Orhan Pamuk’un 1970’lerin İstanbul’unda kurduğu o çok katmanlı melankoli kalesi, artık sadece okunmuyor; hem geziliyor hem de izleniyor. Kemal’in Füsun’a olan o imkânsız aşkı ve eşyalarla ördüğü hafıza labirenti, modern bir anlatı olarak yeniden hayat buluyor.