Ankara’da Küba’yla dayanışma buluşması: ‘Buna dur diyebilecek tek güç emekçi halklardır’

Ankara'da Öveçler Semt Evi'nde düzenlenen “ABD’nin Soykırım Politikası ve Küba Direnişi” başlıklı etkinlikte, Küba halkının maruz kaldığı ağır yaptırımlara karşı gösterdiği eşsiz direniş ve mücadele ele alındı. Etkinlikte Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği İkinci Misyon Şefi Oscar Redondo Ramos ve José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan konuşmacıydı. Emperyalist ablukaya karşı uluslararası dayanışmanın önemi ve Küba'nın boyun eğmeyişinin konuşulduğu etkinlikte Küba’nın yalnız olmadığı mesajı verildi. 'Küba ABD’nin direktifleri ve çıkarları doğrultusunda hareket eden bir ülkeye dönüşmeyecek' İlk konuşmayı Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği İkinci Misyon Şefi Oscar Redondo Ramos yaptı. Sözlerine Russia Today ’in (RT) Küba'da yaptığı çekimlerden alınan videolara atıfta bulunarak başladı: “Orada her iki videoda da ortak bir vurgu var; Kübalıların direncine, karşılaştıkları güçlüklerle sakin ve sağduyulu bir şekilde baş etme hallerine dair bir vurgu bu. Kendisi bir Kübalı olarak bunu bizzat ifade ediyor. Hatta bu durum, 60 seneden uzun zamandır ispatlanmış bir gerçek olduğu için geçenlerde yapay zekâ araçlarını denemiş ve ‘Kübalıyı nasıl tanırsın?’ diye sormuş. Yapay zeka uygulamalarının tamamında ilk çıkan tanımlardan biri, Kübalının önüne çıkan güçlükleri aşabilen ve çözüm bulabilen kişi olduğu yönündeymiş. ‘Bunu artık yapay zeka bile öğrendi’ diyor.” Bu direngen tutumun 60 yılı aşkın süredir ispatlandığına dikkat çeken Ramos, bu zorluklarla başa çıkma halini idealize etmediklerini, aksine bunun egemenlik ve bağımsızlığın getirdiği bir bedel olduğunu ifade etti: “Şimdi bu zorluklarla başa çıkabilme becerisini ya da halini biz idealize etmiyoruz; çünkü bu bizim açımızdan mecburiyet ve çok ağır bedelleri olan bir süreç. Ağır bedelleri olan bir şeyi yaşamak zorunda kalmak istemezdik ancak egemenliğin ve bağımsızlığın bir maliyeti var. Küba halkı bu bedeli ödüyor, ödemek zorunda ve ödemeyi göze alıyor. Çünkü Küba; ABD’nin direktifleri ve çıkarları doğrultusunda hareket eden bir ülkeye dönüşmeyecek.” 'Medyada sürekli çöküşün eşiğinde olan bir ülke ve ekonomi tasviri yapılıyor' Ağır bir dönemden geçtiklerini ve sorunlar yaşadıklarını ifade eden Ramos, emperyalizm güdümündeki medyada sürekli pompalanan “çöküşün eşiğindeki ülke” tasvirinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi. “Küba’da her şeyin yolunda olduğunu ya da ideal koşullarda yaşadığımızı asla söylemeyeceğim. Şu anda çok ağır sorunlar yaşıyoruz ve bunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz. Diğer taraftan, ana akım medyada Küba ile ilgili çıkan haberlerin Küba gerçeğiyle yakından uzaktan alakası yok. Medyada sürekli çöküşün eşiğinde olan bir ülke ve ekonomi tasviri yapılıyor; oysa bunun gerçeklikle ilgisi yok. Öncelikle Küba halkı sakindir; bu ağır yaptırımları panikle değil, ağırbaşlılıkla karşılıyorlar. Halk paniğe kapılmadan hayatına devam ediyor. Yeni yaptırımların getirdiği çok önemli sonuçlar var ancak Küba halkı bu sonuçları hesap ederek, planlama yaparak ve yeni koşullara adapte olarak yaşamını sürdürüyor. Dolayısıyla ülke işlemeye devam ediyor; okullar, hastaneler ve kamu kurumları açık. Bazı noktalarda kısmi hizmetler veriliyor. Örneğin hastanelerde şu an öncelikli hastalara hizmet sunulabiliyor ya da okullarda belirli derecelerde uzaktan eğitime geçildi ama eğitim ve sağlık sistemi işlemeye devam ediyor.” ABD'nin enerji kuşatması ABD'nin Küba'nın enerji alanındaki dışa bağımlılığını istismar ettiğine dikkat çeken Ramos, ülkenin ihtiyacı olan petrolün yalnızca yüzde 35’inin içeride üretilebildiğini, kalan yüzde 65’lik kısmın ülkeye girişinin ise ABD tarafından fiziksel olarak engellendiğini anlattı: “ABD, Küba’nın en önemli ihtiyaçlarından birini, yani enerji alanındaki dışa bağımlılığını istismar ederek bu yaptırımları uyguluyor. Küba’da bugün ihtiyaç olan petrolün sadece yüzde 35’i üretilebiliyor; kalan yüzde 65’lik kısmın yurt dışından temin edilmesi gerekiyor. ABD, bu yüzde 65’lik ihtiyacın ülkeye ulaşmasını fiziksel olarak da engelleyen bir kuşatma uyguluyor. Bu durum, fabrikaların tam kapasite çalışamamasına neden oluyor. Hastaneler ve okullar tam kapasiteyle hizmet veremeyebiliyor.” Ramos, turizm sektörünün de etkilendiğini ve enerjiyi verimli kullanmak adına bazı otellerin geçici olarak hizmet dışına alındığını ifade etti. Buna karşı yenilenebilir enerji ve güneş paneli inşası yönünde hummalı bir çalışma yürütüldüğünü, ABD yaptırımları nedeniyle yavaşlayan bu sürecin öncelikli kurumlara kurulum yapılarak hızlandırıldığını ekledi. 