Meydanlarda partisine katılımları örnek gösterip, diğer partilerin üye ve seçmenlerine “CHP, Türkiye’nin baba evi, hepimizin evi, herkese yer var” çağrısı yapan ana muhalefet lideri Özel, söz konusu bizzat kendi partisi içindeki muhalifler olduğunda baba evi, ocağı falan takmıyor... CHP’lilerin, kendilerini diğer partilerden ayıran en önemli özellik, demokrasinin gereği, çok seslilik dedikleri aykırı ses çıkaranlar değil partide yer bulmak, istifaya zorlama ya da ihraç yöntemiyle bir şekilde baba evinden kapı dışarı ediliyor...Varsa yoksa hala bitmeyen parti içi hesaplaşmalar ön planda hep... Özellikle de önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun arınma içeren çıkışı sonrasındaki hem yeni hem eski CHP’li bazı vekillerin aynı paralelde şimdiki Genel Başkan Özel’e ayrı ayrı yazdıkları mektuplar ve bazı eski ilçe belediye başkanlarının da buna destek vermesi nedeniyle... Bunların artarak devam etmesinden kaynaklı olarak da CHP’nin fay hatlarındaki zaten var olan hareketlilik ve stres yükü daha da artmış halde... Arınma denildiğinde kastedilenin kim olduğu, muhatabının adresi belli, İBB iddianamesinde birinci derecede adı geçenler olduğu bilinmesine rağmen mesele tam anlamıyla CHP’lilik kavgasına dönüşmüş durumda... Aynı çatı altında “CHP’liyim” diyenler birbirlerine tahammül edemiyor, diğerini CHP’li olarak görmek istemiyor. Parti içi muhalefetten gelen cılız çıkışlar, sesler bile hainlik olarak yaftalanıyor, arkasında da iktidar partisi yönlendirmesi varsayılıyor… Çok seslilik meselesine bakışta hoşgörü falan kimsenin umurunda bile değil... Muhaliflik pozisyonu olduğunda ismi, parti aidiyetine bakılmaksızın anında Disiplin Kurulu devreye girip bileti kesiliyor...Bu bağlamda son bir yılda eski-yeni vekil, PM üyesi dahil çok sayıda kişi partiden ihraç edildi. CHP denilince akla gelen isimler, ağır abiler bile bu linç ikliminden nasibini aldılar... Hem de savunmaları bile alınmaksızın...Bu görüntüye de sürekli yenileri ekleniyor ve parti içi dalgalanmaların arkası kesilmiyor... ★★★ Tabi buna dönük CHP içinden gelen tepkilerde...Mesela şimdilik son 30 eski ilçe başkanının ihraç edilmesi üzerine kendilerini “gerçek CHP’liler” olarak tanımlayan mevcut CHP’li milletvekillerinden bazıları diyorlar ki: “Partimizin siyasi rakibi kendi üyeleri değil, ülkeyi yöneten iktidardır...” Bu anlamda yine parti içinden, daha başka dinamiklerden gelen sesler de şöyle: “Siyasetin temeli güvendir, güven vermektir. Seçmen tercihi CHP’ye akmıyorsa bunun sorgulanması gerekir öncelikle… 30 eski ilçe başkanını talimatla partiden atarsan sana oy vermek niyetinde olan ‘kendi adamına bunu yapan iktidara gelirse bana ne yapar’ diye düşünür. Bu rövanşist duygudan kurtulması gerekir CHP’nin... Kendi iç hesaplaşmalarıyla sokağı tedirgin etmemesi gerekir...” Bunları Özel ve Genel Merkez ne kadar önemsiyor ya da dikkate alıyor denildiğinde ise CHP’nin eski-yeni kadroları arasında ciddi bir kopuş olduğu görülüyor...Hele de arınma sözcüğü, çağrılarına asla tahammül olmadığı dikkat çekiyor. Nitekim şimdi de geçtiğimiz günlerde 42 CHP’linin katılımıyla Ankara’da gerçekleşen ve yine yolsuzluk iddialarından arınma çağrılarının dillendirildiği toplantıya dönük rahatsızlıklar konuşuluyor. Hatta toplantıya katılan bazı vekillerin ihraç edilme iddiaları bile söz konusu... CHP arınalım diyenden arınıyor yani... ★★★ Özel ve CHP artık yaklaşan seçim değil hâlâ kurultay havasında belli ki...Yoksa normalde kurultay süreçleri bittiğinde ne denir? Kurultay, kurultay salonunda kaldı, tartışmaları bırakıp önümüze bakalım. Yani kurultayı kazanan, kızgın, küskün kaybedenlere karşı kucaklayıcı, kapsayıcı olur. Ama göründüğü kadarıyla burada kazananlar, kaybedenlerden daha öfkeli ve kızgınlar. İkisi olağan ikisi olağanüstü dört kurultay geçmesine rağmen bu öfke sönümlenmiyor… Aksine daha da harlanıyor...Parti içi muhalefeti özellikle de önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na yakın duranları tasfiye etmek dışında pek adım atmayan Genel Merkez bir bütün olarak CHP’yi inşa etmek yerine tek ses olarak kontrol altına alacakları bir hizip hareketi yürütüyor ısrarla… Hal böyle olunca da CHP’nin ülkeye iktidar iddiası, adımları değil, içe dönük yaptığı hamlelerle yarattığı kendi kabuğuna çekilme, mevcut kendi yapısını koruma havası konuşuluyor daha çok...