İmralı Adası: Suyun ortasında bir hafıza

İmralı Adası, uzun süredir Türkiye’nin gündeminde. Son süreçle birlikte özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “kurucu önderin siyasi statüsü” vurgusuyla altını çizdiği, DEM Parti ve Kürt Hareketi’nin de “umut hakkı” talep ettiği Abdullah Öcalan’ın tutulduğu İmralı Adası artık hem hukuki hem de siyasi tartışmanın öznesi. Tarihçiler İmralı’yı sık sık başka ada-hapishanelerle karşılaştırdı: Güney Afrika’daki Robben Adası ve Nelson Mandela, Fransız Guyanası’ndaki Şeytan Adası ve Alfred Dreyfus, Atlas Okyanusu’ndaki St. Helena ve Napolyon… İmralı da benzer biçimde, tek bir figürle özdeşleşmiş durumda. Bugünlerde “İmralı” dendiğinde, herkes aslında “Öcalan” demek istendiğini gayet iyi biliyor. 915272Image1.jpg Abdullah Öcalan, 1999'dan beri İmralı Cezaevi'nde Oysa ada, zaman içinde birçok farklı anlam taşıdı: Osmanlı için stratejik bir deniz üssü, mübadele öncesi üretken bir Rum yerleşimi, cumhuriyet için modernleşmenin vitrini olan bir “model cezaevi”, 1960 darbesinin idam mekanı, 1970’lerde firarların ve sinema tarihinin sahnesi ve 1999’dan sonra ise çözümlenmemiş bir siyasi çatışmanın sembolü oldu. Tam da bu nedenle, İmralı’nın tarihini anlamak, bugünkü tartışmaları kavramak açısından önemli. Çünkü ada, yalnızca bugünün değil; yaklaşık bir asırlık dönüşümlerin taşıyıcısı durumunda. Başlayalım o zaman. Emir Ali’den İmralı’ya Marmara Denizi’nin güneyinde, Bursa’ya bağlı Armutlu-Bozburun yarımadasının batısında uzanan İmralı Adası, kuzeyden güneye yaklaşık 8 kilometre uzunluğunda, 3 kilometre genişliğinde ve 25 kilometre kare yüzölçümünde küçük bir kara parçası. En yüksek noktası ise 217 metreye ulaşan Türk Tepesi. Bugün adı çoğu zaman yüksek güvenlikli cezaeviyle anılsa da İmralı’nın hikayesi bundan çok daha eskidir. Antik çağda Yunanca “Besbikos” olarak bilinen ada, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçti. 1308’de kurulan deniz üssü, Osmanlıların Marmara Denizi üzerindeki hakimiyetini güçlendirdi; Bursa ile Bizans arasındaki bağlantının koparılmasında stratejik rol oynadı. Adanın adı da rivayete göre ilk Osmanlı amirallerinden Emir Ali’den türedi. Havadan İmralı Adası.jpg İmralı Adası Mudanya’ya bağlı bir nahiye olan İmralı’da 1913 yılında 250 hane kayıtlıydı ve nüfusunun tamamı Rumlardan oluşan 1200 kişi yaşıyordu. Halkı üzüm yetiştiriciliği, şarap üretimi, ipekçilik ve balıkçılıkla geçiniyordu. 1924’teki mübadele sonrası ada büyük ölçüde ıssız kaldı. Geriye kalanlar; bir manastırın kalıntıları, terk edilmiş bağlar ve kayık iskeleleri, insan sesinin çekildiği evlerdi. İmralı’nın kaderi 1930’larda değişti. 1935-1950 arasında ‘rehabilitasyon adasına’ dönüştü Cumhuriyetin ilk yıllarında hapishane reformu tartışmaları yoğunlaşmıştı. Dönemin Adalet Bakanı Şükrü Saraçoğlu’nun desteğiyle, Hapishaneler Genel Müdürü Mutahhar Şerif Başoğlu öncülüğünde İmralı’da yeni bir model denenmeye karar verildi. Amaç cezalandırmaktan çok ıslah etmekti. Rivayete göre Başoğlu; Ceza ve Tevkif Evlerinin başına geçtikten sonra İstanbul'daki hapishanelerde kimliğini gizleyerek iki hafta kadar yatmış; bu durum kaldığı hapishanelerin idarelerinden bile saklanmıştı. imralı''da mahkumlar tiyatro oyunu sergiliyor.png 1940'lı yıllarda İmralı'da mahkumlar tiyatro oyunu sergiliyor 8 Kasım 1935’te, İstanbul ve Bursa cezaevlerinden seçilmiş 50 tutuklunun adaya nakledilmesiyle, İmralı’da yarı-açık cezaevi resmen faaliyete geçti. Mahkumlar sadece tutuklu değil, aynı zamanda kurucuydu: Barakaları, tarım alanlarını, üretim tesislerini kendileri inşa ettiler. Tarım kolonileri kuruldu; toprak işlenerek hem üretim sağlandı hem de “beden terbiyesi” hedeflendi. 1937’de tutuklu sayısı yaklaşık 400’e, 1941’de 900’e ulaştı. 1947’ye kadar yaklaşık 5 bin kişi İmralı’da kaldı. Cezaevi, dönemin resmi yayınlarında modern cumhuriyetin vitrini olarak sunuluyordu. 