Mürteci solun sırtındaki Birikim’li sülük

“Mürteci sol”u yazmıştık, hatırlayacaksınız. Çıkış noktası laik cumhuriyete düşmanlıktır. Müktesebatlarının oluşumunda pek çok etmen var. 12 Eylül cuntasının “Atatürkçü” kılığında yaptığı işkenceler geriye dönük bir düşmanlık yarattı. Ama teorize edilmesi Murat Belge-Birikim Dergisi aracılığıyladır. Laik cumhuriyete düşmanlıkla başladılar, sonra “kimlikçiliğe” yaslanarak ilerlediler. Son numaraları İslamcı güzellemek oldu. “Sadece Birikim dergisinin ünlü “Muhafazakâr Demokrat Inkilap” kapağı ile doruğa çıkan AKP güzellemesi değil kastettiğim; buna Fethullahçılarla girdikleri samimim ilişkiler de dahildir. Hatırlatmış oluyoruz. Nasıl adlandıracağımızı bilemiyorum; “liberal sol” yaygındır ama boş kümedir bu; ne solcudurlar ne de liberal. Not edelim, cumhuriyete düşmanlıktan ne sol çıkar ne liberalizm. Fethullah Gülen’de sivil toplum bulan bir sol bu. Yasin Aktay’da, Hilal Kaplan’da, Altan Tan’da aydın buldular. Said-i Nursi ile Che’yi eşitlediler, Che’yi sildiler. Bugünkü karanlığın ateşine odun attılar, aydınlık akılları bulandırdılar, solun reflekslerini sıfırladılar. Bugünkü Tanıl Bora cereyanının ya da seviciliğinin kaynağıdır. Osman Çutsay “Belge’li Birikim gericiliği” diyor, uzun ama yerindedir. Osmanlıca kavramları çok seviyorlar, oradan devam edelim; belgeli mürtecidirler. Sembiyotik bir hayatları var. Solun kanını emerek, zehirleyerek hayat buluyorlar. Bunlar “mürteci sol”un sırtındaki sülüktür. *** Devam ediyoruz; elebaşı Murat Belge, Türkiye’deki bu karanlık zihniyetin ideal tipidir. Laikliğe ve cumhuriyete düşmandır. Devrimlerden ve devrimcilerden nefret eder. İşçi sınıfı onun için “pazulu” bir karikatürden ibarettir. Bilgisini bir aydın gibi değil, bir mühendis gibi kullanır. Kendisi ve dergisi 1970’li yıllardan beri ülkedeki resmi ideolojinin değirmenine su taşımaktadır. Birikim dergisi, devletin sadece solcuları vurmaya ayarlanmış bir gizli silahı gibidir. Kinleri o kadar derin ki, her işlerini sola-devrime-devrimcilere karalama üzerine kurarlar. Şöyle örnekleyeyim; Murat Belge’nin doktora tezi “Marksist Estetik” güya “Christopher Caudwell Üzerine Bir İnceleme”dir. Aslı Caudwell’e bir reddiyedir. 30 yaşında İspanya iç savaşında Cumhuriyetçiler safında çarpışırken ölen bu olağanüstü parlak aydından-komünistten nefretini esirgememiştir. Bu dergi 12 Eylül’ün alacakaranlığında, 1987’de, yayına yeniden başladığında dümeni “Avrupa solu”ndan “İslamcılığa ve milliyetçiliğe” kırdı. “İslamcı aydınlar”ı dağarcığımıza sokan onlardır. Yazıp çizdikleri şeyler, 12 Eylül generallerinin topluma yedirmeye çalıştığı “Türk-İslam Sentezi”nin sol için ezilip yutulabilir hale getirilmiş versiyonuydu. Ülke tarihinin çarpıtılmış bir versiyonu üzerine geniş bir azınlık mağduriyeti külliyatı geliştirdiler. Kemalistler darbe yapıp İslamcı, Kürt, Ermeni kim varsa ezip geçmiş, zulüm yapmıştı. Sosyalizm yıkılıp gitmişti, özgürlüğün ideal hali piyasa mekanizmasıydı ve kaynağı Batıydı. Antiemperyalizm çocukluk hastalığı, Aydınlanmacılık bir ham