Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, laikliği savunmak için aralarında sanatçı, yazar ve akademisyenlerin bulunduğu 168 imzacının ilk imzacısı olduğu “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnini hedef alarak yargıya taşıdığını duyurdu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün grup toplantısında hedefe oturtmuş, bildiriyi yayınlayıp imza atanları “artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz” olarak nitelemişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de imzacıları, “Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepenize tasımızı attırmayın” diye hedef almıştı. Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, açıklamalara tepki gösterdi ve bu hamleyi iktidarın hem ideolojik bir tercihi hem de güncel siyasi sıkışmışlığı aşma çabası olarak değerlendirdi. İktidarın beş maddelik ‘laiklik’ stratejisi Okuyan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, iktidarın yeni bir hamle yaptığını belirterek bu hamlenin arkasındaki beş stratejik nedeni sıraladı. “‘Laik atak’ diye bir hastalık ilan edildi bugün resmen. Ve laikliği savunanlara dava açıldı. Yeni bir hamle yapıyor iktidar” diyen Okuyan 5 nedeni şöyle açıkladı: İdeolojileri bu, yolları bu, bildikleri bu. İstedikleri Türkiye bu. Muhafazakar kesimde “çözüm süreci”ne dönük tepkileri laiklik ekseninde bir gerilim ile yumuşatıp böleceklerini düşünüyorlar. Laiklik konusunda çoktan havlu atan CHP’nin bir noktada dayanamayıp istemeden de olsa tartışmaya girmesini ve yeni bir krize yuvarlanmasını bekliyorlar. Yıllardır “Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli meselesidir, o çözülürse her şey çözülür” diyenlerin şu sıra herhangi bir başka konuda “kaygı” belirtemeyeceğini biliyorlar. Felaket durumdaki “halkın ekonomisi”nin daha az tartışılmasını istiyorlar. ‘Asıl tuzak laikliği küçümsemektir’ Okuyan, muhalefet çevrelerinde sıkça dile getirilen “İktidarın tuzağına düşmeyelim, gündem değiştirmeyelim” argümanını eleştirerek, “Asıl tuzak, laiklik meselesini ciddiye almamaktır” dedi. Ancak laikliği diğer toplumsal meselelerden koparmanın da bir başka hata olduğunu belirten Okuyan, “Her şey sınıfsaldır” vurgusu yaptı. Sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi birileri ‘tuzağa düşmeyelim’ diyor. Asıl tuzak, laiklik meselesini ciddiye almamaktır. Ama bir diğer tuzak, laiklik meselesini diğer meselelerden ayırmak. Boşuna ‘her şey sınıfsaldır’ demiyoruz.” ‘Liberal solcuların 1923 Cumhuriyetini karşı-devrim, laikliği faşizm, KİT’leri faşizmin finansmanı olarak görmesi boşuna değildi’ Geçmişteki liberal yaklaşımları da eleştiren TKP Genel Sekreteri, AKP’nin özelleştirme ve dinselleştirme politikalarının birbirini beslediğini, ancak liberal solcuların bu süreci zamanında selamladığını hatırlattı: “Yıllar önce laiklik savunusunu ‘bu yapay gündem’ diye aşağılamaya kalkan liberal solcuların 1923 Cumhuriyetini karşı-devrim, laikliği faşizm, KİT’leri faşizmin finansmanı olarak görmesi boşuna değildi. AKP özelleştirmeler ve dinselleşmeyi birbirini besleyen politikalar olarak uygulamaya başladığında ‘bu bir devrimdir’ diye selam durdular. Şimdi şikayet eder gibiler ama bir yandan da ‘çözüm süreci’ var. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Tıpkı ‘çözüm süreci’ne karşı çıkayım derken, AKP’nin yeni dinci hamlesi karşısında ‘aman yanlış anlaşılmayalım’ diyerek sesini çıkarmayan ‘milliyetçi’ kesimler gibi.” ‘Parça parça laiklik olmaz’ Muhalefet partilerinin tutumunu gözler önüne seren Okuyan, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Özetle AKP aynı anda her tarafa müdahale etmiş oldu. DEM kendi derdinde, CHP tamamen kilitlendi, İYİP ve benzerleri ‘bu başlıktan uzak durayım’ noktasında, birçok konuda AKP’yi bayağı sıkıştırtan Saadet ise mesele laiklik olduğunda zaten ‘yetmez ama evet’çi! Parça parça demokrasi, parça parça bağımsızlık, parça parça özgürlük, parça parça ekmek mücadelesi olmadığı gibi parça parça laiklik de olmuyor işte!” “Laik atak” diye bir hastalık ilan edildi bugün resmen. Ve laikliği savunanlara dava açıldı. Yeni bir hamle yapıyor iktidar. Çünkü:⁰⁰1.İdeolojileri bu, yolları bu, bildikleri bu. İstedikleri Türkiye bu. 2.Muhafazakar kesimde “çözüm süreci”ne dönük tepkileri laiklik ekseninde… — Kemal Okuyan (@OkuyanKemal) February 25, 2026