Adalet Bakanı Akın Gürlek’in NTV’de söyledikleri arasında çoğunluk Terörsüz Türkiye cümlelerinin üzerinde durdu. O konuda çalışmalar sürüyor ve konu TBMM’nin gündemine gelecek. Ben, Adalet Bakanlığı’nın hemen yapabilecekleri konusuna dikkat kesildim. Yasalar aynı olsa bile, adalet sistemimizde yoğurt yiyiş tarzı önemli farklar yaratıyor. Mesela Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde ruhsatsız silah bulunduran 4 bin 319 kişi tutuklandı. Bakan Gürlek, şimdi yasadışı bahis konusunda 81 ilde inisiyatif alınacağını açıkladı. Yasa dışı bahsin Türkiye’ye maliyeti 50 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam altın ithalatımızın iki katından yüksek bir rakam neredeyse enerji maliyetimize yakın. Bu rakam Çin’den, Rusya’dan yaptığımız ithalattan düşük, Almanya’dan yaptığımız ithalat geçen sene 21.7 milyar dolar oldu, İtalya’dan 18 milyar, ABD’den 15 milyar dolarlık ithalat yaptık. Neredeyse 3 ülkeden yaptığımız ithalatın toplamı kadar bir para yasadışı bahise gidiyor. Bu meselenin üzerine doğru düzgün gidildiği zaman sadece futbolu temizlemekle kalmayacağız emekli maaşlarındaki artışı da, ödeme kapsamına alınan pahalı ilaçları da daha az konuşuyor olacağız.O yüzden hemen yapılacaklar listesi hepimiz açısından son derece önemli. İsrail’de ırkçı bircinayete doğru... İsrail’de kontrolden çıkmış aşırı sağ grup faşistler, İsrailli bir Arap televizyon sunucusu olan Lucy Aharish’i ölümle tehdit ediyorlar. Genç sunucunun Tel Aviv’deki evinin önünde bir haftada 4. gösteri düzenlendi. Protesto haktır ama burada protestodan ötesi var, aksi olsa İsrail polisi gözaltı işlemi uygulamazdı. Faşistlerin Aharish’e bu kadar saldırmalarının nedeni Kanal 13’e seçimlerle ilgili verdiği bir röportajda “İnşallah” kelimesini kullanması. Bu yüzden insan hedef alınır mı, İsrail’deki faşistler alıyor işte. Gözleri o kadar kararmış durumdaki, Arap sunucunun evinin önünde çekim yapan gazetecilere de taşla saldırdı bu gruplar. Netanyahu ve soykırım ortaklarının İsrail’i getirdikleri nokta bu işte. Bu soykırımcılar iktidarda kaldığı sürece İsrail’in daha iyi ve güzel günlere gitmesinin imkanı olmayacak… Adaletin bu mu dünya? Çok duyup, sıkıldığımız şey ne, İsrail’in nükleer silahına ses çıkarmayan dünya, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını istemiyor. Washington, İran ile müzikelerelerde sadece nükleer silah meselesini değil İran’ın uzun menzilli füzelerini de konuşmak istiyor. Hal böyle olunca füze kapasitesi görmezden gelinen bir başka ülke dikkat çekiyor. Bu ülkenin adı Hindistan. Başbakan Modi, Türkiye ile sorunu olan her ülkeye koşuyor, tek başına elbette bir tehdit değil. Ancak Hindistan, 1984’ten beri ısrarla füze teknolojisine para yatırıyor. Agni-1 seyir füzeleri bin 200 kilometre menzille ortaya çıktı ama bugün Agni-5, tam 8 bin kilometre menzile sahip. 2018’den itibaren envantere giren bu füzelerden Hindistan’ın elinde birkaç düzine olduğu tahmin ediliyor. Sadece bu değil, Delhi Yönetimi, denizde de K4 füze sistemleriyle 3 bin 500 kilometre menzilli nükleer başlık taşıyan füze atma kapasitesine kavuştu. Menzil konusunda mesafe alındı ama hassasiyetin en üst düzeyde olması gereken hava savunma sistemlerinde Hindistan da ithalatçı. Tıpkı onlar da bizim gibi Rusya’dan S-400 aldılar, bizden farkları onlara CAATSA yaptırımları uygulanmadı hatta ABD şu an Hindistan’da F-16 ve saldırı helikopteri fabrikası kuruyor. Hindistan’ın, Türkiye ile sorunu olan her ülkeye koşma ve onlarla anlaşma yapma iştahı artık rahatsız edici hale gelmeye başladı. Yerli hava savunma sistemlerimizi daha da hızlı üretmemiz ve aynı anda hem S-400’ler konusunda bize hem de nükleer silah konusunda İran’a uygulanan çifte standartı da hiç unutmamamız gerek. Pakistan’dan nükleer silah alma meselesi, sanal medya gazıyla ya da davul zurna çalınarak yapılacak bir iş değil. Türkiye, başka ülkelerin topraklarında gözü olmayan bir ülke olarak önce vatanı tam savunacak sistemlerini güçlendirmeli...