hayalden ibaretti. Yeni dönemin ruhu “özgürlükçülük”, “İslamcılık” “çok kültürlülük”tü. Bir umacıya dönüştürdükleri Kemalizm nihayetinde yoksul halka ışık götürme çabası, onunla yakınlaşma hissiyatıydı hâlbuki. Küçümsediler ve karaladılar. Cumhuriyet ve laiklik bu halkın başına gelmiş en büyük şansızlıklardan biriydi, öyle dediler. Belge’leri önde gider; yakın zamana kadar AKP'nin önde gelen destekçisiydi. Fethullahçıların operasyon gazetesi Taraf yazarı, yetmez ama evet kampanyasının şampiyonu, iktidarın "Akil Adam" projesinin aktörüdür. Cumhuriyeti hedef alan Ergenekon ve Balyoz davalarının şakşakçısı, Fethullahçıların Abant toplantılarının müdavimidir. Öldürülen Hopalı öğretmen Metin Lokumcu’ya “Ergenekoncu” demişliği, Taksim’de 1 Mayıs kutlama girişimini “darbe teşebbüsü” saymışlığı, “yargıyı dedeler yönetiyor” diyerek Alevileri hedef göstermişliği var. İçeriksiz, derinliksiz cumhuriyet ve Kemalizm nefretiyle yoğurup yazdığı kitap, makale, Birikim-Radikal-Taraf yazıları ile solumuzun önemli bir bölümünü zehirledi, komaya soktu. Müthiş bir başarı hikâyesidir! *** Mürteci irticadan geliyor. Esası geriye dönmektir. Cumhuriyet’i, Hürriyet’i sildin mi, amacından bağımsız geriye dönmüş olursun. Elinde kala kala Osmanlı kalır. Bu Murat Belgeler, Mete Tunçaylar falan Osmanlıyı Cumhuriyet’ten daha “demokrat” bulurlardı vaktiyle. Liberal dediğimize bakmayın, durumu karşılayacak başka bir sözcük icat edemediğimizden ödünç alıp kullandığımız bir kavram bu. Belgeli mürtecidirler. Laikliği elbirliği tepelediler ve cumhuriyetin gerici güruh tarafından yıkılışına destek verdiler. O yıkıntıda din destekli saf bir faşizm yeşeriyor şimdi. Demek ki okumuş mürteciler için sıvışma zamanıdır. Nitekim Murat Belge de Ahmet İnsel de geldikleri yere, Batıya sıvıştı gelenin kokusunu alınca. Okuryazar mürtecilerin son yolculuğudur. *** Yıl 2006. AKP gericiliğinin, henüz, sessizce ilerlediği zamanlar. Köktenci mürteci liberal Atilla Yayla köktenci mürteci bireyci Sinan Çetin ile söyleşiyor. Yayla, Çetin’e “Kolektivizmden kişisel olarak sıyrılma maceranın bir tarihçesi var mı?” diye soruyor. Sinan Çetin’in cevabı modern irticanın belgesi gibidir; “ Benim kilometre taşım şu: Bir gün oturup neyi sevip, neyi sevmediğimi alt alta yazdım. Sevdiklerim şunlardı: Gitar, müzik, dans, plajlar, güzel kızlar, voleybol, mimari, resim, sinema, Hollywood, para kazanmak, lüks, güzel arabalar, güzel kitaplar... Ben bunları hayatımda istiyorum dedim. Topladım, iki nokta üst üste koydum, sonuçta çıkan şuydu: Kapitalizm... ” Kapitalizmi savunuyor ama henüz utangaçtır. Solcu geçmişini hatırlıyor, utanıyor, “S onra etrafımdaki arkadaşlarımın benden istediklerine baktım. Açlık, sefalet, sıradanlık, fakirlik... Onlar bunlara değer veriyorlardı ” diyor. Kötülüğe iltica edince iyiyi kötüleme şartı var. Kapitalizmi ideal düzen sayınca sol artık bunlardan ibarettir. Peki nereden öğrenmiş kapitalizmin iyi olduğunu? Listesinin başında Karl Poper var. Onu okuyunca Marksizmin bütünüyle yanlış olduğunu anlamış. Şu anda kroki-groki