Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim iki ülke arasındaki ikili bir kriz olmanın ötesinde İsrail’in güvenliğini, Orta Doğu’nun güvenlik mimarisini ve küresel güç dengelerini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir stratejik rekabet alanı oluşturmaktadır. Nükleer program, bölgesel nüfuz mücadelesi, yaptırımlar ve vekil aktörler üzerinden yürütülen dolaylı çatışmalar bu gerilimin temel boyutlarını şekillendirmektedir. Son dönemde artan karşılıklı sert söylemler ve askerî hareketlilik, Washington’un Tahran’a yönelik olası askerî seçeneklerinin yeniden tartışılmasına yol açtı. Bu seçeneklerin kapsamı, hedef öncelikleri ve muhtemel bölgesel sonuçları uluslararası kamuoyunda önemli bir analiz başlığı hâline gelmiştir. Gerilimin yükselmesinde İran’ın iç siyasi durumu da önemli bir rol oynamaktadır. 2025 sonlarından itibaren İran’da artan protestolar, ekonomik kriz, enflasyon ve siyasi baskılar rejimin iç meşruiyetini zorlayan unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Tarihsel olarak İran yönetimi iç baskı dönemlerinde dış tehdit söylemini güçlendirerek toplumsal konsolidasyon sağlamaya çalışmıştır. ABD ile yaşanan gerilim bu açıdan İran yönetimi için iç siyasette mobilize edici bir araç işlevi de görmektedir. ABD tarafında ise İran’daki insan hakları ihlalleri ve protestolara yönelik sert müdahaleler, askeri ve diplomatik baskıyı meşrulaştıran bir gerekçe olarak kullanılmaktadır. ABD’nin İran’a doğrudan saldırı ihtimali konusunda uluslararası kamuoyunda net bir fikir birliği yoktur. Bazı medya organları ve analistler saldırı riskinin arttığını savunurken resmi ABD makamları böyle bir kararın alındığını teyit etmemektedir. Askeri yığınaklar ve sert söylemler Washington’un İran’ı caydırmayı ve diplomatik taviz vermeye zorlamayı hedeflediğini de düşündürmektedir. Bu çerçevede ABD’nin kısa vadede sınırlı hava veya füze saldırıları gibi kontrollü askeri seçenekleri değerlendirme ihtimali geniş çaplı bir savaşa kıyasla daha olası görülmektedir. Ancak böyle sınırlı bir müdahalenin dahi İran tarafından geniş ölçekli bir karşılıkla yanıtlanma ihtimali ABD açısından ciddi bir risk unsuru oluşturmaktadır. Olası bir ABD-İran çatışmasının bölgesel ve küresel etkileri son derece ağır olabilir. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik konumu enerji arzı açısından kritik bir risk alanı yaratmaktadır. Boğazda yaşanabilecek bir çatışma petrol ve doğal gaz fiyatlarında ani artışlara yol açabilir ve küresel ekonomiyi doğrudan etkileyebilir. Nitekim gerilimin artmasıyla birlikte İran finans piyasalarında dalgalanmalar yaşanmış ve yatırımcılar bölgesel savaş riskini fiyatlamaya başlamıştır. Bu durum çatışmanın ekonomik ve siyasi boyutlarıyla da uluslararası sistemi etkileyeceğini göstermektedir. ABD’nin Olası Saldırı Senaryoları ve Hedef Öncelikleri ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısında hedef seçimi “rejimi devirmek” gibi geniş çaplı bir amaca sahip olsa da genel olarak caydırma, kapasite zayıflatma ve davranış değiştirme hedeflerine odaklanacaktır. Bu nedenle ABD’nin muhtemel hedefleri İran’ın askeri, stratejik ve sembolik güç projeksiyonu yapabildiği alanlarla sınırlı ve seçici olma ihtimali daha yüksektir. Tabii bu süreçte Washington’un temel kaygısı İran’ın misilleme kapasitesini en baştan kontrol altına almak ve çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemektir. Bu çerçevede ilk hedef grubunu hava savunma ve radar altyapısı oluşturacaktır. İran’ın uzun menzilli füze ve hava savunma sistemleri ülkenin askeri caydırıcılığının temel unsurlarından biridir. ABD askeri doktrininde olası bir saldırının ilk safhasında karşı tarafın “görme ve algılama” kabiliyetinin zayıflatılması esastır. Bu nedenle İran’ın radar ağları, erken uyarı sistemleri ve entegre hava savunma unsurları olası bir saldırının başlangıç aşamasında hedef alınabilecek yapılar arasında değerlendirilmektedir. Bu tür hedeflerin vurulması devamında yapılabilecek sınırlı hava operasyonlarının riskini azaltmayı amaçlamaktadır. İkinci önemli hedef kategorisi füze kapasitesiyle bağlantılı tesislerdir. İran’ın balistik ve seyir füzeleri ABD ve bölgedeki müttefikleri açısından en ciddi askeri tehdit unsurlarından biri olarak görülmektedir. Bu bağlamda füze üretim altyapısı, depolama alanları ve