TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, milli parkları ve diğer korunan alanları yakından ilgilendiren kanun değişikliği teklifine ilişkin açıklama yaparak, düzenlemenin doğa koruma anlayışını zayıflatacağını ve milli parkları sermayenin kullanımına açacağını belirtti. 'Türkiye korunan alan oranında geride' 30 Mayıs 2025’te Kahramanmaraş’taki Geben Vadisi’nin milli park ilan edilmesiyle Türkiye’deki milli park sayısının 50’ye ulaştığını hatırlatan ÇMO, bu alanların toplam büyüklüğünün 822 bin 532 hektar olduğunu ve bunun ülke yüzölçümünün yalnızca yüzde 1’ine denk geldiğini vurguladı. Milli park, tabiat parkı ve sulak alanların toplamının ise Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 9’u civarında olduğu ifade edildi. Açıklamada, korunan alan oranının Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 21, OECD ülkelerinde yüzde 19 olduğu; COP 30 kapsamında 2030 yılı için belirlenen küresel hedefin ise yüzde 30 olduğu hatırlatılarak, Türkiye’nin bu oranların oldukça gerisinde kaldığı belirtildi. 'Koruma yerine kullanım ve işletme anlayışı' ÇMO, zaten düşük olan korunan alan oranlarının artırılması gerekirken gündeme getirilen kanun değişikliği teklifinin, koruma yaklaşımını geri plana ittiğini savundu. Açıklamaya göre teklif, milli parkları “ekonomik değeri olan alanlar” olarak ele alan; koruma odaklı anlayış yerine kullanım ve işletme odaklı bir modeli öne çıkaran bir çerçeve sunuyor. Teklif neler içeriyor? ÇMO'nun değerlendirmesine göre kanun değişikliği teklifi şu başlıklarda riskler barındırıyor: Yerel dinamikler ve bilim devreden çıkarılıyor: Korunan alanların yönetimi, yetki ve karar alma süreçleri merkezileştiriliyor. Yerel yönetimler, bilim kuruluşları, meslek odaları ve yöre halkı bu süreçlerden tamamen dışlanıyor. Talan ve yapılaşma yasallaşıyor: Milli parkların kullanım ve tahsis kolaylığı sağlanarak; bu alanlar içinde turizm, tesis, yapılaşma ve işletme faaliyetlerine izin veriliyor, uzun süreli kiralama olanakları genişletiliyor. Üstelik devlet teşvikleriyle milli parklarda ekolojik yıkım projeleri özendiriliyor. Onay yetkisi tekelleşiyor: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) kararlarda neredeyse tek yetkili konumuna getirilirken, yapılaşmaya konu olacak yerler için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına onay yetkisi veriliyor. Koruma alanları ticari kullanım alanına dönüşüyor: Kanun teklifinin gerekçesinde mevcut sistemin bürokratik olduğu, yatırımların önünü tıkadığı ve parkların ekonomik olarak daha verimli işletileceği savunulıyor. Bu anlayış, bugüne dek koruma öncelikli alan olarak tanımlanan milli park ve tabiat parklarını kullanım alanı kategorisine düşürüyor. Turizm ve konaklama tesisleri ile ticari işletmeler, adeta doğanın bir unsuruymuş gibi bu alanlara yerleştiriliyor. 'Ekolojik yaşam alanları talana açılamaz' ÇMO İstanbul Şubesi, söz konusu değişiklikle milli parkların ve diğer korunan alanların koruma perspektifinden koparılarak kullanım ve işletme eksenine çekilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Açıklamanın sonunda, “ Milli parkların doğa alanı olmaktan çıkarılıp sermayenin yatırım alanına dönüştürülmesine izin verilmemelidir ” denildi.