1936’da yayımlanan La Turquie Kemaliste dergisindeki “The Spirit of İmralı” yazısında ada, “bir hapishaneden çok bir topluluk” olarak tasvir ediliyordu. Gerçekten de burada gardiyan gözetimi daha gevşekti; tutuklular futbol takımı kurmuş, film kulübü oluşturmuş, hatta yerel bir gazete çıkarmıştı. Ada, bir metamorfoz mekanı olarak kurgulanmıştı: Suçlu birey, emek ve disiplin yoluyla “yeni insan”a dönüşecekti. BetterImage_1771966027356.jpeg İmralı'da tutuklular bir eğitim sırasında Bu dönemin en dikkat çekici isimlerinden biri ressam İbrahim Balaban’dı. 1940’larda İmralı’da yatan Balaban, burada resimle bağını güçlendirdi; daha sonra Bursa Cezaevi’ne Nazım Hikmet’in yanına gönderildi, 1950 affıyla serbest kaldıktan sonra Türk resim sanatının önemli figürlerinden biri haline geldi. İmralı, onun için hem mahkumiyet hem de yaratıcılık kaynağıydı. 1960 darbesi ve idamlar İmralı’nın tarihi, sadece ıslah idealiyle anılmadı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında Türkiye’nin ilk demokratik seçimle işbaşına gelmiş başbakanı Adnan Menderes, Yassıada’da yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırıldı. 1961’de, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’la İmralı’da idam edildiler. adnan menderes.png Adnan Menderes, İmralı'da idam edildi Bu olay, adanın sembolik anlamını kökten değiştirdi. İmralı artık sadece bir cezaevi değil, cumhuriyetin en derin siyasi travmalarından birinin yaşandığı yerdi. Menderes’in itibarı yıllar sonra iade edildi; yargılandığı Yassıada “Demokrasi ve Özgürlük Adası” olarak yeniden adlandırıldı. Ancak İmralı, idamın gerçekleştiği yer olarak hafızada kaldı. Firarlar da yaşandı, sinemaya de esin kaynağı oldu 1970 ve 80’lerde İmralı yeniden “standart” cezaevi işlevine döndü; ancak ada bu kez firar öyküleriyle gündeme geldi. 1975’te Amerikalı tutuklu Billy Hayes, uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hükümlüyken İmralı’dan kaçtı. Hikayesi daha sonra Midnight Express filmine ilham verdi. Hayes, yıllar sonra filmde Türkiye’nin çarpıtılmış biçimde yansıtıldığını söyleyerek bu uyarlamayı eleştirdi. Mektuplarında ise adanın doğal güzelliğine duyduğu hayranlığı ve aynı zamanda hissettiği derin yalnızlığı anlatıyordu. Billy Hayes, İmralı'dayken.jpg Billy Hayes (ayakta soldan ikinci) İmralı Cezaevi'nde İmralı’nın koğuşlarında kalan bir diğer önemli isim, yönetmen ve oyuncu Yılmaz Güney’di. Güney, hapisteyken tasarladığı “Yol” filmini dışarıya gönderdiği talimatlarla tamamladı. Film 1982’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı. Güney daha sonra firar ederek Fransa’ya gitti ve sinema tarihine adını yazdırdı. 1990’ların sonunda Çeçen tutukluların karıştığı kaçış vakaları da yaşandı. Ada, güvenlik tartışmalarının odağına yeniden yerleşti. 1975'te İmralı Adası.jpg 1975'te İmralı Cezaevi 1999 sonrası: Tek mahkumlu ada 1999’da PKK lideri Abdullah Öcalan, Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirildi ve İmralı’ya konuldu. Bu andan itibaren ada, fiilen özel güvenlik rejimine geçti. Öcalan’ın gelişiyle adadaki 247 tutuklu ve hükümlü başka cezaevlerine nakledildi. Sabun ve konserve fabrikaları boşaltıldı; mahkumların baktığı hayvanlar tahliye edildi. İmralı artık neredeyse tamamen bir kişiye tahsis edilmişti. 2002’de ölüm cezasının kaldırılmasıyla Öcalan’ın cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. 883337Image1.jpg İmralı Cezaevi'nde şu anda Abdullah Öcalan'la birlikte 6 PKK'lı hükümlü kalıyor 2009’a kadar “tek mahkum” statüsünde kaldı; ardından yeni inşa edilen yüksek güvenlikli tesise birkaç mahkûm daha getirildi. 2010’lu yıllarda tecrit koşulları ve görüş kısıtlamaları kamuoyunda sıkça tartışıldı. 2025 itibarıyla ada hala askeri yasak bölge statüsünde; Öcalan ve sınırlı sayıda mahkum İmralı’da tutuluyor. Belli ki; İmralı’nın biyografisi, Türkiye’nin biyografisiyle iç içe. Kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” hukuken karşılık bulur ve İmralı’daki infaz rejimi değişirse, ada bir kez daha tarihsel bir dönemece tanıklık edecek. Adanın bundan sonraki kaderinin ne olacağı, Türkiye’nin kaderinden bağımsız değil. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. imralı cezaevi İMRALI ADASI abdullah öcalan Gazeteci Müjgan Halis, Independent Türkçe için yazdı Müjgan Halis Çarşamba, Şubat 25, 2026 - 16:30 Main image:

Kolaj: Independent Türkçe

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: İmralı Adası: Suyun ortasında bir hafıza copyright Independentturkish: