Etiyopya da dahil oldu: Sudan İç Savaşı sadece Sudanlıların savaşı mı?

2023 yılında başlayan Sudan İç Savaşı’yla ülke fiili olarak ikiye bölündü. Ülkenin batısını Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalo ya da bilinen adıyla Hemedti, doğusunu ise Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah Burhan yönetiyor. Geçtiğimiz yılın son aylarında şiddetlenen çatışmalar ve yaşanan katliamlar sonucunda Sudan’ın 18 eyaletinden 13’ü Sudan Egemenlik Konseyi’nin, 5’i ise HDK’nin kontrolü altına girdi. Savaş öncesinde ülkeyi birlikte yöneten Burhan ve Hemedti’nin iktidar mücadelesi, 150 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine, 10 milyonu aşkın kişinin de yerinden edilmesine neden oldu. Şu ana kadar savaşa resmi olarak herhangi bir yabancı güç katılmamış olsa da ülkenin ekonomik ve jeopolitik konumu nedeniyle çeşitli devletlerin farklı tarafların safında yer aldığı biliniyor. Her geçen gün yeni ittifaklar gün yüzüne çıkıyor, savaşın iç dinamikleri ve "görülmeyen eller" daha iyi anlaşılmaya başlanıyor. Savaşa müdahil olan devletlerin sayısındaki artış başlı başına bölgedeki rekabetin kanıtı. Ancak bölgede yer tutma amacıyla kurulan bu ittifaklar, devletlerin Sudan politikalarıyla da sınırlı değil; değişen diplomatik tutumlara, belirginleşen yakınlaşmalara ve çizilen kader ortaklıklarına da işaret ediyor. Etiyopya'da HDK kampı tespit edildi Şimdi de Sudan'daki savaşta "yeni" bir aktör sahaya çıktı. Etiyopya’nın Sudan sınırı yakınlarında kurduğu devasa bir eğitim kampının Hızlı Destek Kuvvetleri milislerine ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı. The New Arab ’ın haberine göre Benishangul-Gumuz bölgesinde bulunan ve 10 bin kişilik kapasiteye sahip olan bu kamp, Etiyopya’nın Sudan İç Savaşı’na müdahil olduğuna dair ilk doğrudan kanıt. Uydu görüntüleri, kamptaki faaliyetlerin 2025 yılının ekim ayında hızlandığını, kasım ayı sonlarındaysa 640'tan fazla çadırın kurulduğunu gösteriyor. Yine uydu görüntülerinden elde edilen bilgilere göre kampa düzenli şekilde asker taşıyan kamyonlar giriş çıkış yapıyor. Ayrıca aralarında üst düzey bir Etiyopya hükümet yetkilisinin de bulunduğu sekiz farklı kaynak, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) kampın inşasının finanse edilmesine yardımcı olduğunu ve askeri eğitmenler sağladığını doğruladı. İki ülkenin askere alma hatları, askeri işbirliği ve ortak finansman yoluyla HDK'yi desteklediği de iddialar arasında. Libya, Çad ve Etiyopya üzerinden geçen ikmal yollarının, Sudan'a silah ve milis taşıdığı tahmin ediliyor. Öte yandan BAE savaşa müdahil olduğuna dair iddiaları yalanladığı gibi finans ve eğitmen desteği verdiğini de kabul etmedi; Etiyopya hükümeti ve HDK ise yorum taleplerini yanıtsız bıraktı. Savaş yalnızca 'iç'te değil Sadece Etiyopya'nın bile savaşa katılmış olması, bölgedeki yeni denklemlere ve kırılmalara işaret ediyor. Yıllardır Mısır'la süren gerilimi ve son zamanlarda Birleşik Arap Emirlikleri'yle giderek artan yakınlaşması göz önüne alındığında Etiyopya'nın HDK'yi desteklemesi kendi açısından tutarlı görülebilir. Fakat Etiyopya bu hamlesiyle "müttefiki" olarak tanımladığı Türkiye'yle karşı kamplarda kaldı. Karışık denklem bununla da sınırlı değil. BAE ve Türkiye arasındaki gerilim artıyor. Kısa bir süre öncesine kadar birbirlerine karşılıklı suçlamalarda bulunan AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah Sisi'nin öncülüğünde Doğu Akdeniz’de yeni bir ittifak kurulacağı belirtiliyor. Türkiye, BAE ile Kızıldeniz'deki rekabeti kızışan Suudi Arabistan'la askeri anlaşmaya varmaya çalışıyor.  Sudan Egemenlik Konseyi'ne silah satışı gerçekleştiren ülkeler arasında İran ve Rusya bulunuyor. Hatta denklem Sudan'dan çıkarak Afrika Boynuzu'na da yayılıyor. Etiyopya denize ulaşım konusunda Somali'yle sorunlar yaşıyor, İsrail Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland'ı tanıyacağını duyuruyor, Türkiye bölgedeki varlığını sağlamlaştırmak için adımlar atıyor... Kısacası Sudan'da yalnızca HDK lideri Hemedti ve Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan savaşmıyor, ülkede birçok yabancı devletin farklı şekillerde dahil olduğu geniş kapsamlı bir savaş yaşanıyor. Öte yandan bu savaşın Afrika Boynuzu ve bölgedeki birçok denklemi de etkileme ihtimali oldukça yüksek. Peki Sudan İç Savaşı'nda öne çıkan diğer aktörler nasıl konumlanıyor ve birbirlerine karşı nasıl pozisyon alıyor? BAE HDK safında yer alan ülkelerin başında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) geliyor. BAE'nin Çin’den yasal olarak güdümlü bombalar ve İHA’lar satın aldığı, ardından komşu ülkeler aracılığıyla bahse konu ekipmanları HDK kontrolündeki bölgelere ulaştırdığı çeşitli raporlara yansıyor. BAE'nin askeri teçhizat tedarikinin yanı sıra HDK'ye fon sağladığı da biliniyor. HDK'nin kontrolündeki bölgeler ülkenin en önemli nadir toprak minerallerinin rezervlerine ve altın madenlerine ev sahipliği yapıyor. Ancak hiçbir ülke tarafından tanınmayan HDK yönetimi, bu mineralleri ve madenleri satamadığı için varlık içinde yokluk çekiyor. Daha doğrusu "çekiyordu", çünkü bu esnada devereye BAE'nin girdiği belirtiliyor. İddialara göre HDK, BAE'nin madencilik faaliyetlerine izin veriyor ve karşılığında Sudan Egemenlik Konseyi'ne karşı yürüttüğü savaşa fon sağlıyor; BAE ise piyasanın çok altına elde ettiği maden ve mineralleri, Libya ve ötesine uzanan kaçakçılık yollarına sağladığı erişimle büyük kârlar elde ediyor. Ancak BAE'nin HDK'yi desteklemesindeki tek neden elde ettiği kârlar da değil. Halihazırda Somaliland, Eritre ve Yemen'deki limanlara yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında Sudan, BAE'nin Kızıldeniz'e yönelik planlarında oldukça önemli bir stratejik nokta. BAE’nin Port Sudan’a sağlayacağı erişimle zinciri tamamlamayı ve Kızıldeniz'i kendi koridoru haline getirerek dünyanın en stratejik deniz yollarından biri üzerinde önemli bir aktör olmayı hedeflediği biliniyor. Türkiye Başta Afrika Boynuzu olmak üzere kıtadaki faaliyetlerini her geçen gün artıran Türkiye'nin ise söz konusu bölgenin hemen yanında yer alan Sudan'a ilgisi savaş öncesinde başladı. Başlayan savaş nedeniyle girişimleri sonuçsuz kalan Türkiye, önce arabulucu olmak istedi, arabulucu olamayınca Sudan Egemenlik Konseyi'ni desteklemeye başladı. Böylece AKP hükümetinin destekleriyle büyüyen Baykar'ın İHA'ları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin kontrol ettiği bölgelere saldırılar gerçekleştirmeye başladı. Baykar'ın Sudan Egemenlik Konseyi'ne bu zamana kadar kaç tane İHA sattığı net olarak bilinmezken, söz konusu satışlardan yüz binlerce dolar kazanıldığı tahmin ediliyor. Ancak Türkiye'nin Sudan Egemenlik Konseyi'ne yönelik desteğin İHA satışıyla sınırlı kalmadığı belirtiyor. İddialara göre satılan İHA'lar, Sudan Egemenlik Konseyi'nin ordusu içinde görev yapan Türk personeller tarafından işletiliyor. Uluslararası medya kuruluşlarına yansıyan iddia ise Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında yaşanan gerilimle doğrulanır nitelikte. Türk personeller tarafından kontrol edilen İHA'ların askeri bir kargo uçağına gerçekleştirdiği saldırıda HDK milisinin yanı sıra 4 BAE vatandaşı da hayatını kaybetti. Saldırıdan bir gün sonra Sudan Egemenlik Konseyi'nin kontrolünde bulunan Port Sudan, BAE tarafından planlandığı  ve uygulandığı belirtilen üç günlük operasyonla vuruldu. Saldırıda, Türkiye yapımı insansız hava araçlarının depolandığı askeri hangarlar hedef alınırken, Türk destek ekibinden kişilerin de yaralandığı bildirildi. Mısır Sudan Egemenlik Konseyi'nin bir diğer müttefiki de ülkenin kuzeyinde bulunan Mısır. Nil Nehri üzerine inşa edilen Rönesans Barajı nedeniyle uzun süredir su krizi yaşadığı Etiyopya’ya karşı müttefik arayışında olan Mısır'ın, savaşın başından beri Sudan Egemenlik Konseyi'nden taraf olduğu biliniyordu. Fakat kısa süre önce ortaya çıkan uydu görüntüleri, Mısır'ın Sudan stratejisinin bununla sınırlı olmadığını ortaya çıkardı. Mısır'ın Sahra Çölü'nün hemen sınırında bulunan Doğu Oweinat bölgesindeki devasa tarlalar arasına gizli bir askeri üs kurduğu saptandı. Veriler, tarlalar arasına kurulan bu gelişmiş askeri üsten havalanan insansız hava araçlarının en az altı aydır Sudan'daki HDK bölgelerine saldırılar düzenlediğini ortaya koydu. Ancak işin dikkat çekici bir başka boyutu da bu gizli üsten havalanan İHA'lar. Çünkü bu İHA'ların, dört yıl öncesine kadar Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah Sisi'yi “katil”, “darbeci”, “zalim” diye hedef alan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın şirketi Baykar tarafından üretildiği tespit edildi. Tam da bu haberin kamuoyuna yansıdığı günlerde Erdoğan, Kahire'ye giderek Sisi'yle bir araya geldi. Müslüman Kardeşler iktidarının devrilmesinin ardından Ankara ile Kahire arasındaki gerilimli ilişkiler yeni yeni toparlanmaya başlanırken, bahse konu ziyarette önemli gelişmeler yaşandı. İki hükümet arasında imzalanan anlaşmalar, Doğu Akdeniz’de yeni bir ittifakın yolunun açıldığına dair yorumları gündeme getirdi. Varılan anlaşmalarla birlikte gerilimle geçen yıllar geride kalacak gibi duruyor. Çünkü Mısır'a mühimmat fabrikası kuruluyor, savunma sistemi ihraç ediliyor, ortak tatbikatlar artıyor ve istihbarat paylaşımının önü açılıyor.