İran ABD tehditleri altında müzakerede: Eski UAEA Başkanı'ndan 'Irak'ın tekrarı' uyarısı

İran ile ABD arasında Umman aracılığında İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan nükleer müzakerelerin üçüncü turu kapsamındaki görüşmeler bu sabah başladı. Cenevre’deki Umman Büyükelçiliği rezidansında ABD ile İran heyetlerinin Umman aracılığında mesaj alışverişiyle yaptığı ve yaklaşık üç saat süren dolaylı görüşmelere ara verildi. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi "yaratıcı ve olumlu fikir alışverişinde bulunduklarını” belirttiği görüşmelere gün içinde devam edileceğini duyurdu. Bakan Busaidi X hesabından yaptığı açıklamada müzakerelerde "daha fazla ilerleme kaydetmeyi umduklarını" ifade etti. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Tahran heyeti ülkenin barışçıl nükleer programıyla ilgili ABD'nin tüm bahanelerini ortadan kaldıracak öneriler sundu. IRNA muhabirinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu öneriler ABD'nin diplomasiyi sürdürmedeki ciddiyetini test edecek. İran’ın önerilerinin içeriği hakkında ise herhangi bir ayrıntılı bilgi verilmedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi Press TV'ye yaptığı açıklamada İran'ın müzakere tarzının açık olduğunu ve sonuca odaklanmak istediklerini ancak "bazı Amerikalı yetkililerin yaptığı çelişkili açıklamaların kuşkuları artırmaya devam ettiğini" söyledi. Görüşmelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi başkanlık ediyor. ABD tarafını ise Trump’ın elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner temsil ediyor. Irakçi Tahran’dan Cenevre’ye hareket etmeden önce India Today’e verdiği özel mülakatta ABD ile “adil, dengeli ve eşitlikçi bir anlaşmanın mümkün olduğunu" söylemişti. ABD İran'ın balistik füzelerini müzakere konusu yapmakta ısrarcı İran müzakere görüşmelerinin yalnızca nükleer konulara ve yaptırımların kaldırılmasını odaklanacağını söylerken ABD’nin İran’ın balistik füzelerini de müzakere konusu haline getirme ısrarı sürüyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio İran’ın “yalnızca Amerika'ya ve Amerikalılara saldırmak için tasarlanmış" konvansiyonel silahlara sahip olduğunu ileri sürdü ve görüşmelerin büyük ölçüde nükleer programa odaklanacağını kabul ederken “İran balistik füzeler hakkında bizimle veya herhangi kimseyle konuşmayı reddediyor ve bu büyük bir sorun” ifadesini kullandı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran’ın yeniden nükleer silah yapmaya çalıştığına dair “kanıt gördüklerini” iddia etti ve "ABD Başkanı, sorunu diplomatik olarak ele almayı istediğini defalarca söyledi ancak tabii ki başka seçenekleri de var” diyerek askeri tehdidi yineledi. USS Ford uçak gemisi Girit'teki ABD üssünden bölgeye hareket etti Öte yandan Trump’ın daha önce “ikinci uçak gemisinin de yolda” olduğunu söyleyerek İran’ı tehdit ettiği ABD'nin "USS Gerald R. Ford" uçak gemisi bugün Girit'teki Suda Deniz Üssü'nden ayrılarak Akdeniz’den doğuya doğru hareket etti. Gemi, bu hafta başında tedarik eksiklerini tamamlamak üzere Suda Deniz Üssü'ne gelmişti. Reuters’ın aktardığına göre ABD'nin en büyük uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford’un Cuma günü İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kıyılarına ulaşması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi Cenevre’deki görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi’nin de teknik konularda yardımcı olmak üzere müzakereleri katılacağını belirtti. Bekayi “Burada tam ciddiyetle geldik. Heyetimiz görüşmelere devam etmeye hazır” dedi ve İran heyetinin müzakereler konusunda başından beri bir netlik içinde olduğunu ifade etti. Atom Enerjisi Kurumu eski başkanı: 'Gördüğüm tek şey Irak'taki senaryonun tekrarı...' Öte yandan ABD’nin İran’a yönelik artan saldırı tehditlerine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın eski başkanlarından Muhammed El Baradey sert tepki gösterdi. ABD’nin hiçbir gerçek kanıt ortaya koymadan İran’a karşı savaş çanları çaldığını belirten Baradey, ABD’nin Irak işgalindeki senaryoyu tekrarladığına dikkati çekti. Baradey X hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: “ ABD'nin, güç kullanımına dair hiçbir yasal dayanağı olmaksızın ve hatta ‘yakın bir tehdit’ olduğuna dair gerçek bir kanıt bile bulunmadan İran'a karşı savaş çanlarını çalması, uluslararası düzene karşı açık bir saygısızlık ve herhangi bir savaşın felaket sonuçlarına karşı pervasız bir kayıtsızlıktır… Gördüğüm şey, Irak Savaşı'ndaki trajik senaryonun tekrarı… Görünüşe göre hiç ders almıyoruz… ”