Kuzey Kıbrıs ve Türkiye arasında imzalanan “Fiber Optik Altyapısının Geliştirilmesi ve Fiber Hizmetlerinin Hanelere ve İşletmelere Ulaştırılmasına İlişkin İşbirliği Protokolü” Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kabul edildi. Toplantı öncesi eyleme hazırlanan sendikalara karşı polis meclis kapısını barikatlarla kapattı. MECLİS ONAYLADI, ELEŞTİRİLER SÜRÜYOR Tartışmalara neden olan protokol, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve sendikaların itirazlarına rağmen; Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi’nden (YDP) oluşan koalisyon hükümeti vekillerinin desteğiyle meclisten geçti. Sahte diploma kullandığı iddiasıyla hakkında soruşturma yürütülen UBP milletvekili Emrah Yeşilırmak mazeret bildirerek, diğer UBP’li vekil İzlem Gürçağ Altuğra ise mazeret belirtmeden oylamaya katılmadı. Altuğra, bir süredir partisine ve Başbakan Ünal Üstel’e yönelttiği yolsuzluk eleştirileriyle dikkat çekiyor. DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar ise partisinin, gerek komite gerek yasa hazırlık aşamasında, fiber optik protokolü sürecinin dışında bırakıldığını ifade etti. Protokolün mevcut haliyle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın fiilen Türk Telekom’a teslim edilmiş bir görüntü verdiğini söyleyen Akpınar, bu konudaki ciddi eleştirisine rağmen mecliste kabul oyu verdi. Sorunların ek protokollerle çözüleceğini düşünen Serhat Akpınar’ın, AKP iktidarının Kıbrıslı Türklerin yararına her türlü adımı atacağına ilişkin güveni tam görünüyor. 25 YILDA KAZANAN KİM, KAYBEDEN KİM? Muhalefet ve sendikalar, en az 25 yıllığına Kuzey Kıbrıs’ın tüm fiber optik altyapısı ve servis sağlama imkanını Türk Telekom’a ihalesiz olarak devreden düzenlemeye karşı çıkıyor. Rekabeti ortadan kaldıracak olan bu girişimin kamuya faydası koca bir muamma. Meclisteki oylamadan sonra kamuoyuna açıklanan finansal değerlendirme raporuna göre; yatırımcı 25 yılda 831 milyon dolar gelir elde edecek. Net ekonomik fazlanın dağılımı hesaplandığında yaklaşık yüzde 66 yatırımcıya, yüzde 34 kamuya kalıyor. Toplam ciro üzerinden bakıldığında ise 831 milyon dolarlık hasılatın yalnızca 183,5 milyon doları kamuya gidiyor. Bu da yaklaşık yüzde 22’lik bir pay anlamına geliyor.* Protokol ile Türk Telekom hem yatırımcı, hem işleten hem de denetleyen konumunda yer alıyor. Böylece kamu otoritelerinin denetim yetkisi fiilen ortadan kaldırılarak, Kuzey Kıbrıs’ın iletişim altyapısı Türkiye merkezli bir şirkete teslim edilmiş oluyor. Telekomünikasyon Dairesi Çalışanları Sendikası (Tel-Sen) Başkanı Hakan Üredi, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs hükümetleri arasında imzalanan fiber protokolün Kıbrıs’ın var olan bilgi, tecrübe ve insan kaynağına hakaret olduğunu söyledi ve durumu dijital teslimiyet olarak değerlendirdi. Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya göre ise, Türk Telekom’a devredilen fiber altyapı ile “KKTC’ ekonomisi ‘şaha’ kalkacak". Malum, Türkiye de her yıl ekonomisinin şaha kalkmasıyla meşhurdur. STRATEJİK KARAR MI, SİYASİ TESLİMİYET Mİ? İktidar ortağı DP’nin Genel Sekreteri Serhat Akpınar’ın süreci tek başına yönetmekle suçladığı UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Fiber Optik Protokolü'ne ilişkin eleştirilere yanıt verdi. “Türkiye'nin stratejik konumda getirdiği hangi onay yasası varsa ben imzalayacağım” diyen Üstel karşı çıkan muhalefete de bir soru yöneltti: “Böyle bir stratejik proje Türkiye Cumhuriyeti’yle yapılmasın da kiminle yapılsın?” Sahi, dünyada tanınmayan bir devletin başbakanı olarak