Geride bıraktığımız pazartesi günü beklenen oldu ve Kuzey Kıbrıs’ın internet altyapısını 25 yıllığına ihalesiz olarak Türk Telekom ’a vermeyi öngören “Fiber Optik Protokolü” , bir haftalık engellemenin ardından KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde oyçokluğu ile onaylandı. Protokolün Meclis’te görüşülmesi sırasında çok sert tartışmalar oldu. Muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin ( CTP ) milletvekilleri, “uluslararası sözleşme” niteliğindeki bu protokolün ülke yararına olmadığını anlatmak için Meclis oturumlarında her ne kadar saatlerce dil döktülerse de üçlü koalisyon hükümetinin inadını kıramadılar. Kulislerde bu protokole karşı olduklarını söyleyen, ancak oylamada sözlerinin arkasında durmayan kimi iktidar milletvekillerinin de desteğiyle hükümet şimdilik bu engeli aşmış görünüyor. Ne var ki yasanın önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşınma olasılığı konuşuluyor. Erhürman , Meclis’te ve kamuoyunda “peşkeş protokolü" diye nitelenerek yoğun biçimde tartışılan bu sözleşme için, “Çok fazla Anayasa'ya aykırılık tartışması ve iddiası var. İtirazlar ve iddialar bu kadar açıkken Cumhurbaşkanlığı da Anayasa'nın kendisine verdiği görevden kaçmaz" değerlendirmesini yaptı. Erhürman ’ın eski CTP Genel Başkanı ve İdare Hukukçusu bir akademisyen olduğu anımsanırsa, toplumdaki bu beklentiyi karşılıksız bırakmayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Demem o ki Türkiye’de pişirilip KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile önceden imzalanmış Türk Telekom protokolünün uygulamaya girmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor... HER YERDE DİRENİŞ Kuzey Kıbrıs, görece demokratik bir ülkedir. Burada eylemsiz gün göremezsiniz! Gösteri, protesto, grev hiç eksik olmaz. Burjuva demokratik hakların kullanılması bakımından biraz İngiltere’ye benzer. Gösteri yürüyüşleri ve grev uygulamaları aşırı bürokratik kurallara bağlı değildir. Sendikalar, istedikleri zaman greve gidebiliyor. Bunun için dört işgününden önce Çalışma Bakanlığı’na ve işverene bildirimde bulunmak yeterli sayılıyor. Yirmi dört saati aşmayan grevlerde ise bildirim bile gerekmiyor. Her ne kadar zorunlu durumlarda Bakanlar Kurulu’nun grevleri erteleme yetkisi varsa da sendikalar artık bu yasakları tanımıyor! Kamu kuruluşlarında örgütlü sendikaların özgüvenleri çok yüksek, sesleri güçlü çıkıyor. Sürekli eylemlilik içinde olmalarını bu yüzdem kimse yadırgamıyor... Ekonomik istemler yanında siyasal gerekçelerle de grev yapıyor sendikalar. Zaten son yıllardaki kamu grevlerinde bu amaç çok belirgin biçimde görülüyor. Emekçiler sık sık Meclis’in ya da Başbakanlığın kapısına dayanıyor. Kamuda örgütlü beş büyük sendikanın “Yolsuzluğa, Yoksulluğa ve Yok Oluşa Hayır” belgisiyle başlattığı eylemler günlerdir sürüyor. Eylemlere muhalefet partileriyle demokratik kitle örgütleri de destek veriyor. Bu eylemlerde UBP-DP-YDP Hükümeti protesto edilirken erken seçim isteği güçlü biçimde seslendiriliyor... Türkiye’de sendikaların erken seçim için sokağa çıktığına tanık olmadığımız için bu eylemlerin siyasal niteliğini önemsiyoruz. SENDİKA HAKKI İÇİN MÜCADELE Kuzey Kıbrıs’ta özel sektör işçilerinin başlattığı EKTAM Grevi de yaklaşık yirmi gündür sürüyor. Bu işçiler, Anayasal haklarını kullanarak Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu DEV-İŞ ’e bağlı Emek-İş Sendikası ’nda örgütlendikleri için işten çıkarılınca greve başladılar. (Kıbrıslılar işten çıkarmaya “işten durdurma” diyorlar.) Tüm emek örgütleri, EKTAM işçilerinin eylemine özel bir anlam yüklüyor. Çünkü bu grevin, özel işyerlerinde sendikasız çalışan emekçiler için örgütleme yolunu açacağını düşünüyorlar. Halk da grevci işçileri yalnız bırakmıyor. CTP milletvekillerinin yanı sıra Meclis’te temsil edilmeyen sosyalist partiler de işçilere her yönden destek veriyor. Meclis Genel Kurulu’nda konuşan CTP milletvekilleri, Kuzey Kıbrıs’ta sendika üyeliğinin anayasal güvence altında olduğunu anımsatarak, sendikayı tanımadığını açıklayan işverene hükümetin yaptırım uygulanmasını istediler. EMEKÇİLERİN KAZANIMLARI Türkiye’de asgari ücret 28.075 TL. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ise bunun yaklaşık iki katı: 52.738 TL. Ama Kıbrıs’taki sendikalar bu miktarı yetersiz bularak itiraz ettiler. Türkiye’de emeklilerin bayram ikramiyesi 4 milyon mu 5 milyon mu olsun diye tartışılırken, Kıbrıs’ta kamu çalışanlarına her yıl bir maaş tutarında ikramiye ödeniyor. Çalışanların bu önemli kazanımına “13. Maaş” deniyor. Ama şunu da belirtmemiz gerekiyor: Kuzey Kıbrıs’ta yaşam pahalılığı, Türkiye’nin yaklaşık iki katı. Eskiden Rumlar alışveriş için Kuzey’e gelirmiş. Durum şimdi tersine dönmüş. Türkler, yarı fiyatına alışveriş yapmak için akın akın Güney’e gidiyor. İnsanlar Güney bölgesinde ucuz et kuyruğuna girerken Kuzey’deki kasaplar et satamamaktan yakınıyor... Kuzey Kıbrıs’ta bir de yılan hikâyesine dönmüş bir yakıt ve enerji sorunu var. Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ( KIB-TEK ) ile bu kurumda örgütlü sendika EL-SEN arasında yıllardır büyük bir kavga sürüyor. Taraflar birbirini suçluyor; bakanlar ve yöneticiler değişiyor ama ülkenin enerji sorunu bir türlü çözülemiyor! Başbakan, “Bir gün bile halkı karanlıkta bırakmadık” dese de elektrikler bazen günde iki kez kesiliyor! İnternet bağlantıları da öyle. Elektrik kesilince yaşam duruyor. Ama Başbakanın bundan haberi yok! Belki de bu yüzden “Boşbakan” diye eleştiriyor onu muhalefet sözcüleri...