Yasin GÜLER Diyarbakır’da son dönemde artan hayat pahalılığı, artık insan hayatının en acı anlarına bile sirayet etmiş durumda. Edinilen bilgilere göre, Kayapınar ilçesinde bir taziye evi için talep edilen ücret, kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. İddiaya göre, Ramazan ayı olmasına rağmen herhangi bir yiyecek ve içecek hizmeti sunulmayan, havaların ısınmasına rağmen klima dahi çalıştırılmayan bir taziye evi için 3 günlük kullanım bedeli olarak 10 bin TL istendi. Yaşanan durum, “Diyarbakır’da ölmek bile lüks oldu” yorumlarını beraberinde getirdi. “Ölülerimizin Ardından Bile Taziye Kuramaz Hale Geldik” Gazetemize ulaşan bir vatandaş, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: “Artık ölülerimizin ardından bile taziye kuramaz hale geldik. Her şey paraya bağlanmış. Acımızı yaşamak istiyoruz ama ona bile engel çıkarılıyor.” Vatandaşın iddialarına göre, taziye evlerinin adeta ticari işletmeye dönüştürüldüğü, sistemin ise oldukça tartışmalı şekilde işlediği öne sürüldü. Anahtar Müftülük Duvarında, Ücret IBAN’da! En dikkat çekici iddia ise taziye evlerinin kullanım şekline ilişkin oldu. Buna göre, taziye evinin anahtarının Kayapınar İlçe Müftülüğü binasının duvarına asıldığı, vatandaşların buradan anahtarı alıp kullanımdan sonra geri bıraktığı ifade edildi. Ücretin ise elden değil, verilen bir IBAN numarasına yatırıldığı belirtiliyor. Bu durum, “Taziye evleri kim tarafından işletiliyor?” sorusunu da beraberinde getirdi. “Belediye mi, Müftülük mü, Kim Sorumlu?” Vatandaşlar, taziye evlerinin yapımında belediyelerin rol oynadığını, ancak işletme kısmında farklı kurumların devreye girip girmediğinin belirsiz olduğunu vurguluyor. “Başka şehirlerde belediyeler taziye sahiplerine çay, su ve mekân desteği sağlarken, Diyarbakır’da neden tam tersi bir tablo var?” diyen vatandaşlar, şu soruları yöneltiyor: Taziye evlerinin işletmesi kimde? Bu ücretlendirme hangi kritere göre belirleniyor? Kayapınar İlçe Müftülüğü’nün bu durumdan haberi var mı? Kamuya ait alanlar üzerinden kim gelir elde ediyor? Denetimsizlik mi, Fırsatçılık mı? Ortaya çıkan tablo, Diyarbakır’da taziye kültürünün bile ekonomik bir fırsata dönüştürüldüğü yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Denetimsizlik ve yetki karmaşasının, vatandaşın en hassas anlarında dahi mağduriyet yaşamasına neden olduğu ifade ediliyor. Kamuoyunda büyüyen tepki ise net: “Acımıza saygı duyun, taziyeyi ticarete çevirmeyin!”