Türkiye’den başka kiminle uluslararası protokol imzalayacak Üstel? Ancak yıllardır, KKTC’nin varlığını dünyaya kabul ettirmeye çalışan bir siyasi hareketin son lideri olarak, stratejik önemdeki bir meseleyi önce kendi kaynaklarını kullanarak çözmeye çalışması daha vatanperver bir davranış olmaz mıydı? Kendi sorumu kendim yanıtlayayım. Ana vatancılık-yavru vatancılık, her koşul ve şartta öne ‘ana’ ve ‘ana’nın ihtiyaçları konsun, ‘yavru’ da uslu uslu sözden çıkmasın diye icat edilmiş bir hamaset örneğidir. Dolayısıyla ‘strateji’ dendi mi orasını ‘ana’ bilecek, ‘yavru’ da protokolleri takip edecek pek tabii. Ünal Üstel’e göre Kuzey Kıbrıs’ın stratejik kurumlarının Türkiye’nin elinde olmasında bir sorun yok ancak Türk Telekom Türkiye’ye ait bir kurum mu, işte orası tartışmalı. TÜRK TELEKOM’DA ÖZELLEŞTİRME SARMALI Türk Telekom’un Türkiye’deki özelleştirilme süreci asrın en büyük yağması olarak anılıyor. Lübnanlı Hariri ailesinin, Suudi Telekom Şirketi’yle ortak olduğu Oger Telecom, Türk Telekom’un yüzde 55’ini satın almış ancak Türkiye bankalarından çektiği kredileri ödeyememişti. Borç, banka ve kamunun üzerine kaldı. Kurumun öz sermayesi giderek azaldı, içi boşalttı. Türk Telekom'un imtiyaz sözleşmesi 2026’da dolacak ve altyapısı tamamının yeniden devlete dönecekti. Ancak 2022 yılında Varlık Fonu, Türk Telekom hisselerini borçlanarak geri aldı. Şimdi ise Türk Telekom’un parça parça özelleştirilmesi gündemde. 28 Şubat’ta Birgün’ün manşetten duyurduğu Havva Gümüşkaya imzalı haberde, Varlık Fonu’nun kredilerle geri aldığı Türk Telekom’da bu kez de onarım, bakım ve saha hizmetlerinin taşeronlaştırılması tartışılıyor. 6,3 milyon abonelik hizmetinin İş Kaya ve Akçadağ Holding’e devrinin gündeme geldiğini bildiren Gümüşkaya, teknikerlere işten ayrılma teşviki önerilirken Telekom’un yeniden özelleştirme yoluna sokulduğunun iddia edildiğini duyurdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da Türk Telekom’un şu anda abone başına aylık maliyetinin 75 TL olduğunu, devir sonrası iki şirkete abone başına aylık 160 TL ödeneceğini vurguladı. Birgün muhabiri Gümüşkaya, taşeronlaşma haberleri sonrası sözleşmenin bir ay ertelendiğini öğrendiğini bildirdi.** STRATEJİK KURUMLARDA SİSTEMATİK DEVİR Başbakan Ünal Üstel ve iktidar ortaklarının, ülkenin iletişim altyapısını hevesle teslim ettikleri Türk Telekom yeniden özelleştirme haberleriyle gündemdeyken, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın protokolü Anayasa Mahkemesi’ne taşıması bekleniyor. Ancak önümüzdeki süreçte tıpkı elektrik, su, ulaşım ve iletişim gibi limanların da benzer şekilde özel şirketlere satılabileceği sıkça dile getiriliyor. Türkiye’deki alım garantili anlaşmaların birebir uygulandığı Kuzey Kıbrıs’ta enerji alanını yöneten AKSA Holding’in patronu Şaban Cemil Kazancı, 5,1 milyar dolarlık servetiyle Forbes’in Türkiye’nin en zengin isimleri listesinde ikinci sıraya yerleşmiş. Enerji santrallarıyla yüksek kâr ettiği Kıbrıs’ta, el yakan faturalar da elbette yurttaşa kesiliyor. Ülkenin kamu malı KIB-TEK ise gerekli yatırımlardan yoksun bırakılarak çürümeye terk ediliyor. Kuzey Kıbrıs’ın stratejik kurumları Türkiye ve belirlenmiş şirketlerin kontrolünde; çünkü KKTC tam da böyle yönetilsin diye kuruldu. Gerçekten kendi ayakları üzerinde duran, Türkiye’ye bağımlı olmayan bir Kıbrıs, yalnızca Kıbrıs halkına fayda sağlar. Başka kimsenin cebine değil… * https://bugunkibris.com/2026/02/24/polis-barikatiyla-fiber-yasasi/ ** https://www.birgun.net/haber/turk-telekom-yine-hedefte-parcala-ozellestir-687748