Kapatılan hastaneler ve şehir hastaneleri üzerine Ankara Tabip Odası öncülüğünde yapılan belgesel filmin adı bu. Çalışma Ankara Dişhekimleri Odası ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ankara İl Koordinasyon Kurulu ile Hastanemi Kapatma/Açın Platformu’nun katkılarıyla yapıldı. Bu belgesel bir yönüyle Cumhuriyet’in köklü sağlık kurumlarına saygı duruşu. Bir yandan yıllardır sağlık hakkı için yürütülen mücadelenin belli bölümünün hafıza çalışması, öte yandan günümüz Türkiye’si ve sağlık düzenine tutulan kuvvetli bir ışık. Bir yandan piyasalaşan sağlığa karşı direniş öyküsü, öte yandan başka bir sağlık sistemi ve Türkiye için yürütülecek mücadelelere aktarılan inanç ve umut. Pek çok yönüyle dönüştürülen Cumhuriyet’e ve sağlığa dair önemli ipuçlarını göreceğiniz çalışma aynı zamanda toplumsallaşmış bir mücadelenin kimi kazanımlarını da gösteriyor. KAPATILANLAR SADECE BİNA DEĞİL Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) ile yapılan şehir hastanelerinin hikâyesi 2005 yılına kadar gitse de Ankara’da yapılacak iki dev “entegre sağlık kampüsünün” müjdesi 2011 seçimlerine giderken Ankara’nın Çılgın Projeleri olarak verilmişti. Planlanan, Etlik ve Bilkent Şehir Hastaneleri’nin Kamu Özel Ortaklığı (o zaman adı böyleydi) ile yaptırılması ve toplam 13 hastanenin de ticari amaçlarla ihaleyi alan şirketlere devredilmesi idi. Türkiye’nin dört bir yanında KÖİ ile yapılan 18 şehir hastanesi için 64 hastanenin kapatıldığını, küçültüldüğünü, işlevini yitirdiğini, dönüştürüldüğünü yazmıştım. Ancak Ankara’nın yeri ayrıdır. Bugün her biri 4050 yataklı birer dev kampüs olan Etlik ve Bilkent Şehir Hastaneleri için şu 13 hastanenin kapatılacağı duyurulmuştu: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Zekai Tahir Burak Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Cebeci Doğumevi), Sami Ulus Eğitim ve Araştırma (Doğum ve Çocuk) Hastanesi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Etlik Zübeyde Hanım Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Etlik Doğumevi), Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi, Ulus (Rüzgarlı) Devlet Hastanesi, Ankara (Altındağ) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ulucanlar Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dışkapı Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Bir de Etlik Şehir Hastanesi inşaat alanının yuttuğu Etlik İhtisas Hastanesi var, onunla beraber 14 hastane oluyor. 2011’den bu yana ve öncesinde, sağlık reformlarıyla ve sağlıkta dönüşüm programıyla, halkın parasıyla yapılan bu hastanelerin, arazilerinin başına neler geldi, bunlar olmasın diye ne mücadeleler verildi! Belgesel her birinin ayrı hikâyesi olan bu hastaneler meselesine derli toplu, ama kolay izlenebilir olması için özet denebilecek biçimde ışık tutuyor. Belgeselin yönetmeni Alper Şen ve yapım ekibi bir yıldır yoğun biçimde çalışıyor. Bu hastanelerde emek vermiş hocalarla, hekimlerle, sağlık çalışanlarıyla, buralardan hizmet almış olan hastalarla sayısız röportaj gerçekleştirildi. Yazılı ve görsel medyadaki binlerce haber, doküman, belge incelendi. Hastanemi Kapatma/Açın Platformu’nun arşivi, mücadele deneyimleri, farklı kurumların Ankara arşivleri gözden geçirildi. Ankara’daki sağlık hizmetlerinin güncel hali hastalarla birlikte yaşanarak belgelendi. KÖİ şehir hastaneleri meselesinin hukuki,ve finansal boyutları konunun uzmanlarıyla ele alındı. Yönetmen Alper Şen ellerinde biriken zengin belge ve dokümanlar ile her bir hastane için farklı kısa belgeseller de hazırlayacaklarını, böylelikle Ankara Numune, Türkiye Yüksek İhtisas, Dışkapı Hastanesi, Cebeci Doğumevi, Sami Ulus Çocuk Hastanesi gibi Cumhuriyet’in köklü sağlık kurumlarının hafızasını diri tutmaya çalışacaklarını ifade ediyor. Belgesel bir yanından da Sıhhiye meydanı, şimdi Ankara Valiliği olan Sağlık Bakanlığı tarihi binası, hastaneler bölgesi ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü üzerinden Cumhuriyet’e kimliğini veren Başkent Ankara’nın hafızasını tazeliyor. ZOR ZAMANLARDA DİRENEN UMUT Belgesel yapım ekibinden gazeteci Sultan Özer hazırlık sürecinde yapılan röportaj, toplanan haber, belge ve bilgileri derleyecekleri bir kitap çalışmasının müjdesini de veriyor. Yönetmen Alper Şen “Zor Zamanlarda Toplumsal Mücadeleye Dair Film Yapmak Üzerine” değerlendirmelerde bulunuyor. Şöyle diyor yönetmen Şen: “Hep daha büyük, daha şatafatlı inşa edilmeye çalışılan Şehir Hastaneleri binalarının gölgesinde solmaya yüz tutan geçmiş, kolektif mücadelelerin ve hak arayışlarının bir arada olması, bu mücadele içindeki insanların birbirini anlaması, empati kurarak verilen her emeğin önemsendiği zamanların birbirine bağlanması ile direniyor ya da var oluyor. Bu belgeseldeki anlatılardan çağrışımla, sağlık çalışanları 1970'lerde, 80’lerde, 90’larda, 2000’lerde haklarını aramak için Numune Hastanesi'nin avlusunda toplanıyordu. Şimdi ise her yaştan sağlık çalışanları Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Binası önünde asistan hekimlerin hak mücadelesi için bir arada olabiliyor. Biraz da bu nedenle 50 sene önce Numune Hastanesi'ndeki hak arayışı nostaljiye dönüşmüyor, bugüne bağlandıkça direnmeye devam ediyor. Böylesi zamanlara dair film yapmanın bendeki en büyük kazanımı da her şeye rağmen hiyerarşi üretmeden bir arada olabilmenin hafızayı tedavi edici gücünü anlayabilmek oldu.” Fazla uzatmayıp bir müjdeyle tamamlayayım. Betonlar Arasında Ankara Hastaneleri Belgeseli’nin ilk gösterimi yarın (28 Şubat Cumartesi) saat 15:00’da, Ankara’da Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde. Belgesel gösterimi sonrası yönetmen ve yapım ekibi ile söyleşi şansımız olacak. Bilet falan da gerekmiyor. Herkesi bekliyoruz.