Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Dünyanın pek çok yerinde uyuşturucu madde üretimi yapılsa da bazı yerler diğerlerinden daha şöhretli oluyor. Son dönemde Venezuela'da ABD’nin uyuşturucudan yola çıkarak başlattığı operasyonlar dünya gündemine damgasını vurmuştu. Yaşananların ardından pek çok soru sorulmuş ve içlerinde en çarpıcı olanı ‘sıra hangi ülkede?’ olmuştu. Öyle ki uyuşturucu üretiminin merkezi ve yayılma noktası olduğu düşünülen bazı noktalar arasında öne çıkan bir ülke de Meksika’ydı. Ancak Meksika’nın uyuşturucu geçmişi bundan çok daha eskiye, 'Altın Üçgen'in ilk kurulduğu dönemlere dayanıyordu. Peki ama 'Altın Üçgen' ne? İsminden de anlaşılacağı üzere karteller için altın değerindeki bazı yerler, uyuşturucu üretimi ve küresel pazarın çıkış noktasıydı. Bu üçgen, Meksika'daki fentanilin neredeyse tamamının ele geçirildiği 3 eyalet olan Baja California, Sinaloa ve Sonora'yı kapsıyordu. Bölgedeki kaçakçılık hattı ABD-Meksika sınırının daha sakin bir bölümü üzerinden Arizona'ya bağlanıyordu. Ancak burası 'altın' oldu olalı devletlerin müdahalelerinin yanında, kartellerin kendi aralarındaki mücadelelerine de sahne oluyordu. Meksikalı eski uyuşturucu baronu ve uluslararası bir suç örgütü olan Sinaloa Kartelinin eski lideri El-Chapo’nun tutuklanmasından sonra dünyanın en güçlü uyuşturucu kaçakçılarından biri olan adamın karteli başsız kalamazdı. Sinaloa isimli kartel, ‘Altın Üçgen’in en eski ve ‘kurumsal’ yapılarından biriydi ve öyle de kaldı. Ancak bu süreçte esas lider olmadığından, yeni karteller Sinaloa ile yarışıyor, uyuşturucu pazarında rekabet kızışıyordu. Sinaloa’nın en güçlü rakibi ise El-Mencho’ydu! ALTIN ÜÇGEN KİMİN? ABD SEÇİMİNİ YAPTI Güney Amerika deyince akla ilk gelenlerden biri de uyuşturucu maddelerin üretimi ve kaçakçılığıdır. Bölgedeki en önemli üretim merkezlerini ele geçiren karteller, kaçakçılıktan elde edilen gelirle silahlanıp, büyük birer örgüt haline gelebiliyor, zaman zaman ülke liderlerine ve ordularına bile kafa tutuyordu. 2024’ün 1 Ocak ile 24 Temmuz günleri arasında, Meksika'da ele geçirilen ve 1 yıldan kısa bir süre önce ABD'den satın alındığı tespit edilen silahların yüzde 57'sinin kaynağı Arizona'ydı. Bu da bir ateşli silahın kaçakçılık amacıyla satın alınıp alınmadığının önemli bir göstergesiydi. Eski Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon da silahlı örgütlerin mücadele ettiği liderlerden biriydi. İktidarda bulunduğu 2006 ve 2012 yılları arasında kartellere ciddi operasyonlar düzenlemiş, uyuşturucuyu bir sorun olmaktan çıkarmayı amaçlamıştı. Ancak hiçbir şey beklendiği gibi olmadı. Zaten eli kanlı olan karteller, ülkeyi daha da karmaşık ve kanlı bir sürece götürmüştü. Yani Calderon tartışmalı bir hamleyle işi iyice kızıştırmış gibi görünüyordu. Tabii karteller büyüyor, daha fazla yerde hükmü geçer hale geliyordu. 2016’da El-Chapo’nın son kez tutuklanmasının ardından yeni bir sürece girilmek üzereydi. Ülkenin ABD pazarına hâkim karteli Sinaloa, özellikle fentanil ve metamfetamin sevkiyatındaki gücünü artırmıştı. ABD’ye en fazla uyuşturucu akışını sağlayan ağlardan birini elinde tutan Sinaloa, organize bir yapıydı. Üstelik de pazarın yüzde 40 ila 50’sinin elinde olduğu tahmin edildiğinden onunla rekabete girmek cesur ve agresif bir tavır gerektirirdi. Yerel kartellerin yanında El-Mencho ismi öne çıkıyor ve Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) bu tavrı yeterince sergileyebiliyordu. Öyle ki zamanla pazarın kalan yüzde 30 ila 40’lık kısmı CJNG’nin eline geçmişti. Ancak saldırgan kartel, ABD’ye göre eski ve organize kartele oranla kabul edilebilir sınırları aşıyordu. Tam da bu gerekçelerle bir operasyon gerçekleşeceğini artık herkes tahmin ediyordu! Alıntı Metni EL-MENCHO’NUN KADERİ! TARİHİN EN ÇOK ARANANI Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) kurucu lideri, tam adıyla Nemesio Rubén Oseguera Cervantes, geçtiğimiz günlerdeki ölümüne kadar Meksika'da en çok aranan kişiydi ve ABD’de de en çok arananlardan biri olmasıyla dikkat çekiyordu. Kartel lideri ölmeden önce, ABD ile Meksika hükûmetleri, tutuklanması