komuta-kontrol yapıları ABD açısından yüksek öncelikli hedefler arasında yer alır. Buradaki amaç İran’ın ani ve yoğun bir füze misillemesi yapabilme kapasitesini azaltmaktır. Ancak bu hedefler genellikle yer altına gömülü veya dağınık olduğu için tamamen etkisiz hâle getirilmeleri oldukça zordur. Bu durumda ABD’nin sınırlı ama sembolik etki yaratacak saldırılara yönelme ihtimalini artırmaktadır. Üçüncü hedef grubu İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı askeri altyapıdır. Devrim Muhafızları yalnızca konvansiyonel bir askeri yapı olmadığı gibi İran’ın bölgesel nüfuz politikasının temel taşıdır. Bu nedenle ABD doğrudan İran ordusunun tamamını hedef almak yerine Devrim Muhafızları’nın belirli üsleri, deniz unsurları ve komuta merkezlerini hedef almayı tercih edebilir. Özellikle Körfez bölgesindeki deniz unsurları ve hızlı saldırı botları ABD’nin deniz ticaret yollarını koruma stratejisi açısından kritik görülmektedir. Dördüncü olarak nükleer programla ilişkili tesisler olası bir ABD saldırısında her zaman gündeme gelen ancak en hassas hedefler arasında yer alan alanlardır. İran’ın nükleer altyapısı hem askeri hem siyasi açıdan son derece riskli bir hedef grubudur. Bu tür tesislere yönelik bir saldırı İran tarafından çok sert bir karşılık doğurabilir. Beşinci hedef kategorisi sembolik ve psikolojik önemi olan askeri unsurlar olabilir. ABD geçmişte karşı tarafın askeri kapasitesinden ziyade siyasi mesaj verme amacı taşıyan sınırlı saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda İran’da belirli üsler veya stratejik tesisler geniş çaplı yıkım yaratmadan “mesaj verme” amacıyla hedef alınabilir. Bu tür saldırılar ABD’nin kararlılığını göstermekle birlikte İran’ı topyekûn savaşa sürüklememeyi amaçlayan kontrollü adımlar olarak değerlendirilir. Son olarak ABD’nin İran’a yönelik olası bir müdahalesi kapsamında İran’ın en üst düzey siyasi ve askerî liderliğine yönelik kaçırma veya suikast gibi “lider hedefleme” seçenekleri düşük olasılıklı olmakla birlikte tamamen göz ardı edilen senaryolar değildir. Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey karar alıcıların hedef alınması Tahran tarafından doğrudan rejim değişikliği girişimi ve varoluşsal bir tehdit olarak algılanacaktır. Bu durum kontrollü caydırıcılık çerçevesini aşarak İran’ın hem devlet kapasitesiyle hem de bölgesel vekil ağları üzerinden sert ve geniş ölçekli bir karşılık vermesine yol açabilecektir. Bu nedenle söz konusu seçenekler ABD açısından yüksek stratejik risk, öngörülemez tırmanma ve ağır diplomatik maliyetler üretme potansiyeli nedeniyle ancak olağanüstü koşullarda ve son derece istisnai senaryolar kapsamında değerlendirilebilecek araçlar olarak öne çıkmaktadır. Sonuç Yerine: Hedeflerin Niteliği Saldırının Amacına Bağlı Olacak Genel bir bakış açısıyla ABD’nin İran’a yönelik doğrudan ve geniş çaplı bir askeri saldırı başlatması kısa vadede kesin görünmemektedir. Ancak risk tamamen ortadan kalkmış değildir. Mevcut tablo belirsizlik, karşılıklı tehditler ve kontrollü tırmanma stratejileriyle tanımlanmaktadır. ABD askeri baskı ve diplomasi arasında denge kurmaya çalışırken İran caydırıcılık söylemini sertleştirerek karşı tarafın maliyet hesabını yükseltmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde doğrudan bir savaş kadar sınırlı askeri eylemler, vekil güçler üzerinden çatışmalar ve diplomatik krizlerin devam etmesi de güçlü bir ihtimal olarak öne çıkmaktadır. Bununla beraber ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısında hedeflerin niteliği saldırının amacına bağlı olarak şekillenecektir. Eğer amaç caydırıcılık ve uyarı ise hedefler sınırlı ve seçici olacaktır. Ancak amaç İran’ın askeri kapasitesini ciddi biçimde zayıflatmaksa daha geniş ama hâlâ kontrollü bir hedef seti devreye girebilir. Her iki durumda da ABD’nin temel önceliği İran’ın misilleme kapasitesini sınırlamak ve çatışmanın bölgesel uzun süreli bir savaşa dönüşmesini engellemektir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. ABD İRAN Washington Tahran seçenekler Umur Tugay Yücel, Independent Türkçe için yazdı Umur Tugay Yücel Salı, Şubat 24, 2026 - 09:15 Main image:
Fotoğraf: Reuters
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: ABD İran'ı vurur mu? Washington'un Tahran'a yönelik askeri seçenekleri copyright Independentturkish: