27 Şubat’tan 27 Şubat’a; Kriz ve gerginlik geçici mi?

MESAJIN ANLATTIKLARI Bir yıl önce -27 Şubat 2025- örgüte kongre toplayıp kendini feshetme ve silah bırakma çağrısı yapan Öcalan, ikinci 27 Şubat mesajında topu iktidarın sahasına attı. İki sayfalık mesajda artık " negatif barıştan pozitif barışa " geçilmesi gerektiğini belirtti, 'demokratik entegrasyonun' Cumhuriyet'in başlangıcı kadar önemli olduğunu ifade etti. " Demokratik entegrasyon " vurgusunun sıklıkla yapıldığı mesajda, bunun hukuki zeminde kalıcılaştırılması gerektiğini kaydetti. Süreç bağlamında mevcut kriz ve gerginliğin ise geçici olduğunu belirtti. Öcalan, bu süreçte vatandaşlık ilişkisinin " millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak " kurulması gerektiğini de belirterek, " Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de empoze edilmemelidir " ifadelerini kullandı. Kürt siyasetinin bir yıllık süre zarfında kendilerinden beklenen adımları attığını vurgulayan Öcalan’a göre yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. MESAJIN ANLATMADIKLARI Öcalan somut adım atma sırasının iktidarda olduğunu kaydetse de rejimin bu yönde adım atma niyeti olmadığı görülüyor. 18 Şubat’ta Meclis Komisyonu’nda kabul edilen 82 sayfalık süreç raporu , rejimin soruna yaklaşımını net bir şekilde gözler önüne seriyor. - Bir kez dahi Kürt sorunundan bahsedilmeyen raporda tüm mesele “ güvenlik parantezi ”ne sıkıştırılıyor. - Mesele Türkiye’nin demokratikleşmesi meselesi değil, sorunun varlığını dahi kabul etmeyen tek adam rejimi adı konmayan süreç üzerinden “iç cephe tahkimatı” yapıyor. -Hızlandırılmış süreç Suriye ile başladı , Rojava’daki gelişmelerle bağlantılı olarak ilerledi, Ortadoğu’da yaşanacaklarla ilintili olarak da yol kat edecek. - Muhalefeti bölmek , Kürtleri yapabildiği kadarıyla yanına çekmek ve seçime doğru gidilirken kendi rejimini tahkim etmek amacıyla bu yola girildi. Bir tarafta otoriterlik diğer tarafta demokrasi mi? Mevcut inkârcı tek adam rejimi ülkeyi hızla otoriter bir yönelime sürüklerken İmralı mesajında ısrarla vurgulanan “demokratikleşme” nasıl olacak? Rejim elini açık oynuyor, çok da gizlisi saklısı yok. Anayasaya rağmen Erdoğan’ı bir kez daha seçtirmek için her türlü yol ve yönteme başvuracağını açık bir biçimde gösterirken "negatif barıştan pozitif barışa" geçilmesi mümkün mü? Amerikan emperyalizminin Ortadoğu politikalarına entegre şekilde yol alan iktidarın atacağı adımları Washington’ın bölgesel planlarından bağımsız okumak ne yazık ki mümkün değil. AKP-MHP ortaklığı ABD’nin Ortadoğu politikalarına uyumlu bir hat izleme karşılığında içeride kendilerine açtıkları alan üzerinden tüm bir muhalefeti baskılıyor. Rejim bırakın demokratikleşmeyi bu yönde sinyaller dahi vermezken , içeride ve dışarıda tamamen "güvenlik ve terör" vurguları üzerine siyaseti yeniden kodluyor. Bu güvenlikçi dil, demokratikleşmenin, normalleşmenin önünü kapatan boğucu bir iklim sunuyor. Kürt siyaseti cephesinde Öcalan’ın açıklamalarıyla somutlaşan irade, şiddet dilinin terk edilmesi ve sivil demokratik siyasete tam geçiş yönünde. Ancak DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek’in de vurguladığı gibi gelinen noktada, çözümün adını koymaktan bile imtina eden bir "handikap" ile karşı karşıyayız. MUHALEFETİ PARALİZE ET VE KÜRT SİYASETİNİ OYALA Kuşkusuz ki silahların susması, akan kanın durması, sorunun şiddet yoluyla çözülmesinden vazgeçilmesi önemli. Ancak tüm bunların Kürt sorununun çözümü konusunda gerçek bir çözüm umudu yaratmaktan uzak olduğu da bir başka gerçek. Tek adam rejiminin hamleleri, bir çözümden ziyade muhalefeti paralize etme ve Kürt siyasetini oyalama stratejisi gibi görünüyor . Saray rejiminin bu siyasi hesabına prim verilmemesi gerekiyor. Süreç Kürt sorununun kabulü üstüne başlatılmadığı için her aşaması da bu reddiyeyi kayıt altına aldı. AKP-MHP’ye göre ortada bir sorun olmadığı için haliyle çözümü de olamazdı ve mesele “bir terör” meselesiydi. PKK’nin kendisini feshetmesi, silah bırakması ve ülke sınırları dışına çıkmasıyla mesele de büyük oranda halledilmiş oldu. Gerek komisyon raporunun kabul edildiği 18 Şubat gerekse de 27 Şubat’taki İmralı’dan gelen mesaj süreçte ikinci aşamaya geçildiğini kaydetse de rejim katında değişen bir şey yok . İkinci aşama ilkinden de sancılı ve belirsizliklerle dolu. Öcalan İmralı'dan gönderdiği mesajda " İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır" derken rejimin bu "kriz iklimini" seçimlere kadar devam ettirip yeni bir konsolidasyon peşinde koştuğunu söylemeye gerek yok.