'ABD ile görüşüyorlar' iddialarına net yanıt Ayrıca, ABD ile arka planda görüşmeler yapıldığına dair iddialara da değinerek, Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel'in belirttiği gibi şantaj ve tehdit olmadan, eşit koşullarda masaya oturmaya hazır olduklarını ancak henüz böyle bir görüşmenin gerçekleşmediğini sözlerine ekledi: “Küba tarafı Devrim’den bu yana her zaman medeni iki komşu olarak diyalog kurmak, ticaret yapmak ve işbirliği yürütmek isteyen taraf olmuştur. İki ülkenin ortak tarihleri ve kültürel bağları vardır. Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel de televizyonda kamuoyuna açık bir şekilde ABD ile her zaman görüşmeye hazır olduklarını belirtmiştir. Ancak bunun şartı, iki ülkenin masaya eşit koşullarda oturmasıdır. Kimse kimseye bir şey dayatmayacak, şantaj ve tehdit altında bir şey kabul ettirmeye çalışmayacaktır. Küba her zaman karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki çağrısında bulunuyor ama bu çerçevede bir görüşme henüz gerçekleşmiş değil.” 'Karşımızda ABD’nin hamleleriyle belirlenen bir kader yok, örgütlü bir akıl var' Etkinliğin ikinci konuşmacısı olan José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, Kübalıların 66 yıllık devrim tarihinde kahramanlıklarını büyük bir mütevazılıkla taşıdığını belirtti. Ortadoğu, Suriye ve İran'da yaşananların televizyonlarda adeta bir oyun gibi izlendiğine dikkat çeken Özkan, Küba söz konusu olduğunda da “bakalım daha ne kadar dayanacaklar” şeklinde küçümseyici bir yabancılaşmayı içeren yaklaşıma dair “Bunu insani ve siyasi olarak reddetmemiz gerekiyor. Bir Küba dostu olarak Küba’nın başarısının ne kadar büyük olduğunu etrafımıza anlatmalıyız” dedi. ABD yaptırımlarının Küba ekonomisine verdiği zararın yaklaşık 20 senelik gayrisafi milli hasılaya denk düştüğünü hatırlatan Özkan şunları söyledi: “Bu, herhangi bir ülkenin dayanabileceği bir durum değildir. Küba’nın adeta tarih dışı bir direnç gösterdiğinin farkında olmalıyız. Normalde ufacık iktisadi daralmalar bile ülkelerde büyük krizlere ve evsizliğe yol açarken, Küba muazzam bir beceriyle ayakta kalmıştır. Üstelik bunu çok kıt kaynaklarla başarmıştır. Küba halkı yoksul bırakılmış bir halktır ama kesinlikle başarılıdır. Bu yüzden de bu muameleye maruz kalmaktadır. Karşımızda acınacak bir ülke yoktur; ABD’nin hamleleriyle belirlenen bir kader de yoktur. Orada örgütlü bir akıl vardır.” 'Bu adaletsizliğe dur diyebilecek tek güç dünya emekçi halklarıdır' Mevcut durumun taşıdığı tehditlere dikkat çeken Özkan, Küba'nın sınırlı rezervlerinden harcadığını, enerji sorununun tarımı ve gıda hasadını etkileyerek doksanlı yıllardaki “Özel Dönem” benzeri bir açlık tehdidi yarattığını dile getirdi. Hayati olmayan ameliyatların ertelendiğini, ulaşım ve elektriğin en acil alanlara yönlendirildiğini belirten Özkan, pandeminin turizmi bitirmesi ve Trump dönemi yaptırımlarının sürece eklenmesiyle bugün günde on sekiz ile yirmi saati bulan elektrik kesintileri yaşandığını aktardı: “İnsanlar karanlıkta yaşıyor, yiyecekler bozuluyor. Ancak buna rağmen Küba’da bir kaos, yağma veya panik görmüyoruz. Başka bir ülkede bu durum toplumsal bir patlamaya yol açardı. Küba’daki bu sağduyulu duruşun sebebi, ülkenin örgütlü birliği ve eşitlikçi yapısıdır. Krizin yükü sadece bir kesimin üzerine yıkılmıyor; spekülatörlerin veya fırsatçıların elinde olmayan, halkın içinden gelen bir yönetim anlayışı mevcut. Bu da halkta bir aidiyet ve dayanışma duygusu yaratıyor.” Özkan, dernek olarak bu zorbalığa karşı bir imza kampanyası yürüttüklerini ve maddi dayanışma kampanyalarının da başlayacağını duyurdu. Sözlerini şöyle sonlandırdı: “Küba Dostluk Derneği olarak çağrımız; Küba’nın bu durumuna dikkat çekmektir. Bu zorbalığa karşı bir imza kampanyası yürütüyoruz. Devamında maddi dayanışma kampanyalarımız da olacak. Trump’ın veya emperyalizmin çılgınlığından bahsediliyor ama kimse buna dur demiyor. Mevcut kapitalist dünyada buna dur diyecek siyasi bir odak da görünmüyor; aksine kolonyal döneme geri dönme hesapları yapılıyor. Bu adaletsizliğe dur diyebilecek tek güç dünya emekçi halklarıdır. Biz de Türkiye’nin emekçi halkını bu mücadelenin muhatabı olarak görüyoruz. Küba ile dayanışmayı daha güçlü hale getirmek mecburiyetindeyiz.”