve farklı inançlara sahip bireylerin karşılıklı saygı içinde birlikte yaşaması deseniz de anlamak istemeyen anlamayacak. Bari şunu anlasalar! Öfkelerinin diğer hedefi ABD İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee laik ya da laikliği savunan biri olsaydı, “İncil’e göre İsrail’in tüm Ortadoğu üzerinde hakkı olup olmadığı” sorusuna “ Her şeyi alsalar sorun olmazdı ” yanıtını verir miydi? Huckabee , laik biri olsaydı, İncil’deki bir ayeti nasıl yorumladığı sorulduğunda, İsrail’in Nil Nehri ile Suriye ve Irak ’taki Fırat Nehri arasındaki topraklarda hakkı olduğunu eveleyip gevelemezdi. Bugünün dünyasında sınırların kutsal kitap ayetleriyle değil uluslararası hukuk ve anlaşmalarla belirlendiğini söyleyerek kestirip atardı. Yahudiler in “ Tanrı’nın Seçilmiş Halkı ”, Kutsal Topraklar ’ın da “ Yahudilerin malı ” olduğuna inanan laiklik karşıtı bir pencereden bakmasaydı, “ Bunların hepsini geri almak istemiyorlar, ancak en azından şu anda işgal altında tuttukları, yaşadıkları, yasal olarak sahip oldukları ve kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları geri almak istiyorlar ” demezdi! Laikliği savunanların derdi toplumsal düzenin ve uluslararası normların dini kurallara değil akla ve bilime dayanması. Eğitim kurumlarının dini cemaatlerin değil tüm inançlara eşit mesafedeki devletin denetiminde olması. Kadın haklarının garanti altına alınması. Belli ki asla anlamak istemeyenlere bunları anlatamayacağız. Haydi şöyle söyleyeyim: Laikliği birlikte savunanların derdi, toplumların yönetimini, hangi dinden olursa olsun, Huckabee kafasının şekillendirmemesi. Yani bir karar verin; laikliği savunanlara sövecekseniz bari Huckabee ’ye sövmeyin!