Mehmet TORUN - Maden Mühendisi Ülkemiz; küreselleşme adı altında sürdürülen yeni liberal saldırıdan birçok alanda olduğu gibi enerji ve madencilik alanında da etkilenmiş, kamu kaynakları kullanılarak yaratılan değerlerin neredeyse tamamının tasfiye edildiği bir sürece zorlanmıştır. 1980 yılından bu yana yaşanan sürecin her aşamasında kamu bir bütün olarak iktisadi yaşamın faaliyet alanlarından çıkarılmış; kamunun alın teriyle yaratılan varlıkları “özelleştirme” yolu ile elinden alınmış, 24 Ocak kararları ile başlayan sermaye birikim sürecinde, kamu mülkiyetindeki tüm birikim, yani kamu sermaye stoku bu yolla sermayeye transfer edilmiştir. Bu süreçte, ülkemizin ikinci büyük kömür havzasının kamu mülkiyetindeki kömür sahaları bölünüp parçalanarak özel sektöre peşkeş çekilmiştir. Havza madenciliğinden vazgeçilerek sadece şirketlerin kâr amacıyla yaptıkları üretim sonucu iş cinayetleri ve kaynak kayıpları yaşanmıştır. Dünya madencilik tarihinin en büyük işçi katliamlarından birisi bu dönemde meydana gelmiş, 2014 yılındaki faciada 301 maden emekçisi yaşamını yitirmiştir. Kömür sahaları ile birlikte elektrik üreten termik santraller de özelleştirilmiştir. Elektrik enerjisinde üretimden tüketime kadar merkezi bir plânlama anlayışını benimseyen, kamusal yararı ön plânda tutan anlayıştan vazgeçilmiş, özelleştirmeler sonrasında özel sektör tarafından yapılacağı ifade edilen yenileme ve genişleme yatırımı harcamaları tarifeler yoluyla tüketiciye yansıtılmıştır. Bu süreçlerde istihdamda da ciddi kayıplar yaşanmış, çalışan sayısı düşmüştür. Esnek çalışma ve işyerlerinin bölünmesi sonucu örgütlenme alanında zafiyetler yaşanmış, sendikalı işçi sayısı oldukça azalmıştır. Çalışanların ücretlerinde ve sosyal haklarında da önemli ölçüde kayıplar yaşanmıştır. Bugünlerde Soma havzasında ciddi bir hareketlilik söz konusudur. Soma Termik Santrali Elektrik Üretim A.Ş., 17 Şubat 2026 tarihli özel durum açıklamasıyla faaliyetlerini durdurma kararı almıştır. Ekonomik nedenler ve TKİ'ye olan borçlar gerekçe gösterilerek üretim durdurulurken, bu karar 1000'den fazla çalışanın iş durumunu belirsizliğe sürüklemiştir. Şirketin çalışanları “ücretsiz izne” çıkarma kararı tedirginliği daha da artırmıştır. 2015'te özelleştirilen santralin bir kamu kurumu olan Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) olan borcunun 18 milyar lirayı geçtiği söylenmektedir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, en az iki kez hibe desteği alan şirketin aldığı hibeleri santral dışında başka amaçlarla kullandığı ve yatırım yapmadığı belirtilmektedir. Soma’da pek çok konutun ısınma ihtiyacı santralden sağlanan atık ısı ile karşılanmaktadır. Üretimin durması, kış mevsiminin devam ettiği bu süreçte ciddi bir ısınma krizini beraberinde getirmiş binlerce insanın mağduriyetine yol açmıştır. Enerji alanında bunlar yaşanırken kömür sahasında da yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Havzadaki özel sektöre ait yeraltı kömür ocağında çalışan maden işçileri, maaşların eksik yatırılması, hak kayıpları, işçi sağlığı ve iş güvenliği ihlalleri gerekçesiyle Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde 21 Şubat 2026 tarihinde üretimi durdurmuştur. Sendikanın açıklamasına göre, son 6 ay içinde yaklaşık 1700 madenci işten çıkarılmış, halen işletmede çalışan 1243 işçinin ise ücret, tazminat ve sosyal haklarına ilişkin güvencelerinin bulunmadığı belirtilmiştir. İşçiler, ücret ve alacaklarının eksiksiz ödenmesini ve güvenli çalışma koşullarının sağlanmasını talep ederek sonuç alınana kadar direnişe devam edeceklerini duyurmuştur. Bütün bu gelişmeler, özelleştirmelerin acı sonuçlarıdır. Kamu ve çalışanlar açısından pek çok olumsuzluğu içeren bu durum sadece şirketlerin daha çok kazanmasına yaramıştır. Enerji ve madencilik sektörlerinde değişen koşullar da göz önüne alınarak kamu yararı öncelikli uzun vadeli plânlamalar yapılması oldukça önemlidir. Aksi takdirde bedelleri ağır olur ve tüm fatura halka çıkarılır.