Köşemi Laiklik Bildirisi ile ilgili yazmıştım ama dün sabah “ Pakistan Afganistan’a savaş ilan etti! ” manşetleriyle uyanınca o biraz beklesin, bugün Pakistan-Afganistan-ABD üzerinden bir şey yazayım dedim. “ ABD ne iş? ” derseniz, işte Trump ’a bitirebileceği bir savaş daha. Birkaç gün sonra bunu da bitirdiği savaşlar listesine ekleyebilir. Pakistan “ Sabrımız taştı, Afganistan ile açık savaşa girdik ” dedi; Kabil vuruldu, Taliban yönetiminin önemli askeri pozisyonları yok edildi. “ Sen plan yaparsın Allah karar verir! ” diyen Afgan atasözünü hatırladım ama bir değişiklikle bizim “ gülme ” diye başlayan atasözü de uyar: “ Yapma komşuna gelir başına! ” Pakistan savaş ilan etmek zorunda kalışını; Taliban yönetiminin ülkeyi Hindistan ’ın yörüngesine soktuğu, kendisinin terör örgütü olarak tanımladığı “ Pakistan Talibanı ”nı desteklediği ve Pakistan ’a saldırılar düzenleyen gruplara engel olmadığı gibi gerekçelere dayandırıyor. İki ülkenin Durand Hattı denilen 2.611 km uzunluğunda kontrolü hiç kolay olmayan bir sınırı var. Taliban yönetiminin bu sınırı kontrol etmesi zor, ancak buradan Pakistan ’a saldırılar düzenleyen grupları kontrol etmeyi isteyip istemediği de ayrı konu! Şimdi geleyim o iki atasözüne… Afganistan ’a gidip geldim. Mücahitlerin Kabil ’deki “ komünist ” Necibullah yönetimiyle çatışmalarını izledim. Kabil düştükten bir süre sonra vahşi bir şekilde öldürülen Necibullah ’la iki kez röportaj yaptım. Necibullah , kendilerine karşı direnişin başlamasını; toprak reformuna karşı çıkan ağaların köylüleri “ toprak Allah’ın mülkü ” diye kışkırtmaları ve eğitim reformuyla köylerde kızların da okula alınmalarına gösterilen tepkiye bağlamıştı. Böyle başlayan “ isyan ”ın, Gen. Hamid Gul yönetimindeki Pakistan İstihbaratı tarafından, CIA ’nın da desteğiyle, örgütlenip eğitildiğini söylüyordu. Şimdi, kendisine saldıranları desteklemekle suçladığı ve savaş ilan ettiği Taliban ’ın kökeninde Pakistan ’ın organize edip eğittiği mücahitler var. “ Yapma komşuna gelir başına! ” Konvansiyonel bir savaşta Afganistan ’ın Pakistan ’la baş etmesi mümkün değil. Öte yandan, gerilla savaşında süper güçlerin bile Afganistan ’ı alt edemediği bir gerçek. Uzun sürecek bir savaş, ekonomik sıkıntılar içinde çırpınan iki ülkeye sadece yıkım ve ölüm getirecek. Şimdi Hindistan-Pakistan savaşını bitirmekle övünen Trump için bir fırsat daha doğuyor. Ne demişti o tarihin en uzun Birliğin Durumu konuşmasında: “ Tanrı mucizelerini gerçekleştirmek için bir ulusa ihtiyaç duyduğunda kime başvuracağını tam olarak bilir! ” Tanrı’nın bildiği kullardan saklanır mı? Dünyaya nizam ve barışı Trump getirecek! Biz o nizam için İran ’a vurdu vuracak mı diye beklerken, savaş Pakistan-Afganistan arasında patladı. Biraz kan dökülsün, tarafların silah ihtiyacı biraz daha kabarsın, Trump ’ın barış eli buraya da ulaşır! Trump ’ın buralara uzanan eli ne hikmetse ABD ’nin içine ulaşmıyor. The Nation , Trump ’ın ulusa seslendiği konuşmayı “ Birliğin Durumu, Güçten Düşen Bir Güçlü Adam İçin Düzenlenmiş Bir Mitingdi ” başlığıyla haberleştirmiş; içeride sıkıştığını ve “ İran’a yönelik bir saldırının büyük olasılıkla hızla bir askeri bataklığa sürüklenmeye yol açacağı uyarısında ” bulunanlara kulak asmadığını yazıyordu. Dergiye göre; “ Tüm bu yolsuzluk, aptallık ve otoriter sefaletin sonucu olarak Trump anketlerde tarihî bir düşüş yaşadı; onay oranı şimdi içler acısı yüzde 37’de. Başka bir ankette ise katılımcıların yüzde 61’i—Cumhuriyetçilerin yüzde 30’u dâhil—Trump’ın ‘yaşla birlikte dengesizleştiğini’ söylüyor. ” Yazı, “ Trump ekonomik durgunluk ve kana susamış, yasa dışı bir toplu gözaltı ve zorla sınır dışı etme kampanyası ortasında kamu desteğini kan kaybeder gibi yitiriyor—ve alay ve gösteri dolu klasik cephaneliğindeki hiçbir şey onun siyasi serbest düşüşünü tersine çevirecek gibi görünmüyor ” diye bitiyor. Tüh, Trump düşerse bütün bu savaşları kim bitirecek?