için ihbar veya bilgi veren kişiler için 15 milyon dolarlık ve 30 milyon MXN pesosu koymuştu. Öyle ki öldürmek değil sağ ele geçirmek asıl hedefti. Ancak bu başarılamadı ve kartel lideri 59 yaşında öldürüldü. Ölümüne dek ilginç bir yaşamı olan El-Mencho, en agresif kartellerden biriyle anılmadan önce horoz dövüşlerine olan ilgisi nedeniyle 'Horozların Efendisi' olarak da ün salmıştı. Avokado yetiştiren fakir bir ailede büyüyen kartel, bugünkü güvenilmez ve tehlikeli imjına bürünmeden önce tarlalarda çalışmak için ilkokulu bırakmış, 14 yaşına geldiğinde ise birkaç esrar tarlasında güvenlik görevlisi olarak çalışmıştı. Bu onun uyuşturucu maddelerle ilk tanıştığı dönemdi. O günlerde kendisi için daha iyi bir yaşam istediğine karar vererek bilinen hikâyesinin başladığı yere, ABD'nin Kaliforniya eyaletine yasadışı şekilde göç etmişti. ABD'de kimliğini gizlemek için takma isimlere ihtiyaç duyan kartel, 19 yaşındayken San Francisco Polisi tarafından çalıntı mal ve dolu silah taşımaktan tutuklanmıştı. 30 yaşına geldiğinde Meksika'ya sınır dışı edilen El-Mencho, ülkesine döndüğünde suçlu imajının aksine ‘emniyetli’ bir imaj çizmeye hazırlanıyordu. Meksika'da, Jalisco eyaletindeki Cabo Corrientes ve Tomatlán'ın polis güçlerine katıldığında geçmişine bakılınca uzun bir kariyeri olmayacağı anlaşılıyordu. Polislikten kısa süre içinde vazgeçen kartel, emniyeti de suçu da bilen biri haline gelmişti. Bir süre sonra tecrübesini Milenio Kartelinin tam zamanlı üyesi olarak konuşturmaya başladı. Milenio Karteli ile ilişkisini güçlendirmeye niyetli olduğundan kartel liderinin kız kardeşlerinden biri olan Rosalinda González Valencia ile evlenmeye karar vermişti. Suç dünyası için yeni ve parlak bir doğuşun ayak sesleri yaklaşmıştı. 12 Ağustos 2003'te patronu Meksikalı yetkililer tarafından tutuklandığında onun liderliğe yükselen hikâyesi başlamıştı. Ancak her aydınlıktan önceki en koyu karanlık henüz gelmiş değildi. Los Zetas olarak bilinen rakip bir suç grubu, Körfez Kartelinin desteği ile Milenio Karteline karşı silahlı bir saldırı düzenlemiş, bu saldırı El-Mencho için sürgünün kapılarını aralamıştı. Üyesi olduğu kartel bu olayların ardından ikiye bölünmüş olsa da El-Mencho için artık stratejik bir savaşın başlaması gerekiyordu. Rakiplerine karşı devleti ve hükümeti savunuyor gibi yapması güven duygusunu aşılamıştı. Böylece CJNG’yi kurup liderlik edecek tek isim de kendisi olmuştu. O sırada Sinaloa Karteli ise geçmişten gelen neredeyse sarsılmaz gücüyle faaliyetlerine devam ediyordu. Ancak yaşamı El-Mencho’yu savaşçı bir adam haline getirmiş ve Sinaloa için da savaşmaktan başka bir çare bulamamıştı. RAKİBE DE DEVLETE DE YENİLMEYEN KARTEL! BİNLERCE İSTİHDAM BİNLERCE ÖLÜM 1960'lardan itibaren yaklaşık 20 bin çiftçi, esrar ve afyon yetiştiriciliği yoluyla ABD’deki yasadışı uyuşturucuların yüzde 74'ünü üretmek için Altın Üçgen bölgesine gelmişti. El Chapo'nun Sinaloa Karteli'nin doğduğu yer olan Sinaloa, 2010'ların sonuna kadar El-Chapo’nun kontrolü altındaydı. Bu kontrol yerel siyaseti de etkiliyor, istihdam edilen işçiler kartelin desteklediği kişileri seçiyordu. Bölge, 1975'ten 1988'e kadar Condor Operasyonu'nda ve Meksika Uyuşturucu Savaşı sırasında Meksika hükümeti tarafından hedef alınmış olsa da dönüp dolaşıp yine Sinaloa'nın kalesi olmuştu. Bu döngün 2020’lere kadar sürdü. Suç örgütleri, istihdam sağlayarak desteklerini güçlendirdiklerinden pek çok kişi karnı doysun diye bu işi sürdürmek zorundaydı. Science dergisinde yayınlanan Meksikalı ve Avrupalı araştırmacıların 2023 tarihli bir çalışması, kartellerin ülke genelinde 160 bin ila 185 bin kişiyi istihdam ettiğini tahmin ediyordu. 130 milyona yakın nüfusu olan Meksika için yalnızca bir kartelin bu gücü oldukça etkiliydi. Çünkü ülkede bu ölçekte yaklaşık 7 kartel vardı. Onun dışında da 30’a yakın küçük ölçekli grup istihdam sunuyordu. Yani ülkenin önemli gelir kaynaklarından biri olan tarımda, önemli bir kısım uyuşturucu madde üretimi konusunda öne çıkıyordu. Pasifik kıyısındaki Sinaloa eyaleti ayrıca ibretlik bir öyküyü de tarih sayfalarına kaydetmişti. Alıntı Metni