demek istiyor olmalı- durumdaymış Marx. Çünkü ne Bill Gates'i hesaplayabilmiş ne bilgisayarı ne de paranın bütün fakirlikleri çözdüğünü... Sonra Ayn Rand’ı keşfetmiş, yayıncısı olmuş. Demek ki Ekrem İmamoğlu’nun eline Ayn Rand’ı tutuşturan kolektivizm-komünizm düşmanı Sinan Çetin’dir. Ayn Rand da Sinan Çetin gibi köktenci kapitalisttir. Mevcut bireyciliği yeterli bulmuyor, daha da derinleştirmek istiyor. Yani İmamoğlu aslında hiçbir şey okumuyor. İçeride ilericiliğe, sosyalizme, kolektivizme-komünizme kin biriktiriyor. Şifreli mesajının açılımıdır. *** “Cereyanlar” eksik kalmasın. Bu Murat Belge tilmizi ile Fethullahçı Aksiyon dergisi, 2007’de, bir söyleşi yaptı. Fethullah Gülen ülkedeki her türlü milliyetçiliği düşman ilan etmişti. Sordular, “Son senelerde yükselen ulusalcılığın Türkiye’ye zarar verdiğine inanıyor musunuz?” dediler. “ Ulusalcılık Türkiye’de koyu laisist, bir Atatürkçülük anlayışıyla bağlantılı ve bu özgül anlamda “Cumhuriyetçi” bir milliyetçilik anlayışı olarak kendini ayrıştırıyor. Yakın zamana kadar, etnisist anlayışa karşı vatandaşlık temelli bir vatanseverlik anlayışını ifade ettiği söylenirdi. Bu anlayış çerçevesinde iken dahi en büyük eksiği, ‘sahici’ vatanseverliğin vazgeçilmez bir rüknü olan Cumhuriyetçiliğinin ‘sahici’ olmamasıydı. ” Cevabı budur. Bu söyleşiden kısa bir süre sonra Fethullahçılar Emniyetteki uzantıları aracılığıyla kontrol ettikleri BBP militanları ile solcu Ermeni ve ürkek papaz avına çıktı. Hrant Dink cinayetini cumhuriyetten geriye kalanlara karşı bir huruç harekâtına dönüştürdüler sonra. Birikim dergisi, cemi cümlesiyle, AKP-Tarikat ortaklığıyla laik cumhuriyeti yıkmanın suç ortağıdır. Tanıl Bora’dan “cereyan”, Ayn Rand’dan bireycilik öğreneceklermiş. "Cereyanlar"daki cereyan biziz. Ekrem İmam ve Özgür Özal'ın okuduğu cereyancı ise cereyan olmasın, sermaye üşütmesin diye kapıyı kapatmaya çalışan acemi bir sülüktür. Hocaları var, Murat Belge’yi, Ömer Laçiner’i o nedenle hatırlatıyoruz. *** Farkındayım, önyargılı bir yazı bu. Önyargılarımız var, onları önemsiyoruz; can simidimiz, akıl sağlığımızın güvencesidirler. İslamcıdan aydın olmaz, tarikattan sivil toplum çıkmaz, devleti dinselleştirmeye çalışanlar laikliğe düşmandır. AKP’de demokrasi bulan, Abant’ta Fethullahçılarla fotoğraf veren gericiliğin işbirlikçisidir. Kimlikçilik solculukla bağdaşmaz. Avrupa’ya biat etmekten, cumhuriyete düşman olmaktan aydınlık çıkmaz. Bugünkü karanlığın ateşine odun attılar, aydınlık akılları bulandırdılar, solun reflekslerini sıfırladılar. Bugünkü Tanıl Bora cereyanının ya da seviciliğinin kaynağıdır. Cereyanda kalırsanız üşütürsünüz, üşütürseniz karşı tarafa düşersiniz. Bu bir entelektüel tartışma değil, bildiğiniz kavgadır. Başka türlüsünü düşünemeyiz. Önyargılıyız, çünkü ihaneti görüyoruz, haliyle dizginleyemediğimiz bir öfkemiz var. Önyargısız ve öfkesiz aydın olur mu? Şöyle soralım; orta yolculuktan fikir çıkar mı? Mümkün değildir. Bizim değil sermayenin cereyanıdır o. Kapıyı kapatıyoruz, aydın olmanın ötesinde bir yurttaşlık görevidir.