Alican Uludağ dosyasındaki çelişkiler: 'Bu açıklamaların ikisi de hukuken doğru değil'

Gazeteci ve DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, 19 Şubat günü Ankara'daki evinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kararıyla çok sayıda polis tarafından apar topar gözaltına alındı. Üzerini değiştirilmesine izin verilmedi, evinde arama yapıldı. Ankara'da ikamet eden gazeteci, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kendisini sorgulamak istemesi nedeniyle karayoluyla Ankara'dan İstanbul'a götürüldü. "2 çocuğum vardır, bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım çünkü ben suç işlemedim, takdir sizindir, vicdanınızındır, cesaretli olun, bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım..." Uludağ savunmasının sonunda çocuklarına ve mesleki duruşuna vurgu yapan ifadeleriyle hafızalara kazındı. Cumhurbaşkanına hakaret ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamaları yöneltilen Uludağ, poliste ifade vermeyi reddetti. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen gazeteci, savcılık ifadesinin tamamlanmasının ardından tutuklanması talebiyle 9. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilerek cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tutuklama kararında, Uludağ’ın "kolluk marifetiyle yakalandığını" belirterek bu durumu "kaçma şüphesi" saydı. Sabit ikametgahı olan, 18 yıldır adliyelerde görev yapan ve kaçma girişimi olmayan bir gazetecinin kendi evinde gözaltına alınması, mahkeme tutanaklarına "firariymiş gibi yakalandığı" şeklinde geçirildi. Akın Gürlek: Yorum yapmak istemiyorum, çekmeyin Meslektaşları, gazeteci Alican Uludağ'ın Ankara'da gazetecilik yapmasına rağmen İstanbul'da tutuklanmasını bugün AKP grup toplantısı öncesinde Akın Gürlek'e sordu, Gürlek sürecin "yetki bakımından sorunsuz" olduğunu öne sürdü. Gürlek yaptığı açıklamada şunları söyledi: "TCK'da 217/A var, bilgiyi yalan olarak alenen yayma... İstanbul'daki soruşturmaya ilişkin yalan yaymaya yani, yetki bakımından sıkıntı yok. Hâkimlerin takdiri... Yaşadığı yer Ankara değil, suç şehri önemli... O tarihte suç şehri İstanbul olduğu için... Bu süreç tamamen bağımsız yargının kontrolünde." Ancak bir gazetecinin, tutuklamanın işaret edilen 217/A maddesinden değil, TCK 299. maddeden gerçekleştiğini belirtmesi üzerine Akın Gürlek, "Yorum yapmak istemiyorum. Çekmeyin" ifadelerini kullanarak soruyu yanıtsız bıraktı. Dosyadaki yegane delil sosyal medya paylaşımları, delil karartma iddiası gerçek dışı Alican Uludağ'ın avukatı Abbas Yalçın, müvekkilinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen "kaçma şüphesi", "delil karartma" iddiaları ve "yetkili savcılık" tartışmasını değerlendirdi. Tutuklama kararında yer alan evinden gözaltına alınmasının kaçma şüphesi doğurduğu yönündeki ifadelere tepki gösteren Yalçın soL'a yaptığı açıklamada " Bu tamamen gerçeğe aykırı ve dosya içeriğiyle de çelişen bir tespit" dedi. Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre soruşturma evresinde ancak çağrı üzerine gelmeyen şüpheliler için yakalama emri düzenlenebileceğini hatırlatan Yalçın, müvekkilinin yargı muhabiri olarak her gün adliyelerde bulunduğunu vurguladı: "Kendisi hakkında başlatılan bir soruşturmada ifade çağrısına uymayacağı düşünülemez. Nitekim daha önce aleyhine açılan soruşturmalarda yetkili savcılıklarca davet edilmiş ve o da istisnasız tüm çağrılara uyarak ifade vermiştir. Tutuklama kararında kaçma şüphesi olduğuna ilişkin yazılan bu değerlendirmeler hem kanuna hem de hukuka aykırıdır." Tutuklamaya dayanak yapılan 13 adet sosyal medya paylaşımının halihazırda dosya içerisinde olduğunu belirten avukat Yalçın, "Toplanacak başkaca bir delil de bulunmamaktadır" diyerek delil karartma iddiasına karşı çıktı. Paylaşımların halen X isimli sosyal medya platformunda herkese açık olduğunu vurgulayan Yalçın, "Müvekkilimin soruşturma dosyasına alınan bu paylaşımları gizlemesi, yok etmesi ya da değiştirmesi mümkün de değildir" dedi. Yetki tartışması: 'Birbiriyle çelişkili olan bu açıklamaların ikisi de hukuken doğru değil' Alican Uludağ'ın 18 yıllık meslek hayatının büyük bir kısmının Ankara Adliyesi'nde yargı muhabirliği yaparak  geçtiğinin ve yargı makamları tarafından da tanınan bir gazeteci olduğunu belirten avukat Yalçın, "Yetkili savcıların suç görmediği, harekete geçmediği paylaşımların bir yıl sonra yetkisiz savcılık tarafından suç şüphesi iddiasıyla soruşturulması ve dahası tamamı dosyada olan bu paylaşımların karartılacağına yönelik gerekçe gerçek dışı ve izaha muhtaç bir durumdur" şeklinde konuştu. Avukat Yalçın, soruşturmanın İstanbul'da yürütülmesine dair ortaya atılan gerekçelerdeki tutarsızlıklara da dikkat çekti. Soruşturma savcısının İstanbul'un yetkisini Cumhurbaşkanı'nın ikametgahıyla ve Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla açıkladığını, Adalet Bakanı'nın ise 25 Şubat 2026 tarihli açıklamasında halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçunu işaret ederek paylaşımın İstanbul'daki bir soruşturmayı konu edinmesini gerekçe gösterdiğini aktardı. Bu durum için, "Birbiriyle çelişkili olan bu açıklamaların ikisi de hukuken doğru değil" değerlendirmesini yaptı. CMK'nin 12. maddesine göre yetkinin suçun işlendiği yerde, yani Uludağ'ın yaşadığı Ankara'da olduğunu ifade etti. Yalçın, "Dosyadaki tek mağdur var o da Cumhurbaşkanı. Bu paylaşımı gördüyse de Ankara'da gördü. Ve bir sene boyunca da olmadı. Şimdi bir sene sonra suç yerinin İstanbul olduğunu söylemek gerçekçi ve hukuka da uygun değil" dedi.