Yanlış hesap Tel Aviv’den döner...

Geçmişte Irak’ın kuzeyinde sonra Suriye’de şimdi de İran’da geleceğini İsrail’e bağlamış kimi Kürt silahlı gruplar var. Bu gruplar İsrail’in ABD’yi etkileme gücüne ve işler kontrolden çıkarsa yardıma geleceğine inandıkları İsrail Ordusu’na güveniyorlar. Pazartesi günü İsrail Savunma Bakanlığı Ombudsmanı 2025 Yıllık Raporu’nu yayınladı. Raporda yok yok, Etiyopya’dan İsrail’e yerleşen siyahi ırktan gelen askerlere yapılan ırkçılık, tipine göre askerleri “teröriste” benzetme, psikolojisi yerinde olmayan askerlere intihar etmesini teşvik, Lübnan’da askerine saldıran rütbeli bir subay, savaş dönemlerinde tutarsız ve baskıcı izin uygulamaları, düşük maaş gibi maddeler var. Dikkat çekici olan kariyer subaylarından gelen şikayetlerin iki yıl öncesine oranla yüzde 40 artmış olması. Bu rapor İsrail Ordusu’nun durumunu anlatmak için tek başına yeterli değil, bir de Ekim Raporu var. Haberleşme cihazını almadan üs bölgesi dışına çıkan komutanlar, asker sayısından daha az silah envanteri, sınır hattında daha önce hiç çatışma görmemiş kadın personelin görevlendirilmesi gibi bir orduda olmayacak işler, Hamas’ın operasyon hazırlığına dair bir yıl önce hazırlanmış ama ordunun komuta kademesine ulaşmamış, ciddiye alınmamış istihbarat raporları da var. İsrail Ordusu, yüksek teknoloji kullanır diye düşünülür ya, 7 Ekim günü, saat 13:00’e kadar İsrail’e giren Hamas militanı sayısını bile hesap edemeyen bir sistemden söz ediyoruz. Sırtını İsrail’e dayayarak, bölgede fiili durum yaratma çabasında olan bu tür silahlı yapılanmaların yaptıkları hesapların döneceği yer Tel Aviv’deki dağınık ordu ve istihbarat düzeni olur, başka şey değil… Yasa ihtiyacı tartışması... Terörsüz Türkiye hedefinde ilk virajı döndük şimdi önemli bir virajla karşı karşıyayız. O virajın adı Irak’ın kuzeyinde yaşayanları Türkiye’ye döndürme virajı. Cezasızlık algısına yol açmayacak ama dönüşü teşvik edecek bir yasaya ve TBMM’nin kararına ihtiyacımız var. İsrail’den, İran’a kadar birçok ülkenin Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılmasını engellemeye çalıştığını biliyoruz. Buçuk ülkenin AFP’si, geçen hafta da PJAK röportajı yayımladı, belli ki Kandil’e ofis açmış durumdalar. PKK’nın kimi terör ağaları da Öcalan korkusundan itiraz edemedikleri sürecin bozulacağını umuyorlar. Böyle bir tabloda doğru olan kimsenin enfekte olmasına izin verilmeden Türkiye’ye dönmesi. Tartışacağız, belki hepimiz yüzde 100 tatmin olmayacağız ama bir yasaya ihtiyacımız olduğu kesin… CHP’de muhaliflerin toplantısı... Bir CHP üyesi ya da CHP milletvekili, Genel Başkan Özgür Özel’in yönetiminden mutlu olmayabilir, başka arayışlara girebilir. Yönetimden memnun olmayan bu insanlar kendi aralarında toplantı da yapabilirler. Buraya kadar kimsenin bir itirazı olamaz, olamamalı da... Toplantı yapanların Ekrem İmamoğlu’nun CHP’ye maliyetini hesaplamalarına da kimse itiraz edemez, sonuçta partileri fikirler yaşatır, kişiler değil. Tüm bu normaller 6,5 saatlik bir toplantıdan sonra ortaya konan Kemal Kılıçdaroğlu’nu partinin başına döndürme vizyonunu normalleştirmiyor. Mansur Yavaş’ın bastırmasıyla Ankara’daki seçilen ve istifa eden belediye başkanını eleştirip, oy oranı yüzde değil binde ile ölçülen partilere 39 milletvekilliği veren Kılıçdaroğlu’nu tekrar başa geçirmeyi düşünmek aklın kabul edebileceği bir durum değil. Aklın kabul edemeyeceği sadece 39 vekil işi değil, 6’lı masanın CHP’ye ayırdığı bakanlıklardan İçişleri gibi en önemli 3 tanesini ve MİT Başkanlığı’nı partinin yetkili kurullarına sormadan bir başka partiye veren bir anlayıştan söz ediyoruz. Özel döneminde parti içi demokrasiye dair itirazları olanların, delegenin üzerini çizdiği iki ismi, danışman sıfatıyla parti yönetiminde tutan ve seçimlere öyle giden Kılıçdaroğlu önermesi oldukça garip duruyor. Yine araştırmalar… Türkiye’de seçimlerin s’si ortada yokken yapılan araştırmaları takip etmeye devam ediyorum. Bunlara bir yenisi önceki gün eklendi, siyasetçilerin başarı puanı adı altında yapılan çalışmaya göre Türkiye’de en başarılı siyasetçi Mansur Yavaş’mış. Ocak Ayı’nın ilk yarısında Ankara’daki su kesintisini, Şubat Ayı’nın başında Mansur Yavaş’ın isteğiyle ilçe belediye başkanı seçilen kişinin CHP’den istifasını ve hakkındaki suç duyurularını konuşmuştuk. Aynı anda Türkiye, 15 yıldır devam eden Suriye sorununu çözdü, aynı anda Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliği için önemi konuşuldu. Araştırma şirketlerinin, siyaseti manipüle ettiğini iddia edemem ama tablolar gerçekten ilginç. Belki de anketlerde televizyonlarda en çok belgesel yayınlanmasını isteyen ama belgesellerin ancak RTÜK cezası olarak yayımlanabildiği bir ülkede yaşıyor olmanın sonucudur bunlar...